Oysa Ruthie mutfaktadır.Sfoglia là đầu bếp.
Oysa yapmam gereken şey elimde kalmasını istediklerime bakmaktı.Ý tôi là, hãy nhìn vào những gì họ đã làm cho tôi.
Oysa yıldızlara sahip olmak uğruna ömrümüzü hayallere satarız.Bà là nguồn cảm hứng cho các thế hệ phụ nữ theo đuổi giấc mơ vươn tới các vì sao.
Oysa Hugo pek de sağlam bir ayakkabı değildir.Tuy nhiên với bạn bè, Gnafron không hề là Thợ giày chút nào.
Oysa 1921 tarihli anayasada Abhazya özerk bir cumhuriyet olarak tanınıyordu.Tuy nhiên, Hiến pháp Xô viết năm 1924 đề cập Abkhazia là một cộng hòa tự trị.
Oysa o son umutlarıdır.Nó có các dãy dư thừa cuối cùng.
Oysaki son derece yetenekli bir piyanisttir.Anh là một nghệ sĩ piano rất tài giỏi.
Oysaki Roma zamanlarında takvim sistemi bundan çok daha farklıdır.Nhưng đối với người dân sống ở thời kỳ đó thì nó kém lãng mạn hơn nhiều.
Oysa büyücüler, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler.それでも物によっては魔術で叶えるとコストが割に合わない場合がある。
Oysa o tarihte Hacı Bektaş çoktan vefât etmiş bulunmaktaydı.ただしこの時点で引退時期については明言を避けていた。
Oysa onu öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü.だがかれらがかれ(イーサー)を殺したのでもなく,またかれを十字架にかけたのでもない。
Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmemeleri emredilmişti.いや、彼らはこれを知らないから、アッラーではないものをアッラーと呼ぶのだ。
"Oysa yerde ve gökte Allah'tan başka ilahlar olsaydı, yer de gök de bozulup giderdi.かくして神勅のまにまに天地と共に窮りなき宝祚(あまつひつぎ)の御栄をたすけ奉れ。
Oysa o son umutlarıdır.我々が最後の希望なのだ!
Oysa şimdi dışarıdayım.いま私は外に出ております。
Oysa düşünce, araştırmanın çıkış noktası değil, sonucudur.だが、……、もろもろの原理は研究の出発点ではなく、それの最後の成果である。
Oysa çapkınlık bir doyumsuzluk biçimidir.腹縁は歪みがある。
Oysa, her zaman model olmak istemiştim.いずれにせよ、常に役者になりたいと思っていた。
Oysa henüz birkaç sene önce (yk.数年(数ヶ月?)後。
Oysa çoğu öğrenci konuyu anlamamıştır.ほとんどの学校関係者に知られていない。
Oysa bu yazılar insanların dikkatini çekmez.しかし、その警告の言葉は人間にはよく分からない。
Oysa cehaletten daha büyük bir kötülük yoktur.更に難易度もそこまで高くない。
Oysa bunlar farklı hastalıklardır.疾患によって異なる。
Oysa Hasan babasını kandırıyordu.山田たかし 父親。
Oysaki İslam anlayışına göre Allah adaletin kaynağıdır.例えば、アウグスティヌスにとって、自然法の法源は神の理性ないし意思であった。
Oysa aynı kişi yürüdüğü zaman ıslanmamak için şemsiyesini gidiş yönüne doğru hafifçe eğmek zorundadır.それを一滴もこぼさないように、おじいさんはゆっくりゆっくり歩いてくるの。
Oysa Glory filan değildir bunu yapan.一方Fortuna はそれをしない。
Oysaki son derece yetenekli bir piyanisttir.才能あるピアニストだった。
Oysa Einstein, bunun tam tersini yaptı.ところがジーンは全く正反対。
Oysa köktendincilik kamusal – özel ayrımını reddetmektedir.→ 別府市 別府 - 曖昧さ回避。
Oysa aynı dönemlerde 9 adet yerli yapım Tenten macerası üretilmişti.その時点では9件の構成資産が推薦されていた。
Oysa şaşaalı zamanlarında Goebbels'le bile bir ilişkisinin olduğu söylenmektedir.特にゲーテとは深い親交があったと言われる。
Oysaki Darwin ondan korkar.^ Goshawkはオオタカの意。
Oysa Ruthie mutfaktadır.スキットが料理コーナーになっている。
Oysa ışınlar gözümüzden çıksaydı her tarafı görmemiz gerekirdi.すべての光を、物質を飲み込む筈だった。
Oysa gerçekte hiç de böyle değildi.しかし実際にはそうはならなかった。
Oysa yıldızlara sahip olmak uğruna ömrümüzü hayallere satarız.星の夢とは戦わない。
Oysa büyücüler, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler.並非出身於魔術師世家。
Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmemeleri emredilmişti.他號召人們服侍真主,又說除了真主沒有其他人能拯救他們(23:23)。
Oysa hayat devam etmektedir.壽命已滅。
Oysa insan, içinde bulunduğu her anda, varoluşunu yeniden yaratmak, özünü belirlemek durumundadır.而人也是“天”按照自己的特點塑造的,人是為了體現天意被創造出来的。
Oysa Almanya tehlike içindeydi.英国危在旦夕。
Oysa Einstein, bunun tam tersini yaptı.Tiffany剛好相反。
Zerdüştlük bir zamanlar çoğunluk diniydi, oysa bugün Zerdüştler sadece on binlerce kişiden oluşmaktadırlar.於是凡懼怕的都獲准回家,剩下來的只有1萬人。
Oysa cehaletten daha büyük bir kötülük yoktur.沒想到這一切事情的背後隱藏著更重大的陰謀。
Oysa Kuasar spektrumları ağır elementlerin varlığını ortaya koymuştur, IGM’de daha önceki dönemlerde.但是,類星體的光譜顯示早期的IGM已經有重元素的存在。
Oysa yapmam gereken şey elimde kalmasını istediklerime bakmaktı.你最好给我我想要的。
Oysa durgunluk, istihdamın düşmesidir.若不爾者,何緣能憶本所作事。
"Oysa onlar (başlarına geleceklerin) şuurunda değillerdi."而諸眾生未能自證知。
Oysa aynı dönemde Bursa'nın zengin bir tüccarı dört bin altın servete nadiren sahipti" .在黃子明的黃金年代,他控有上市公司總共有4家,總市值達600億港元。
Oysa diğer kişilerin haklarına tecavüz etmek özgürlük demek değildir.如果侵犯他人的範圍,便是不自由。
Ona aşık değildir, oysaki aşk evliliği yapmak istemektedir.好傻,不知道结婚还要做爱。
Oysaki gerçekte Bathilda aylar önce ölmüştür.这时,惠特沃思已经去世多年了。
Oysa tevhid inancına göre bu mümkün değildir.若合诸侯之卿,以为不信,必不捷矣。
Oysa makaralı oltayla avlanmak çok kolaydır.方便探頭進洞中狩獵。
Schiller’in ortaklık belgeleri oysaki hiç bulunmadı.之后,韋弘敏事迹史书未有记载。
Oysa Hasan babasını kandırıyordu.但這也令法拉墨觸怒了父親。
Oysa 8 yıllık temel eğitime cevap verecek şekilde olması gerekirdi.成化八年 進士 ,授工部主事。
Oysa Padme henüz hayattadır.不過最後蛋撻仍然復活了。
Oysa o Mudanya’dan ayrılıp okumak için can atmaktadır.아들 효헌공(孝?公) 세환의 귀(貴)로써 이조판서(吏曹判書)에 추증(追贈).