padişah ile cümle

padişah kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Hümaşah’ın vekili Kızlar Ağası, Padişahın vekili de Sadrazam idi.Sweder II van Zuylen van Beverweerd ridder en heer van Beverweerd (ca.
Bu divana katılanlar Kuran üzerine yemin ederek padişaha sadık olacaklarını bildirdiler.Zij beperken de beloften tot zaligheid tot hen die inwendig in het verbond begrepen zijn.
Bir gün ülkenin padişahı hastalanmış.Op een dag was een Chinese keizer ziek.
Fakat artık eski gücü yoktu çünkü padişah da artık onun karşıtlarıyla işbirliği halindeydi.Hij was hier niet meer toe in staat, omdat hij zelf ook zijn mutantenkrachten had verloren.
Ben padişah değil miyim?Het is geen parochiekerk.
Bostancıbaşı Padişahım!Gezegende boer!
Bu hukuk sisteminde yasama yetkisi padişaha aittir.Op dit reglement zelf heeft de raad instemmingsrecht.
23 Aralık 1876 tarihinde padişahın bir yazısı ile (hatt-ı hûmayun) kabul ve ilân edildi.In een besluit van 14 oktober 1897 wordt zijn rapport aangenomen en vastgelegd.
Padişah kadına '' peki bu mahallenin adı ne?'' diye sorar.'Hoe heet je echtgenoot?' vroeg een van de broers.
Padişahın mührünü taşırdı.De koning hief de rijksacht op.
Ancak bu düzen I. Murat'ın padişahlık döneminde değişmiştir.Ze werden voor het eerst opgericht tijdens de regeerperiode van Murat I .
1623 yılında öz ağabeyi IV. Murad padişah oldu.Hij volgde in 1640 zijn broer Murat IV op.
Padişah yakınıyla evlenenler eski karılarını boşamak zorundaydılar.De Sabijnse vrouwen waren echter inmiddels van hun nieuwe echtgenoten gaan houden.
Padişahın hizmetinde bulunup, ona en yakın arkadaşlarından biriydi.Zij verbleven daar bij de koning, in zijn dienst.
Bu yüzden yeni padişahın cülûsunu ilân eden hatt-ı hümâyunda meşrutiyet vaadinin yer almasını engelledi.Hij heeft niet voor niets de bijnaam van de ridder met het treurige voorkomen.
Bu, padişahın diğer hükümdarlar tarafından üyeliğinin tanınmasını sağladı.Hiermee werd aangegeven dat de koning de oppermacht had over heersers van de andere rijken.
Daha önce hiçbir padişah hacca gitmemişti.Er heeft nooit een haan naar gekraaid.
Özellikle Yeniçeriler artık padişaha karşı gelmekteydi.Vooral de Gentenaars gingen lelijk te keer.
Gel zaman git zaman, padişahın karısı ölür.Jaren verlopen en de heer des huizes sterft.
Kanunnâmede de belirtildiği gibi defterdar padişah malının vekili idi.Omwille van zijn verzoenende strekking werd het boek tot manifest van de gematigden verheven.
Bir zamanlar yaşlı bir İsfahan Padişahı, mirasını bırakacak bir erkek evladı olmadığı için üzülmektedir.Hij is een oude man die droomt van een erfgenaam aan wie hij zijn bezittingen kan nalaten.
Bu arada genç padişah: - Şeyhim, der, bir arzunuz varsa söyleyin de yapalım.Maar ik zei: Nee, zeg ben je gek, stel voor dat ze het doen.
Öncesinde, padişah tuğraları devlet nişanı yerine geçiyordu.Een dag eerder waren ook de leiders van de belangrijkste staatsbedrijven vervangen.
Kapı ağası ise bu telhisi padişaha takdim ederdi.De inrijpoort van deze hoeve is voorzien van een duiventoren.
Padişahlar, bu hazineyi istedikleri şekilde kullanıyorlardı.Deze troopleaders kunnen dat goud gebruiken naargelang zij dat willen.
Ancak bu tasarım padişahın onayını alamayınca proje rafa kalktı.De opdrachtgever kan er daardoor niet zeker van zijn, wanneer het project zal zijn afgerond.
1506/1507’de eseri padişaha takdim edip karşılığında elli bin akçe aldı.In 1506-1507 stelde hij vier kapelaans aan.
Padişahın bu seferi, Macaristan'ı telaşlandırdı.Dit keer viel de eer te beurt aan Mongolië.
Padişah ve sadrazam kılıklarını değiştirip halkın arasına indiler.De sultan en de vizier vermomden zich en begaven zich onder het volk.
Bu haber padişaha ulaşınca Padişah; "Vah Kullarım!" demiş.Zgodnie bowiem ze słynnym hadisem Bóg powiedział: "Moje miłosierdzie jest przed moim gniewem".
Bir gün ülkenin padişahı hastalanmış.Pewnego dnia mistrz poczuł się chory.
Padişahın dört oğlu (İsa, Musa, Mehmet, Süleyman) arasında kavgalar çıkmıştır.Żonaty (żona Ewa), ma czwórkę dzieci (trzech synów i córkę).
Fakat kadın padişaha bir bardak ayran getirir.Hrabina posyła mu więc butelkę szampana.
Padişah kışı Edirne'de geçirdi.Akcja tego opowiadania toczy się w Edynburgu podczas zimy.
Bu arada genç padişah: - Şeyhim, der, bir arzunuz varsa söyleyin de yapalım.Po prostu powiedzieliśmy chłopom: róbcie co chcecie – i poszliśmy.
Ben padişah değil miyim?Nie byliśmy purystami.
Bu fetva üzerine padişah kendisine elmas yüzük hediye etmiştir.Wtedy odszedł od Niej anioł.”.
2. sezonda padişahlık dönemi Metin Akdülger tarafından canlandırılmaktadır.VIII sezonu serialu Kości został zadedykowany pamięci aktora.
İki padişah döneminde yaptığı sedareti 5 yıl 1 ay sürmüştür.W krainie zwanej Bezruchem piąta pora roku trwa już dwa lata.
Kütüphanede bulunan kitapların bazıları padişahın saray kitaplığından gönderilmiştir.Członkowie Bractwa zapisani będą do księgi brackiej.
Daha önce hiçbir padişah hacca gitmemişti.Nikt nigdy nie widział Szuracza.
Padişahtan tek eksiği hilafet tuğudur.Drugim był miesięcznik Bezbożnik.
Padişahların sefere çıkmama geleneğini başlatmıştır.Na dwór książęcy powróciły dawne obyczaje.
Osmanlı padişahı III. Mustafa bu durumu protesto ederek 25 Eylül 1768 tarihinde Rusya'ya savaş açtı.Powołując się na ten casus belli sułtan Mustafa III wypowiedział wojnę Rosji 25 września 1768.
Milli mücadele, ülkenin işgalden kurtuluşu ile sonlanır, padişah ülkeyi terk eder.Aby zapobiec zbliżającemu się nieszczęściu, bohater opuszcza dom.
1561 veya 1562, İstanbul), Osmanlı Padişahı I. Süleyman'ın eşi.1497- 1561 lub 1562 w Stambule) – żona sułtana Sulejmana, władcy Imperium Osmańskiego.
Padişah pencereden görünmek zorunda kaldı.Gdy radar zagląda ci do okna.
Fatih zamanında da dîvân her gün toplanmakta olup, haftada dört gün padişahın huzaruna arza girilirdi.Całość fermentowała, przy czym po ok. tygodniu masę codziennie mieszano.
İsmini padişahın mührünü taşıyan kişilere verilen addan alır.Zastanówcie się, panowie, nad tytułem, jaki nosić winien władca.”
1430 - Osmanlı Padişahı II. Murad, Selanik'i fethetti.1430 – Sułtan Imperium Osmańskiego Murad II zdobył Saloniki.
Padişahın huzuruna gerektiği zaman çekinmeden çıkabilme yetkisine sahipti.Król, chcąc nie chcąc, musiał dotrzymać słowa.
İç hazine ise padişaha aitti.Majątek Wierzchnie należał do Śnitków.
İki yıl sonra padişah kilisenin tapusunu da göndermiştir.Trzy lata później biskup nadał jej dwie włóki ziemi.
Hatta padişah önünde hançerler çekildi.Na jej czele stanął Mečys Gedvilas.
Meşruti padişahlık.Eucharystia zmediatyzowna.
İki yıl sonra padişah kilisenin tapusunu da göndermiştir.Några år senare gjorde han även kyrkans takmålningarna.
Kış ise can sıkıcı ve bunaltıcıdır; zalim bir padişaha benzetilir.Den håller ingen vinterdvala men kan tidvis falla i ett stelt tillstånd (torpor).
Bâkî de divanını padişahın emriyle düzenleyerek ona sundu.Själv hyste han högtflygande planer på att utvidga sin makt och trygga dess ärftlighet.
Daha önce hiçbir padişah hacca gitmemişti.Något som ingen häst hade gjort innan.
Bu bölge padişahların hasbahçesi olarak da kullanılmıştır.De har också använts som mat av lokala herdar.

İlgili Sayfalar