Ana içeriğe geç
Sözlük

oysa ile cümle

oysa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bilgenin ağzından çıkan sözler benimsenir, Oysa akılsız kendi ağzıyla yıkımına yol açar.智 慧 人 的 口 、 說 出 恩 言 . 愚 昧 人 的 嘴 、 吞 滅 自 己
Bilgenin ağzından çıkan sözler benimsenir, Oysa akılsız kendi ağzıyla yıkımına yol açar.智慧 人 的 口 、 說出 恩言.愚昧 人 的 嘴 、 吞滅 自己
Bulduğum tek şey: Tanrı insanları doğru yarattı, Oysa onlar hâlâ karmaşık çözümler arıyorlar.››Dog se, det fandt jeg, at Gud har skabt Menneskene, som de bør være; men de har så mange sære Ting for.
Bulduğum tek şey: Tanrı insanları doğru yarattı, Oysa onlar hâlâ karmaşık çözümler arıyorlar.››Eis que isto tão-somente achei: que Deus fez o homem reto, mas os homens buscaram muitos artifícios.
Bulduğum tek şey: Tanrı insanları doğru yarattı, Oysa onlar hâlâ karmaşık çözümler arıyorlar.››Hanem lásd, ezt találtam, hogy az Isten teremtette az embert igaznak; õk pedig kerestek sok kigondolást.
Bulduğum tek şey: Tanrı insanları doğru yarattı, Oysa onlar hâlâ karmaşık çözümler arıyorlar.››나의 깨달은 것이 이것이라 곧 하나님이 사람을 정직하게 지으셨으나 사람은 많은 꾀를 낸 것이니라
Bulduğum tek şey: Tanrı insanları doğru yarattı, Oysa onlar hâlâ karmaşık çözümler arıyorlar.››Numai, iată ce am găsit: că Dumnezeu a făcut pe oameni fără prihană, dar ei umblă cu multe şiretenii.
Bulduğum tek şey: Tanrı insanları doğru yarattı, Oysa onlar hâlâ karmaşık çözümler arıyorlar.››Poglej, samo to sem našel, da je Bog ustvaril človeka poštenega, oni pa iščejo veliko spletk!
Bulduğum tek şey: Tanrı insanları doğru yarattı, Oysa onlar hâlâ karmaşık çözümler arıyorlar.››To tylko obacz, com znalazł, że stworzył Bóg człowieka dobrego; ale oni udali się za rozmaitemi myślami.
Bulduğum tek şey: Tanrı insanları doğru yarattı, Oysa onlar hâlâ karmaşık çözümler arıyorlar.››Vedi, solo questo ho trovato: ma essi cercano tanti fallaci ragionamenti
Bulduğum tek şey: Tanrı insanları doğru yarattı, Oysa onlar hâlâ karmaşık çözümler arıyorlar.››Ιδου, τουτο μονον ευρηκα οτι ο Θεος εκαμε τον ανθρωπον ευθυν, αλλ' αυτοι επεζητησαν λογισμους πολλους.
Bulduğum tek şey: Tanrı insanları doğru yarattı, Oysa onlar hâlâ karmaşık çözümler arıyorlar.››Только это я нашел, что Бог сотворил человека правым, а люди пустились во многие помыслы.
Bulduğum tek şey: Tanrı insanları doğru yarattı, Oysa onlar hâlâ karmaşık çözümler arıyorlar.››לבד ראה זה מצאתי אשר עשה האלהים את האדם ישר והמה בקשו חשבנות רבים׃
Bulduğum tek şey: Tanrı insanları doğru yarattı, Oysa onlar hâlâ karmaşık çözümler arıyorlar.››انظر. هذا وجدت فقط ان الله صنع الانسان مستقيما. اما هم فطلبوا اختراعات كثيرة
Bulduğum tek şey: Tanrı insanları doğru yarattı, Oysa onlar hâlâ karmaşık çözümler arıyorlar.››我 所 找 到 的 、 只 有 一 件 、 就 是 神 造 人 原 是 正 直 、 但 他 們 尋 出 許 多 巧 計
Bulduğum tek şey: Tanrı insanları doğru yarattı, Oysa onlar hâlâ karmaşık çözümler arıyorlar.››我 所 找到 的 、 只有 一 件 、 就是 神造人 原是 正直 、 但 他 們尋 出 許 多巧計
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.,,Astfel de lucruri am auzit eu des; voi toţi sînteţi nişte mîngîietori supărăcioşi.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Efféle dolgokat sokat hallottam. Nyomorult vigasztalók vagytok ti mindnyájan!
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Enakih reči sem že slišal veliko; sitni ste vi tolažniki vsi!
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.--He oído muchas cosas como éstas; consoladores gravosos sois todos vosotros
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Ich habe solches oft gehört. Ihr seid allzumal leidige Tröster!
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz."Ik heb dit allemaal al eens eerder gehoord. Fijne troost geven jullie!
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.J`ai souvent entendu pareilles choses; Vous êtes tous des consolateurs fâcheux.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Jeg har hørt meget som dette; I er plagsomme trøstere alle sammen.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.이런 말은 내가 많이 들었나니 너희는 다 번뇌케 하는 안위자로 구나
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Ne ho udite gia molte di simili cose! Siete tutti consolatori molesti
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz."Nok har jeg hørt af sligt, besværlige Trøstere er I til Hobe!
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Över nog har jag fått höra av sådant; usla tröstare ären I alla.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Počul som mnoho podobných vecí. Tešitelia na trápenie ste vy všetci.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Slyšel jsem již podobných věcí mnoho; všickni vy nepříjemní jste těšitelé.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Słyszałem takowych rzeczy wiele; przykrymi cieszycielami wy wszyscy jesteście.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Ta thường nghe nhiều lời giảng luận như vậy; Các ngươi hết thảy đều là kẻ an ủy bực bội.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Ta thường nghe nhiều lời giảng luận như_vậy ; Các ngươi hết_thảy đều là kẻ an_ủy bực_bội .
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Tenho ouvido muitas coisas como essas; todos vós sois consoladores molestos.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz."Tuonkaltaista olen kuullut paljon; kurjia lohduttajia olette kaikki.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Πολλα τοιαυτα ηκουσα αθλιοι παρηγορηται εισθε παντες.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.Много такива неща съм слушал; Окаяни утешители сте всички.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.слышал я много такого; жалкие утешители все вы!
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.שמעתי כאלה רבות מנחמי עמל כלכם׃
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.قد سمعت كثيرا مثل هذا. معزون متعبون كلكم.
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.這 樣 的 話 我 聽 了 許 多 . 你 們 安 慰 人 、 反 叫 人 愁 煩
‹‹Buna benzer çok şey duydum, Oysa siz avutmuyor, sıkıntı veriyorsunuz.這樣 的 話我聽了許多 . 你 們安慰 人 、 反 叫人 愁煩
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.Aina on hartaasti haluavia, mutta vanhurskas antaa säästelemättä.
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.Có người trót ngày ham hố quá; Nhưng người công bình ban cho không chắt lót.
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.Có người trót ngày ham_hố quá ; Nhưng người công_bình ban cho không chắt_lót .
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.Den snikne är alltid full av snikenhet; men den rättfärdige giver och spar icke.
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.Er wünscht den ganzen Tag; aber der Gerechte gibt, und versagt nicht.
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.ész nap kivánságtól gyötretik; az igaz pedig ád, és nem tartóztatja meg [adományát.]
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.Hay quien todo el día codicia y codicia, pero el justo da y no escatima
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.Hele dagen attrår og attrår han, men den rettferdige gir og sparer ikke.
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.Każdego dnia pała pożądliwością; ale sprawiedliwy udziela, a nie szczędzi.
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.každého dňa si dychtivo žiada; ale spravedlivý dáva a neskrblí.
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.Každého dne žádostí hoří, spravedlivý pak dává a neskoupí se.
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.어떤 자는 종일토록 탐하기만 하나 의인은 아끼지 아니하고 시제하느니라
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.Toată ziua o duce numai în pofte: dar cel neprihănit dă fără zgîrcenie. -
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.Todo o dia o ímpio cobiça; mas o justo dá, e não retém.
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.Tout le jour il éprouve des désirs; Mais le juste donne sans parcimonie.
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.Tutta la vita l'empio indulge alla cupidigia, mentre il giusto dona senza risparmiare
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.Ugerningsmand er stadig i Trang, den retfærdige giver uden at spare.
Bütün gün isteklerini sıralar durur, Oysa doğru kişi esirgemeden verir.ves dan ga je sama želja; pravičnik pa daje in ne stiska.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod