Ana içeriğe geç
Sözlük

oysa ile cümle

oysa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Oysa gerçekte hiç de böyle değildi.W rzeczywistości nie było zupełnie tak.
Oysa bu iki dünyanın işleyişi, dinamikleri çok farklıdır.Oba dzieła choć podobne, różnią się dynamiką.
Oysa aynı birim elektrikte de kullanılır.Są też wykorzystywane do elektrolokacji.
Oysa şimdi dışarıdayım.I w tej chwili wyszedł.
Oysa Almanya tehlike içindeydi.Walter czuje się zagrożony...
Oysa bu tarihe kadarki Alman kayıpları 28 bini ölü olmak üzere 390 bindir.Uderzyła na nie 28 DP niemiecka, z małym powodzeniem.
Oysa Sayid Nadia'nın kaçmasına yardım ediyor.Narażając własną osobę Sayid postanawia pomóc Nadii w ucieczce.
Oysa insan, içinde bulunduğu her anda, varoluşunu yeniden yaratmak, özünü belirlemek durumundadır.Trwale pozostaje ono w człowieku, póki jest on istotą rozumną.
Oysa normal köleler, toplumun en alt sınıfında bulunuyorlardı.Na ogół byli to ludzie z najuboższych klas społecznych.
Oysa bu etki sanıldığından çok daha önemliydi.Zdawał sobie jednak sprawę, że sytuacja była dużo bardziej poważna niż sugerował.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Chciałaby zostać idolką i poślubić bogatego mężczyznę.
Oysa hıbılık kadın-erkek hiç kimseye rahat vermez.Niezbyt sympatyczny mężczyzna zezwala chłopakom jednak przenocować.
Oysa resmin sol üst köşesinde bunları yapmakta olan çocuklar vardır.W Pisarzowicach przy jej prawym brzegu są duże Stawy Pisaniarskie.
Oysaki sadece bilinçsiz kalmıştır.Przebywając w niej była nieprzytomna.
Oysaki 30 yıl önce şehrin bütün surları sağlamdı.33 lata temu szukała go cała Ameryka.
Oysa bazı ülkelerde bir erkek birden çok kadınla, bir kadın birden çok erkekle evlenebilir.Nie jest więc czymś słusznym, by jeden mąż miał wiele żon.
Oysa, diğer kölelerin özgürlüklerini elde etme konusunda kesin bir şansları yoktu.Zawodowi sutenerzy mieli kilka możliwości, aby pozyskać niewolników.
Oysa o Zeus ve arkadaşlarına karşı kin besliyordu.Poprzysiągł sobie zemstę na Odie'em i jego przyjaciołach.
Oysaki babaları Pandu adında soluk tenli bir insandır.Citta faktycznie urodziła syna, którego nazwano Pandukabhaya.
Oysa Korben'in çalarsaatinde yıl açıkça 2263 olarak görülmektedir.Za datę wprowadzenia buddyzmu do Korei uważa się rok 372.
Oysa bunlarsız tiyatro eksik olurdu, yavan olurdu.Byłoby okropne, gdyby film okazał się słaby, byłby skazą.
Oysaki bereket var insanın içine harcanan her şeyde.Wygląda świetnie we wszystkim, co na siebie wrzuci.
Oysaki ben o günlerde Kurt Cobain'in kim olduğu hakkında en küçük bir fikre bile sahip değildim.Nie ma pewności co do tego, w jakim okresie pojawił się herb Bawola Głowa.
Oysa bulanık düşünce kimseyi bir yere götürmez, dünyayı hiç etkilemeksizin sürekli hoş görülebilir.""Kto nie dotknął ziemi ni razu, ten nigdy nie może być w niebie".
Oysa uşak bir tuzak kurmuştur.Munkorg sätts på hunden som sedan angriper (en vadderad) figurant.
Oysa henüz birkaç sene önce (yk.Det förekommer dock (et år, flere år).
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Eadie är fast besluten att gifta sig rikt.
Oysa bunlar farklı hastalıklardır.Ett annat problem är sjukdomar.
Oysa Einstein, bunun tam tersini yaptı.Andersson hade nu hävdat det motsatta.
Oysa aynı değerlerdeki 200 ASA'lık film 100 ASA'lık filmden iki kat duyarlıdır.Sålunda är en film med känsligheten 800 ASA dubbelt så ljuskänslig som en film på 400 ASA.
Oysa 1879 da tüm Amerika vatandaşlarına eşit haklar verilmişti.Redan 1879 hade allmän rösträtt för män införts.
Oysaki James, hayatı birebir ilgilendiren somut şeyleri, nesneleri önemsemiştir.Din blåögde vän Vad bryr jag mej om det...
Oysa çapkınlık bir doyumsuzluk biçimidir.Smalnarvar (Sagina) är ett släkte av nejlikväxter.
Oysa Glory filan değildir bunu yapan.Wallin är det i varje fall inte.
Oysa bu öykünün sonunda delikanlı başka bir kızla birlikte olmaya başlar.Han slutar till slut med en annan tjej.
Oysa sebebini anlamazlar.Han vet inte varför.
Oysaki Darwin ondan korkar.Dagalûsher är väldigt rädda av sig.
Oysaki son derece yetenekli bir piyanisttir.En repetitör måste därför vara en mycket skicklig pianist.
Oysa Birleşik Krallık'ta yazılı bir anayasa yoktur.Däremot fanns det ingen litteratur skriven på folkspråket.
Oysa film 17. yüzyılda geçmektedir.Filmen utspelar sig på 1600-talet.
Oysa düşünce, araştırmanın çıkış noktası değil, sonucudur.Så är enheten inte utvecklingens början, utan dess slutpunkt.
Oysa Ruthie mutfaktadır.Biryani är en maträtt.
Oysa Birleşik Krallık ile Avusturya buna karşıydı.Europa och Österländerna Bih.
Oysa hayat devam etmektedir.Життя продовжується.
Oysa hıbılık kadın-erkek hiç kimseye rahat vermez.Їх незвичайна мордочка нікого не залишить байдужим.
Oysa kuşatmayı yarma taarruzları 30 Mayıs'a kadar devam etmiştir.Але зачистка міста тривала ще 30 вересня.
Oysa o son umutlarıdır.Тао — їхня остання надія.
Oysa özgün versiyonları 300 sayfaya yaklaşıyordu.Довга версія дійшла в ≈300 версіях рукописів.
Oysa bu etki sanıldığından çok daha önemliydi.Як виявилося, вона була набагато складніша, ніж ситх припускав.
Oysa Goya olumsuzdur.Ольга Неподоба.
Oysa öyküde Noel tatili için evdedir.На Різдво побував удома в короткотерміновій відпустці.
Oysa Ruthie mutfaktadır.Гамлет на кухні.
Oysa çoğu öğrenci konuyu anlamamıştır.Внаслідок цього багато учнів не знали предмету.
Oysaki Gershom Scholem bunun aksini ispatlamıştır.Olaf Scholz зробив це можливим.
Oysa sayı çok daha yüksekti.Проте, їх загальна кількість набагато більша.
Oysa film 17. yüzyılda geçmektedir.Дія фільму проходить у XVII столітті.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Олександра щасливо вийшла заміж за заможного чоловіка.
Oysa düşünce, araştırmanın çıkış noktası değil, sonucudur.Науковий факт — це не початок пізнання, а його висновок.
Oysa asker şiiri gazeteye ulaştırmıştı.Дебютувала поетеса публікацією у нью-йоркському журналі.
Oysa, her zaman model olmak istemiştim.Завжди був в новому стилі.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod