Orada akan bir pınar var.There is a stream of running water in it;
Dediler ki: "Bizim için yerden bir pınar fışkırtmadığın sürece sana asla inanmayacağız!"And say: "We will not believe you until you make a spring of water gush forth from the earth for us;
Bunun üzerine biz onları bahçelerinden, pınarlarından çıkardık.So We made them leave the gardens and springs of water,
Bahçeler, pınarlar."And orchards and springs.
"Bahçelerde, pınarlarda."In these gardens and these springs,
Onda hurmalardan, üzümlerden bahçeler oluşturduk, ondan pınarlar fışkırttık;We have laid out gardens of dates and grapes upon it, and made springs of water flow,
Geriye nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.How many gardens and fountains did they leave behind,
Bahçelerde, pınar başlarında.In the midst of gardens and of springs,
Bir pınar ki, orada, selsebil diye anılır.From a spring by the name of Ever-flowing-Salsabil.
Akıp duran bir pınar vardır orada,There is a stream of running water in it;
Ama (sonunda) biz onları (Firavun ve kavmini), bahçelerden, pınarlardan, çıkardık.So We made them leave the gardens and springs of water,
Onlara pınardan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.With cups from a flowing stream being passed around,
Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.In the midst of gardens and of springs,
(Bu,) Allah'ın has kullarının içtikleri ve akıttıkça akıttıkları bir pınardır.From a spring of which the votaries of God will drink and make it flow in abundance.
(Bu şarap) orada bir pınardandır ki adına Selsebil denir.From a spring by the name of Ever-flowing-Salsabil.
Şüphesiz (o gün) takva sahipleri, gölgeliklerde ve pınar başlarında,Those who take heed for themselves and fear God, will be amidst shade and springs of water,
Onlara kaynar su pınarından içirilir.Given water from the boiling spring to drink.
Orada (cennette) devamlı akan bir pınar,There is a stream of running water in it;
Ama (sonunda) biz, onları (Firavun ve kavmini) bahçelerden, pınarlardan,So We made them leave the gardens and springs of water,
"Cennet gibi bağlar, bahçeler, pınarlar ihsan etmektedir."And orchards and springs.
Biz orada hurmalıklardan, üzüm bağlarından bahçeler yaptık. İçlerinde pınarlardan sular fışkırttık.We have laid out gardens of dates and grapes upon it, and made springs of water flow,
İçenlere lezzet veren, pınardan doldurulmuş bembeyaz bir kadehle onların etrafında dolaşılır.With cups from a flowing stream being passed around,
Onlar neler bırakmışlardı, ne bahçeler, ne pınarlar!How many gardens and fountains did they leave behind,
Bu orada bir pınardır ki, adına "selsebil" derler.From a spring by the name of Ever-flowing-Salsabil.
Kuşkusuz takva sahipleri gölgeler altında ve pınar başlarındadır.Those who take heed for themselves and fear God, will be amidst shade and springs of water,
Ve “Biz” dediler; “Sana asla inanmayacağız. Ta ki yerden bir pınar akıtasın.And say: "We will not believe you until you make a spring of water gush forth from the earth for us;
Orada üzüm bağları ve hurmalıklar yaptık, orada pınarlar fışkırttık.We have laid out gardens of dates and grapes upon it, and made springs of water flow,
İkisinde de akıp giden iki pınar vardır.With two springs of water flowing through them both. --
Bunlarda da kaynayan iki pınar var.With two fountains gushing constantly, --
Bu içecekler, adı Selsebil olan pınardandır.From a spring by the name of Ever-flowing-Salsabil.
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise o gün gölgeliklerde, pınar başlarındadırlar.Those who take heed for themselves and fear God, will be amidst shade and springs of water,
Orada akan berrak pınarlar...There is a stream of running water in it;
"Üstelik bahçeler, pınarlar..."And orchards and springs.
"Bahçeler, pınarlar, "In these gardens and these springs,
Orada hurma ağaçları ve üzümlerden oluşan bağ ve bahçeler yetiştirdik ve pınarlar fışkırttık.We have laid out gardens of dates and grapes upon it, and made springs of water flow,
Onlara pınarlardan doldurulmuş kadehler sunulur.With cups from a flowing stream being passed around,
Onlar geride neler bırakmışlardı: Bahçeler, pınarlar,How many gardens and fountains did they leave behind,
Bahçeler ve pınarlar içerisinde.In the midst of gardens and of springs,
Yerden de pınarlar fışkırttık. Nihayet sular, daha önce belirlenmiş seviyeye ulaştılar.And We opened up the springs of the earth; and the waters met for a decreed end.
İçlerinde akan pınarlar vardır.With two springs of water flowing through them both. --
Erdemliler gölgeliklerde ve pınarlar arasında...Those who take heed for themselves and fear God, will be amidst shade and springs of water,
Ki o, (Tanrı'ya) yakın olanların içtiği bir pınardır.A fountain from which only they who are honoured drink.
Kaynar bir pınardan içirilirler.Given water from the boiling spring to drink.
(Şeytana uymaktan, küfür ve isyandan) korunanlar ise cennetlerde, pınar başlarındadırlar.Indeed the pious are amidst Gardens and springs.
Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır.Indeed the pious are amidst Gardens and springs.
Şüphesiz muttaki olanlar, cennetlerde ve pınarlardadırlar;Indeed the pious are among Gardens and water springs.
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, cennetlerde, pınar başlarındadırlar.Indeed the pious are amidst Gardens and springs.
Şüphe yok ki çekinenler, cennetlerdedir, pınar başlarında.Indeed the pious are among Gardens and water springs.
Sakınılması gereken şeylerden sakınanlar ise cennetlerde pınarlar içindedir.Indeed the pious are amidst Gardens and springs.
Şu da bir gerçek ki, sakınıp korunanlar bahçelerde ve pınar başlarındadır;Indeed the pious are among Gardens and water springs.
Şüphesiz ki Allah'a isyandan sakınanlar, cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar.Indeed the pious are among Gardens and water springs.
Allahtan korkanlar, elbette cennetlerde ve pınarların başındadırlar.Indeed the pious are amidst Gardens and springs.
Şeytana uymaktan korunan müttakiler ise cennetlerde ve pınar başlarındadırlar.Indeed the pious are amidst Gardens and springs.
Ama müttakiler bahçelerde, pınar başlarındadırlar.Indeed the pious are among Gardens and water springs.
Erdemliler ise bahçeler ve pınarlar içindedir.Indeed the pious are amidst Gardens and springs.
Erdemliler cennetlerdedir, pınar başlarındadır.Indeed the pious are among Gardens and water springs.
Vurunca taştan on iki pınar fışkırmıştı.We said: smite With thy staff the stone.
Derhal ondan oniki pınar fışkırdı. Her kabile içeceği yeri belledi.Then gushed forth therefrcm twelve springs: every people already knew their drinking-places.
Bunun üzerine o taştan on iki pınar fışkırmış, her bölük kendine mahsus pınarı bilmişti.We said: smite With thy staff the stone.
Ve yardık/fışkırttık yeryüzünü pınar pınar.And We caused the earth to gush forth with springs.