Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Tes sources doivent-elles se répandre au dehors? Tes ruisseaux doivent ils couler sur les places publiques?
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Tidak ada gunanya bagimu mencari kenikmatan pada orang yang bukan istrimu
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Vuotaisivatko sinun lähteesi kadulle, toreille sinun vesiojasi!
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Ας εκχεωνται εξω αι πηγαι σου, και τα ρυακια των υδατων σου εις τας πλατειας
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Вън ли да се изливат изворите ти, И водни потоци по улиците?
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?Пусть не разливаются источники твои по улице, потоки вод – по площадям;
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?יפוצו מעינתיך חוצה ברחבות פלגי מים׃
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?لا تفض ينابيعك الى الخارج سواقي مياه في الشوارع.
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?你 的 泉 源 豈 可 漲 溢 在 外 . 你 的 河 水 豈 可 流 在 街 上
Pınarların sokakları, Akarsuların meydanları mı sulamalı?你 的 泉源 豈 可 漲溢 在外 . 你 的 河水 豈 可 流 在 街上
Pınar Selek destekçileri taşıdıkları pankartla beraat kararı istediler.Les sympathisants de Pınar Selek manifestent contre le verdict du tribunal.
Pınar Selek destekçileri taşıdıkları pankartla beraat kararı istediler.و ساندها صحفي آخر كونيت ازدمير بكتابته:
Pınar Selek kendi twitter hesabında karar öncesi verilen arada mahkeme kapısı önünde toplanmaya çağırdı:Es muy importante reunirse frente a la Puerta C de la Corte Caglayan.
Pınar Selek patlamadan iki gün PKK üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı.Pinar foi presa dois dias após a explosão; as autoridades turcas acreditavam que ela era membro do PKK.
Pınar Selek patlamadan iki gün PKK üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı.Pinar Selek fue arrestada dos días después de la explosión; las autoridades asumieron que era miembro del PKK.
Pınar Selek patlamadan iki gün PKK üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı.Pınar Selek venne arrestata per la sua presunta militanza nel PKK.
Pınar Selek patlamadan iki gün PKK üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandı.Η Pinar Selek συνελήφθη δύο μέρες μετά από την έκρηξη και οι αρχές υπέθεσαν ότι ήταν μέλος της PKK.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.A najde jo angel GOSPODOV pri studencu v puščavi, pri tistem studencu, ki je na potu v Sur;
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.De Engel van de HERE vond Hagar bij een woestijnbron langs de weg naar Sur.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Então o anjo do Senhor, achando-a junto a uma fonte no deserto, a fonte que está no caminho de Sur,
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.És találá õt az Úrnak angyala egy forrásnál a pusztában, annál a forrásnál, a mely a Súrba menõ úton van.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.I znalazł ją Anioł Pański u źródła wód na puszczy, nad źródłem, przy drodze Sur.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Ja Herran enkeli tapasi hänet vesilähteeltä erämaassa, sen lähteen luota, joka on Suurin tien varressa.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.여호와의 사자가 광야의 샘곁 곧 술 길 샘물 곁에서 그를 만나
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.La trovò l'angelo del Signore presso una sorgente d'acqua nel deserto, la sorgente sulla strada di Sur
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Malaikat TUHAN menjumpai Hagar di dekat mata air di padang gurun, di jalan yang menuju ke padang gurun Sur
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Men HERRENS ängel kom emot henne vid en vattenkälla i öknen, den källa som ligger vid vägen till Sur.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Men HERRENs Engel fandt hende ved Vandkilden i Ørkenen, ved Kilden på Vejen til Sjur;
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Men Herrens engel fant henne ved vannkilden i ørkenen, ved kilden på veien til Sur.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Našel ji pak anděl Hospodinův u studnice vody na poušti, u studnice té, kteráž jest při cestě Sur.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Nhưng thiên sứ của Ðức Giê-hô-va thấy nàng ở trong đồng vắng gần bên suối nước, nơi mé đường đi và Su-rơ,
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Nhưng thiên_sứ của Ðức_Giê - hô-va thấy nàng ở trong đồng vắng gần bên suối nước , nơi mé đường đi và Su-rơ ,
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Potom ju našiel anjel Hospodinov pri prameni vody na púšti, pri prameni na ceste do Šúra.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Ευρε δε αυτην αγγελος Κυριου πλησιον πηγης υδατος, εν τη ερημω, πλησιον της πηγης κατα την οδον Σουρ
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.И нашел ее Ангел Господень у источника воды в пустыне, у источника на дороге к Суру.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.Но ангел Господен я намери при един воден извор в пустинята, при извора на пътя за Сур;
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.וימצאה מלאך יהוה על עין המים במדבר על העין בדרך שור׃
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.فوجدها ملاك الرب على عين الماء في البرية. على العين التي في طريق شور.
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.耶 和 華 的 使 者 在 曠 野 、 書 珥 路 上 的 水 泉 旁 遇 見 他
RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.耶和華 的 使者 在 曠野 、 書珥 路上 的 水泉 旁 遇見他
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.A měla Rebeka bratra, jménem Lábana; ten běžel k muži tomu ven k studnici.
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.A Rebeka mala brata, ktorému bolo meno Lában. A Lában bežal k mužovi von ku studni.
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.I miała Rebeka brata imieniem Labana; i wybieżał Laban przeciwko onemu mężowi aż ku studni.
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.리브가에게 오라비가 있어 이름은 라반이라 그가 우물로 달려가 그 사람에게 이르니
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.Men Rebecka hade en broder som hette Laban. Och Laban skyndade åstad till mannen därute vid källan.
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.Men Rebekka havde en Broder ved Navn Laban; han løb ud til Manden ved Kilden;
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.Ora, Rebeca tinha um irmão, cujo nome era Labão, o qual saiu correndo ao encontro daquele homem até a fonte;
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.Ora Rebecca aveva un fratello chiamato Làbano e Làbano corse fuori da quell'uomo al pozzo
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.Rebeca avea un frate, numit Laban. Şi Laban a alergat afară la omul acela, la izvor.
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.Rebeca tenía un hermano que se llamaba Labán, el cual corrió afuera hacia el hombre, hacia el manantial
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.Rebecca avait un frère, nommé Laban. Et Laban courut dehors vers l`homme, près de la source.
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.Rebekalla oli veli, jonka nimi oli Laaban; ja Laaban riensi ulos miehen luo lähteelle.
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.Rebeka pa je imela brata, ki mu je bilo ime Laban; in Laban poteče k tistemu možu ven k studencu.
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.Rebekka hadde en bror, som hette Laban; han sprang ut til mannen der ute ved kilden.
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.Und Rebekka hatte einen Bruder, der hieß Laban; und Laban lief zu dem Mann draußen bei dem Brunnen.
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.Vala pedig Rebekának egy bátyja, kinek neve Lábán vala. És kifutamodék Lábán ahhoz az emberhez a forráshoz.
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.Vả , nàng Rê-be-ca có một anh , tên là La-ban . La-ban chạy đến người đầy_tớ đó ở gần bên giếng .
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.Vả, nàng Rê-be-ca có một anh, tên là La-ban. La-ban chạy đến người đầy tớ đó ở gần bên giếng.
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.Ειχε δε η Ρεβεκκα αδελφον ονομαζομενον Λαβαν και εδραμεν ο Λαβαν προς τον ανθρωπον εξω εις την πηγην.
Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.И Ревека имаше брат на име Лаван; и Лаван се завтече вън при човека на извора.