Oysaki monarşizm, Birleşik Krallık'ın bir monark, tek bir hükümdar tarafından yönetilmesi gerektiğini savunur.Унія — єдність держав, очолених одним монархом.
Eğer böyle konuşan oysa, yetiştirilmeye ihtiyacı yoktur.Коли розмови - вони не повинні навантажувати.
Oysa Almanya tehlike içindeydi.Německo ohrožený (gefährdet).
Oysa hayat devam etmektedir.Život jde dál.
Oysaki sadece bilinçsiz kalmıştır.Pouze je v bezvědomí.
Oysa Einstein, bunun tam tersini yaptı.Nicméně Edwards je přesvědčen, že tomu bylo naopak.
Oysaki gerçekte Bathilda aylar önce ölmüştür.Ve skutečnosti je Bates dávno mrtev.
Oysa yapay uyduların parlaklığı yıldız gibidir.Čí, něčí, ničí se skloňuje jako jarní.
Oysa Hasan babasını kandırıyordu.Kiara marně otce přemlouvala.
Oysa Padme henüz hayattadır.Poutní místo je dodnes živé.
Oysa yapmam gereken şey elimde kalmasını istediklerime bakmaktı.Cítila jsem, že potřebuju něco, v čem bych vynikla.
Oysa prusik düğümün aynı durumda herhangi bir zararı bulunmaz.Fyzický popis čupakabry není ve všech svědectvích stejný.
Oysa DP 1954'te % 57 olan oy oranını % 47'ye düşürmüştü.Oproti roku 1947 se měla hrubá hodnota zvýšit o 57 %.
Oysa bu haber doğru değilmiş.Tato informace není pravdivá.
Oysa incelediği planlar binanın o dönemdeki planları değildi.Termín zahájení stavby nedokázala v té době odhadnout.
Oysa film 17. yüzyılda geçmektedir.Děj filmu se odehrává ve 25. století.
Oysa çoğu öğrenci konuyu anlamamıştır.Většina ostatních církví toto učení neuznává.
Oysa gerçek ne dar bir alana sıkıştırılmıştır, ne de tarafgirdir.Nici o văicăreală, aproape nici o amărăciune”.
Oysa Sovyet kış karşı taarruzları Wehrmacht'ı yıpratmıştı ancak imha edememişti.Contraofensiva sovietică de iarnă slăbise Wehrmachtul, dar nu-l distrusese.
Oysa sayı çok daha yüksekti.Numărul real a fost ceva mai ridicat.
Oysaki bereket var insanın içine harcanan her şeyde.Iubirea lui cuprinde pe tot ce e om în lume.
Oysa Goya olumsuzdur.Și Gaea este plictisită.
Oysa çoğu öğrenci konuyu anlamamıştır.Majoritatea nu au ieșit în evidență.
Oysa herkes bu kasetlerin gelecek nesiller için faydalı olabileceği görüşündedir.Este posibil ca aceleași persoane să fie surse utile și pe viitor.
Oysaki bölüm seksen dakika gecikmeli olarak yayınlanmıştı.Serialul a fost anulat dupa 6 sezoane.
Oysa henüz birkaç sene önce (yk.Néhány év múltán (i. e.
Oysa hayat devam etmektedir.Az élet zajlik tovább.
Oysa Almanya tehlike içindeydi.Németországban veszélyeztetett.
Oysa bu yazılar insanların dikkatini çekmez.Ez a verzió nem keltette fel annyira az emberek figyelmét.
Oysa Sayid Nadia'nın kaçmasına yardım ediyor.Segít Nadia-nak a szökésben.
Oysa Einstein, bunun tam tersini yaptı.Ironikusan pont az ellenkezője történt.
Giysisinin içinde oldukça evcimen görünüyordu oysa sonunda yabana atılır biri değildi.Nagyon háziasnak nézett ki a ruhájában, bár mint kiderült, egyáltalán nem volt az.
Oysa Almanya, akaryakıt konusuna ve önceliklerde bir uzlaşma kararına konsantre olmalıydı.Az elődöntőben, Németországgal kellett megmérkőzniük, a döntőbe jutásért.
Oysa yapmam gereken şey elimde kalmasını istediklerime bakmaktı.Csak azt tettem, ami szükséges volt a túléléshez.
Oysaki sadece bilinçsiz kalmıştır.Akkor is csak tudatlan emberek.
Oysa gerçekte bu suçu işleyen kişi bir bürokratın çocuğuydu.Most már biztosan benne, hogy ő volt a bankrablók beépített embere.
Oysa öyküde Noel tatili için evdedir.Karácsonytól újévig töltötte szabadságát otthon.
Oysa bunan dışında özel isimler genelde kuvvetli dekline edilmektedir.A mássalhangzóval végződő főnevek (-ść-en kívül) általában hímneműek.
Oysa cumhuriyetlerde beden yoktur.Ebben a világban a testeknek nincs neme.
Oysa sayı çok daha yüksekti.Ez a szám korábban jóval magasabb is volt.
Oysa Birleşik Krallık ile Avusturya buna karşıydı.Ezt a tervet Nagy-Britannia és Ausztria ellenezte.
Oysaki o dönemde gerçekte bu grevi örgütleyemeyecek kadar tecrübesizdi.De valójában abban a korban nem számítottak kiemelkedően brutálisnak a tettei.
Oysa Goya olumsuzdur.Olly nem rosszfiú.
Oysa bu iki kavram arasında çok temel farklılıklar bulunmaktadır.Itt van a nagy különbség a két kategória között.
Oysaki son derece yetenekli bir piyanisttir.Kiváló, nagyon tehetséges zongorista volt.
Mustafa Sarısülük (Ethem Sarısülük'ün ağabeyi): "Oysa kalkacaktın.Mo Yan (kiina: 莫言; pinyin: Mò Yán; oik.
Oysa hayat devam etmektedir.Kuolema käy jatkoilla.
Oysa film 17. yüzyılda geçmektedir.Elokuva sijoittuu 1600-luvulle.
Oysaki sadece bilinçsiz kalmıştır.Tämän jälkeen hän vaipui tajuttomaksi.
Oysa Ruthie mutfaktadır.Matti parkuu keittiössä.
Oysa ben geniş bir kitleye hitap etmek istiyorum.Soitetaan yhdellä isolla nuijalla.
Oysa Yunus familyasının asıl örnek türü tırtak (Delphinus delphis) dır.Delfiinit (Delphinus) on delfiinien (Delphinidae) heimoon kuuluva valassuku.
Oysa sayı çok daha yüksekti.Luku on silti korkea.
Oysa 16 yaş gençliğin alt sınırıdır.Samalla ikäraja laskettiin 18 vuoteen nuorisotyöttömyyden lieventämiseksi.
Oysa Einstein, bunun tam tersini yaptı.Dilatantit tekevät juuri päinvastoin.
Oysa bu bir kesinlik değil, doğruluk karşılaştırmasıdır."Se ei ole oikeaa todellisuutta vaan minun todellisuuttani.
Oysaki İslam anlayışına göre Allah adaletin kaynağıdır.Islamin mukaan olemassaolon tarkoitus on Jumalan palvominen.
Oysa hayat devam etmektedir.Αλλά η ζωή συνεχίζεται.
Oysa başlangıçta ticari olarak üretimleri Floridalı araştırmacılar tarafından red edilmiştir.Αρχικά, είχε απορριφθεί από τους εμπορικούς ερευνητές της Φλόριντα.
Oysa bu haber doğru değilmiş.Ωστόσο η είδηση δεν ήταν σωστή.