Oysa bunlar farklı hastalıklardır.Οι δυο ασθένειες είναι τελείως διαφορετικές.
Oysa ben geniş bir kitleye hitap etmek istiyorum.Ελπίζω να συνεχίσω τη συλλογή μεγάλων τίτλων.
Oysa öyküde Noel tatili için evdedir.Χρησιμοποιείται για στολισμό τα Χριστούγεννα στο βάζο.
Oysa tarihi kaynaklarda bu isimde bir padişah yoktur.Το κάστρο, με αυτή την ονομασία, δεν εμφανίζεται σε καμία ιστορική πηγή.
Oysa taşıma maliyeti pek çok farklı faktöre bağlıdır.Το φορτίο αυτό εξαρτάται από τη διαφορά δυναμικού.
Oysa uluslararası yolu, artık İrlanda -İspanya arasındadır.Η διαμάχη επί της νησίδας Rockall (βρίσκεται μεταξύ Ιρλανδίας και Ισλανδίας).
Oysa henüz birkaç sene önce (yk.En række år (bl.a.
Oysa Almanya tehlike içindeydi.Wien var i alvorlig fare.
Oysa tRNA çeşidi yaklaşık 45'tir.Kredsens størrelse er ca. 45 medlemmer.
Oysa bu aşk sadece onların değil, bir ailenin de kaderini sonsuza kadar değiştirecektir.Den vil forandre ikke blot resten af hans eget liv, men også hans børns - for altid.
Oysa bunlar farklı hastalıklardır.D – forskellige sygdomme.
Oysa bu gençlik hareketleri için söz konusu değildir.Det var ikke noget, man ønskede at udsætte unge mennesker for.
Oysa sayı çok daha yüksekti.Tallet er nok noget højere.
Oysa Charles Wood bu gelişmelerden bağımsız olarak 1741'de metali ayrıştırmıştı.Inden da havde Charles Wood uafhængigt af Ulloa formået at isolere platin i 1741.
Oysa o Zeus ve arkadaşlarına karşı kin besliyordu.Sandsynligvis gjaldt det samme for Sigurd og hans mænd.
Oysa bu etki sanıldığından çok daha önemliydi.Det viste sig at blive sværere end først antaget.
Oysa Einstein, bunun tam tersini yaptı.Pulcheria var lige modsat.
Oysa Goya olumsuzdur.Men Hugo er utilpasset.
Oysaki bereket var insanın içine harcanan her şeyde.Det er det onde, som findes i mennesker, der vil gå fortabt.
Oysa Küçük Ayaklanma'da böyle bir vurgulama yoktur.Dette førte til et mindre oprør.
Oysa bu iki kavram arasında çok temel farklılıklar bulunmaktadır.Jeg oplever således, at der er en helt grundlæggende forskel mellem disse to oplevelser.
Oysa hayat devam etmektedir.Men jeg lader livet gå videre.
Oysaki olaylar onu bir maskottan fazla bir şey olmaya zorlayacaktır.Men uventede hændelser tvinger ham til at åbne sig for noget større.
Oysa Albayın herhangi bir suçu yoktur.Gerningsmanden findes ikke.
Oysa tehlike, aniden meydana çıkar, herhangi bir aygıtla tehlike uyarısı vermeye zaman kalmayabilir.Trykket kan derfor øges uden fare for at ødelægge værktøjet.
Oysa, ülkesinin yasaları ötanaziye karşıdır.Landstinget vedtager landets love.
Oysa Ruthie mutfaktadır.Cook er kokkepige.
Oysa ne amcası Tiberius gibi paranoyak, ne de yeğeni Caligula gibi deliydi.Han var uansett hverken paranoid, som sin onkel Tiberius, eller sinnssyk som nevøen Caligula.
Oysa biz her bir ânı (zamanı, yeri, şekli, renk tonunu) sentezleriz ve resim için resim yaparız."Alt det som fins i disse kvedene om deres ferder og kamper, tok vi for sant.»
Oysa bu gençlik hareketleri için söz konusu değildir.Vi trenger ikke din ungdomspolitikk.
Oysa hayat devam etmektedir.Livet skal holde frem.
Oysa "uygar" topluluklarda üretimin temeli köle emeğine dayanmaktadır.I et «normalt» samfunn må man ha slaver.
Oysa soy bilimde bunun tam tersi geçerlidir.I dette funnet er det helt omvendt.
Oysa Einstein, bunun tam tersini yaptı.Andre mente det tvert motsatte.
Oysa, diğer kölelerin özgürlüklerini elde etme konusunda kesin bir şansları yoktu.Men slavene vant ikke friheten.
Oysa yapay uyduların parlaklığı yıldız gibidir.Av utseende ligner de på vårfluer (Trichoptera).
Oysa sayı çok daha yüksekti.Tallet er nok noe høyere.
Oysa çoğu öğrenci konuyu anlamamıştır.Men mesteparten av byfolket oppfatter ikke det.
Oysa hazine bu ödemeyi yapabilecek durumda değildi.Viktigst av alt var at de ikke trengte å betale skatt.
Oysa film 17. yüzyılda geçmektedir.Filmen utspiller seg på 1600-tallet.
Oysa şimdi dışarıdayım.Den er nå borte.
Oysa durum tam da böyle değildir.Det er likevel ikke helt slik.
Oysa sürü, bir yelem birimidir ve dışavurumları da somuttur.Men den er også en gjeterhund, og trenger å få rikelig med mosjon.
Oysaki İslam anlayışına göre Allah adaletin kaynağıdır.Adalah betyr rettferdighet, og i islam brukes det om Allahs rettferdighet.
Oysa Hitler'in tepkisiyle girişim başarısız olmuştur.Reaksjonen i Hitlers omgivelser var preget av skuffelse.
Oysa bu, ruhun varlığını kabul edenlerce kullanılan çok genel bir terimdir.De er primitive begrep hvis eksistens bare må aksepteres.
Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmemeleri emredilmişti.Akhirnya mereka menyembahnya sebagai sekutu selain Allah.
Oysa çapkınlık bir doyumsuzluk biçimidir.Dengan demikian, penculikan adalah kejahatan gabungan.
Oysaki gerçekte Bathilda aylar önce ölmüştür.Grebel telah meninggal beberapa bulan sebelumnya.
Oysa Allah her türlü noksanlıklardan münezzehtir.Allah adalah Allah yang melampaui segala sesuatunya.
Oysa bu iki kavram arasında çok temel farklılıklar bulunmaktadır.Namun ada perbedaan yang mendasar dari kedua pelat tersebut.
Oysa yapmam gereken şey elimde kalmasını istediklerime bakmaktı.DImana aku bisa melakukan hal yang benar-benar ingin saya lakukan?
Oysa bunan dışında özel isimler genelde kuvvetli dekline edilmektedir.Sedangkan istilah tanda petik tunggal biasanya disebut secara spesifik.
Oysa son yıllarda kurak dönemlerde gölün tamamen kuruduğu görülmektedir.Terakhir, pada tahun lalu, Danau Tarusan Kamang kering selama satu tahun.
Oysa ona göre zihinsellik, gözlemlenebilen davranışlarda ve etkinliklerde aranmalıdır.Beracara berarti memakai acara atau memeriksa dan mempertimbangkan perkara (di pengadilan).
Oysa çok farklı bir silahları daha vardır, hatta bu tehlikeli silahla doğmuşlardır.Selain itu, Parasurama juga memiliki senjata lain berupa busur panah yang besar luar biasa.
Oysa anlam bir hedef olamaz.Pengukuhan tersebut bukan tanpa tujuan.
Oysa Hitler'in tepkisiyle girişim başarısız olmuştur.Meskipun begitu, popularitas Hitler tidak terganggu.
Oysa Hasan babasını kandırıyordu.Ketika itulah Rahel mencuri terafim ayahnya.
Oysa ne amcası Tiberius gibi paranoyak, ne de yeğeni Caligula gibi deliydi.Thế nhưng ông là một nhà cai trị giỏi, không bị hoang tưởng như Tiberius hay điên loạn như Caligula.