Oysa Davutun adamları Avneri destekleyen Benyaminlileri bozguna uğratıp üç yüz altmış kişiyi öldürmüşlerdi.ועבדי דוד הכו מבנימן ובאנשי אבנר שלש מאות וששים איש מתו׃
Oysa Davutun adamları Avneri destekleyen Benyaminlileri bozguna uğratıp üç yüz altmış kişiyi öldürmüşlerdi.وضرب عبيد داود من بنيامين ومن رجال ابنير فمات ثلاث مئة وستون رجلا.
Oysa Davutun adamları Avneri destekleyen Benyaminlileri bozguna uğratıp üç yüz altmış kişiyi öldürmüşlerdi.但 大 衛 的 僕 人 殺 了 便 雅 憫 人 、 和 跟 隨 押 尼 珥 的 人 、 共 三 百 六 十 名
Oysa Davutun adamları Avneri destekleyen Benyaminlileri bozguna uğratıp üç yüz altmış kişiyi öldürmüşlerdi.但 大衛 的 僕人 殺 了 便 雅 憫人 、 和 跟 隨押尼珥 的 人 、 共 三百六十 名
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.C'est faux : l'histoire et la culture sont tout aussi importantes.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.Das ist es nicht; sie ist ebenso bestimmt durch Geschichte und Kultur.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.Dat is niet zo, het heeft ook net zo vorm gekregen door geschiedenis en cultuur.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.De ez nem így van. Ugyanannyira alakítja még a történelem és a kultúra is.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.Det er det ikke; det er også formet lige så meget af historie og kultur.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.Itu tidak benar; modernitas juga dibentuk oleh sejarah dan budaya.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.그렇지 않지요. 현대성은 역사와 문화를 통해서도 만들어 집니다.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.Mas não é; ela é igualmente moldada pela história e pela cultura.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.Näin ei ole; sitä muokkaavat yhtä lailla historia ja kulttuuri.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.Není tomu tak; je stejně tak utvářena historií a kulturou.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.Nhưng không, sản phẩm đó còn được hình thành một cách cân bằng bởi lịch sử và văn hóa.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.No lo es; también se forma igualmente por la historia y la cultura.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.Non lo è; poiché è influenzata allo stesso modo dalla storia e dalla cultura.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.Nu e aşa; istoria şi cultura contribuie în egală măsură la aceasta.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.Podczas, gdy wpływa na niego także tło historyczne i kulturowe.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.To ne drži; sočasno je tudi pod vplivi zgodovine in kulture.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.Δεν είναι. Διαμορφώνεται εξίσου από την ιστορία και την κουλτούρα.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.Однако на неё также оказывают влияние история и культура.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.Това не е така. Тя е също оформена еднакво от историята и културата.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.Це не так, вона також формується історією і культурою.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.ובכן, היא לא; הקידמה מעוצבת בצורה שווה גם על ידי היסטוריה ותרבות.
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.لأنها تتشكل ايضاً بواسطة التاريخ والثقافة
Oysa değil, tarih ve kültür de bir o kadar etkili.歴史や文化からももたらされるのです 中国は西洋とは違い
Oysa diğer yanda Ted Bundy gibi insanlar var.Aan de andere kant hebben we Ted Bundy.
Oysa diğer yanda Ted Bundy gibi insanlar var.Auf der anderen Seite haben wir jemanden wie Ted Bundy.
Oysa diğer yanda Ted Bundy gibi insanlar var.Dall'altra parte abbiamo qualcuno come Ted Bundy.
Oysa diğer yanda Ted Bundy gibi insanlar var.Mặt khác, chúng ta lại có Ted Bundy:
Oysa diğer yanda Ted Bundy gibi insanlar var.Na druhej strane si zoberme niekoho ako je Ted Bundy.
Oysa diğer yanda Ted Bundy gibi insanlar var.Na druhé straně je někdo jako Ted Bundy.
Oysa diğer yanda Ted Bundy gibi insanlar var.Por otro lado tenemos a alguien como Ted Bundy.
Oysa diğer yanda Ted Bundy gibi insanlar var.반면에 테드 번디 (Ted Bundy) 와 같은 사람도 있습니다:
Oysa diğer yanda Ted Bundy gibi insanlar var.Toisaalta meillä on joku Ted Bundyn kaltainen.
Oysa diğer yanda Ted Bundy gibi insanlar var.Z drugiej strony mamy kogoś takiego jak Ted Bundy.
Oysa diğer yanda Ted Bundy gibi insanlar var.Από την άλλη μεριά έχουμε κάποιον σαν τον Τέντ Μπάντυ:
Oysa diğer yanda Ted Bundy gibi insanlar var.От друга страна имаме някой като Тед Бънди,
Oysa diğer yanda Ted Bundy gibi insanlar var.С другой стороны, есть такие типы, как Тед Банди.
Oysa diğer yanda Ted Bundy gibi insanlar var.ולעומתו יש לנו מישהו כמו טד בנדי:
Oysa diğer yanda Ted Bundy gibi insanlar var.وعلى الطرف الآخر شخص أخر مثل تيد بندي
Oysa diğer yanda Ted Bundy gibi insanlar var.性的倒錯者だった-
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.Aber der Gerechten Pfad glänzt wie das Licht, das immer heller leuchtet bis auf den vollen Tag.
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.Ale ścieszka sprawiedliwych jako światłość jasna, która im dalej tem bardziej świeci, aż do dnia doskonałego.
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.Ale stezka spravedlivých jako světlo jasné, kteréž rozmáhá se, a svítí až do pravého dne.
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.Ale stezka spravedlivých je ako jasné svetlo rána, ktoré svieti viac a viac, dokiaľ nestojí deň na výši.
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.De rättfärdigas stig är lik gryningens ljus, som växer i klarhet, till dess dagen når sin höjd;
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.의인의 길은 돋는 햇볕 같아서 점점 빛나서 원만한 광명에 이르거니와
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.La strada dei giusti è come la luce dell'alba, che aumenta lo splendore fino al meriggio
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.Le sentier des justes est comme la lumière resplendissante, Dont l`éclat va croissant jusqu`au milieu du jour.
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.Maar het gedrag van oprechte mensen werpt een helder licht om zich heen. Zelfs bij klaarlichte dag!
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.Mas a vereda dos justos é como a luz da aurora que vai brilhando mais e mais até ser dia perfeito.
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.Men de rettferdiges sti er lik et strålende lys, som blir klarere og klarere til det er høilys dag.
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.men retfærdiges Sti er som strålende Lys, der vokser i Glans til højlys Dag:
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.Mutta vanhurskasten polku on kuin aamurusko, joka kirkastuu kirkastumistaan sydänpäivään saakka.
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.Nhưng con đường người công bình giống như sự sáng chiếu rạng, Càng sáng thêm lên cho đến giữa trưa.
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.Nhưng con đường người công_bình giống như sự sáng chiếu rạng , Càng sáng thêm lên cho_đến giữa trưa .
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.Pero la senda de los justos es como la luz de la aurora que va en aumento hasta que es pleno día
Oysa doğruların yolu şafak ışığı gibidir, Giderek öğle güneşinin parlaklığına erişir.Toda pravičnikov pot je kakor luč zore, ki sveti bolj in bolj do popolnega dne.