İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Då sade Jesus till dem: »Min tid är ännu icke kommen, men för eder är tiden alltid läglig.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Da siger Jesus til dem: "Min Tid er endnu ikke kommen; men eders Tid er stedse for Hånden.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Da spricht Jesus zu ihnen: Meine Zeit ist noch nicht hier; eure Zeit aber ist allewege.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Disse-lhes, então, Jesus: Ainda não é chegado o meu tempo; mas o vosso tempo sempre está presente.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Ðức Chúa Jêsus phán cùng anh em rằng: Thì giờ ta chưa đến; còn về các ngươi, thì giờ được tiện luôn luôn.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Ðức_Chúa_Jêsus phán cùng anh_em rằng : Thì_giờ ta chưa đến ; còn về các ngươi , thì_giờ được tiện luôn_luôn .
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Entonces Jesús les dijo: --Mi tiempo no ha llegado todavía, pero vuestro tiempo siempre está a la mano
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Gesù allora disse loro: «Il mio tempo non è ancora venuto, il vostro invece è sempre pronto
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.I dí jim Ježíš: Čas můj ještě nepřišel, ale čas váš vždycky jest hotov.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.I rzekł im Jezus: Czas mój jeszcze nie przyszedł; ale czas wasz zawsze jest w pogotowiu.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Isus le -a zis: ,,Vremea Mea n'a sosit încă, dar vouă vremea totdeauna vă este prielnică.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Jésus leur dit: Mon temps n`est pas encore venu, mais votre temps est toujours prêt.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Jesus sier til dem: Min tid er ennu ikke kommet; men eders tid er alltid forhånden.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Jezus antwoordde hun: "Het is mijn tijd nog niet. Jullie kunnen gaan wanneer je wilt,
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.예수께서 가라사대 내 때는 아직 이르지 아니 하였거니와 너희 때는 늘 준비되어 있느니라
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Monda azért nékik Jézus: Az én idõm még nincs itt; a ti idõtök pedig mindig készen van.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Niin Jeesus sanoi heille: "Minun aikani ei ole vielä tullut; mutta teille aika on aina sovelias.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Reče jim torej Jezus: Moj čas še ni prišel; vaš čas pa je vsekdar prikladen.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Vtedy im povedal Ježiš: Môj čas nie je ešte tu, ale váš čas je vždycky hotový.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.На это Иисус сказал им: Мое время еще не настало, а для вас всегда время.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Отговориха Му: Исуса Назарянина. Исус им каза: Аз съм. С тях стоеше и Юда, който Го предаваше.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.Рече тодї їм Ісус: Пора моя ще не прийшла; ваша ж пора всякого часу готова.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.ויאמר אליהם ישוע עתי לא באה עד עתה ועתכם תמיד נכונה׃
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.فقال لهم يسوع ان وقتي لم يحضر بعد. واما وقتكم ففي كل حين حاضر.
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.耶 穌 就 對 他 們 說 、 我 的 時 候 還 沒 有 到 . 你 們 的 時 候 常 是 方 便 的
İsa onlara, ‹‹Benim zamanım daha gelmedi›› dedi, ‹‹Oysa sizin için zaman hep uygundur.耶穌就對 他 們說 、 我的時候還沒 有 到 . 你 們的時候 常 是 方便 的
Japonya, oldukça farklı oysa ki.Il Giappone è piuttosto diverso.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.In Japan ist das völlig anders.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.Japan är annorlunda.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.Japan er dog ret anderledes.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.Japan is heel anders.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.Japán máshogy kezeli ezt a kérdést.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.Japonia e diferită.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.Japonsko je ale iné.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.Japonsko je hodně odlišné.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.Jepang cukup berbeda.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.하지만 일본은 다른편입니다
Japonya, oldukça farklı oysa ki.Le Japon est un peu différent cependant.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.Nhật Bản thì lại khác.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.Porém, o Japão é bastante diferente.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.Sin embargo Japón es un poco diferente.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.W Japonii jest jednak inaczej.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.Η Ιαπωνία πάντως είναι αρκετά διαφορετική.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.Япония обаче е доста по-различна.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.אבל יפן היא שונה.
Japonya, oldukça farklı oysa ki.أما اليابان فهي حالة مختلفة
Japonya, oldukça farklı oysa ki.そもそも税込み所得の格差がずっと小さいのです
Kafedeki çocuğun zırhı yoktu oysa ben savaşa hazırdım.Cette gamine dans le café n'avait pas d'armure, mais j"étais prête au combat.
Kafedeki çocuğun zırhı yoktu oysa ben savaşa hazırdım.Das Kind im Café hatte keine Rüstung, aber ich war zum Kampf bereit.
Kafedeki çocuğun zırhı yoktu oysa ben savaşa hazırdım.Esa niña en el café no tenía armadura, y aún así, estaba preparada para pelear.
Kafedeki çocuğun zırhı yoktu oysa ben savaşa hazırdım.Онова дете в кафенето нямаше никакъв щит, но аз бях готова за битка.
Kavgadan kaçınmak insan için onurdur, Oysa her ahmak tartışmaya hazırdır.Al hombre le es honroso apartarse de la contienda, pero todo insensato se envolverá en ella
Kavgadan kaçınmak insan için onurdur, Oysa her ahmak tartışmaya hazırdır.C`est une gloire pour l`homme de s`abstenir des querelles, Mais tout insensé se livre à l`emportement.
Kavgadan kaçınmak insan için onurdur, Oysa her ahmak tartışmaya hazırdır.Det är en ära för en man att hålla sig ifrån kiv, den oförnuftige söker alltid strid.
Kavgadan kaçınmak insan için onurdur, Oysa her ahmak tartışmaya hazırdır.Det er en ære for en mann at han holder sig borte fra trette, men enhver dåre viser tenner.
Kavgadan kaçınmak insan için onurdur, Oysa her ahmak tartışmaya hazırdır.Es ist dem Mann eine Ehre, vom Hader bleiben; aber die gern Hadern, sind allzumal Narren.
Kavgadan kaçınmak insan için onurdur, Oysa her ahmak tartışmaya hazırdır.Este o cinste pentru om să se ferească de certuri; dar orice nebun se lasă stăpînit de aprindere. -
Kavgadan kaçınmak insan için onurdur, Oysa her ahmak tartışmaya hazırdır.E' una gloria per l'uomo astenersi dalle contese, attaccar briga è proprio degli stolti
Kavgadan kaçınmak insan için onurdur, Oysa her ahmak tartışmaya hazırdır.Hanya orang bodohlah yang suka bertengkar; sikap yang terpuji ialah menjauhi pertengkaran
Kavgadan kaçınmak insan için onurdur, Oysa her ahmak tartışmaya hazırdır.Het is een eer voor een man als hij ruzies vermijdt; alleen een dwaas mengt zich in geschillen.