Oysaki, Pomelo tad olarak tatlı greyfurt meyvesine benzer.A ave atua, assim, como dispersora das sementes dos frutos que ingere.
"Oysa onlar (başlarına geleceklerin) şuurunda değillerdi."Como a qual, porém, não é mutuamente inteligível.
Oysa Kameda bu kadınları onların düşündüğü anlamda değil başka bir boyutta sevmektedir.Agostinho amava aquela mulher mais do que podemos imaginar.
Oysa Yugurta, kardeşlerine saldırarak Yempsal'ı öldürdü ve Aderbal'ı Numidya'nın dışına sürdü.Jugurta, contudo, voltou-se contra seus irmãos, matando Hiempsal I e expulsando Aderbal da Numídia.
Oysa Padme henüz hayattadır.A Terra mesma está viva.
Oysa bu iki dünyanın işleyişi, dinamikleri çok farklıdır.O encontro desses dois mundos é bastante engraçado.
Oysaki son derece yetenekli bir piyanisttir.Ela é uma pianista muito talentosa.
Oysaki sadece bilinçsiz kalmıştır.Esta fica inconsciente por um bocado.
Oysa ben geniş bir kitleye hitap etmek istiyorum.(Sim, gostaria de enviar uma encomenda.
Oysa yıldızlara sahip olmak uğruna ömrümüzü hayallere satarız.Tendo assim uma relação com o Sonho das Estrelas.
Oysa Pompeius'un ordusu büyük ölçüde acemi askerlerden oluşuyordu.Porém, Pompédio se viu obrigado a enfrentar todo o exército de Farnapates.
Giysisinin içinde oldukça evcimen görünüyordu oysa sonunda yabana atılır biri değildi.Aparentava no entanto ser muito doméstica no seu vestido, mas como se viu ela não o era de maneira alguma.
Oysa Yunus familyasının asıl örnek türü tırtak (Delphinus delphis) dır.A espécie mais comum é a Delphinus delphis.
Oysa o zamanlarda Peru'da hindi bulunmamaktaydı.Segundo esse ponto de vista, não teria tido em lugar algum realmente uma recepção em Persépolis.
Oysa amaç ve ilkeler yönünden ayrışırlar.Eles vão se desviando dos obstáculos e das valas que virem a sua frente.
Oysaki bölüm seksen dakika gecikmeli olarak yayınlanmıştı.Essa versão foi editada com 100 minutos de duração.
Oysa bu iki melek zamanın başlagıcından beri buradadır.Estes dois anões foram os ancestrais de todos anões.
Oysa büyücüler, Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler.Bij de Varden zijn er niet veel magiërs.
Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmemeleri emredilmişti.Zij wilden geen andere god aanroepen dan Hem.
Oysa çapkınlık bir doyumsuzluk biçimidir.Een kween is onvruchtbaar.
Oysa Ruthie mutfaktadır.Roux komt uit de Franse keuken.
Oysa hayat devam etmektedir.Maar het leven gaat verder.
Oysa yüzü morarmıştır, vücudu çürükler içindedir.Een incisie is een snede, in (een deel van) het lichaam.
Oysaki sadece bilinçsiz kalmıştır.Hij wordt bewusteloos.
Oysa biz her bir ânı (zamanı, yeri, şekli, renk tonunu) sentezleriz ve resim için resim yaparız."Deze belofte willen wij aan al onze bewoners doen, ook de bewoners in verzorgings- en verpleeghuizen.
Oysa Einstein, bunun tam tersini yaptı.Hij concludeerde juist het tegenovergestelde.
Oysa soy bilimde bunun tam tersi geçerlidir.Wetenschappelijk gezien ligt dit net omgekeerd.
Oysa çoğu öğrenci konuyu anlamamıştır.Bovendien studeerden de meeste studenten niet af.
"Oysa onlar (başlarına geleceklerin) şuurunda değillerdi."Wie zij werkelijk zijn, weten zij niet.
Oysaki Aretaus Yunan değildir, Kapadokyalıdır.Echter, de vorm in het Oudgrieks luidt niet cebus, maar κῆβος, kēbos.
Oysa bu gençlik hareketleri için söz konusu değildir.Dit soort van betrokkenheid ontbreekt bij de jeugd.
Oysa, bazı anılarım zamanla yeniden canlanacak, yeniden hayat bulacaktır.Overlijdt enkele malen, maar wordt weer tot leven gewekt.
Oysa Fatma, zengin bir adamla evlenmek arzusundadır.Jewel Courage wil trouwen met een rijke man.
Oysa, her zaman model olmak istemiştim.Ze heeft daarnaast ook altijd gewerkt als model.
Oysa tam tersi gözlemlendi.In tegengestelde richting werd Voeren overgeheveld.
Schiller’in ortaklık belgeleri oysaki hiç bulunmadı.Szells composities zijn echter nooit bekend geworden.
Oysa anlam bir hedef olamaz.Hij wist geen doelpunt te maken.
Oysa, bu maçların sadece 15'ine ilk on birde çıkmıştı.Het team won echter maar vier van de eerste vijftien wedstrijden.
Oysa işsiz taksici Marcel (Bourvil) karaborsa işini aç kalmamak için, çaresizlikten yapmaktadır.Marcel Martin (Bourvil) is een werkloze taxichauffeur die zijn kost verdient op de zwarte markt.
Oysaki gerçekte Bathilda aylar önce ölmüştür.Verbiest was op dat ogenblik al enkele maanden overleden.
Oysa ona göre zihinsellik, gözlemlenebilen davranışlarda ve etkinliklerde aranmalıdır.Dit wordt gedaan door (jonge) mensen die graag willen zien en gezien worden.
Oysaki ben o günlerde Kurt Cobain'in kim olduğu hakkında en küçük bir fikre bile sahip değildim.Loomis had echter geen idee waar de slaglinie van Corse zich bevond.
Oysa Hasan babasını kandırıyordu.Haimon stelt zijn vader gerust.
Oysa CSI'nin izleyici sayısı öbüründen ortalama 5 milyon daha fazlaydı.De uitzendingen van CBS trekken gemiddeld ruim 10 miljoen kijkers.
Oysa 8 yıllık temel eğitime cevap verecek şekilde olması gerekirdi.Hij zou er acht jaar praktijkervaring opdoen.
Oysa Hitler'in tepkisiyle girişim başarısız olmuştur.Maar na de eerste successen vertraagde Hitlers opmars.
Oysa Padme henüz hayattadır.Het pand wordt nog steeds bewoond.
Oysa doktora tezi neredeyse hiç dikkate alınmamıştı.Theodahad was echter weinig dankbaar.
Oysa öyküde Noel tatili için evdedir.Het verving I'll Be Home for Christmas.
Oysa bu iki dünyanın işleyişi, dinamikleri çok farklıdır.De werkingsmechanismen van deze beide families antidepressiva zijn zeer vergelijkbaar.
Oysa gerçekte hiç de böyle değildi.Maar in feite was dat niet zo.
Bana kızmış, oysa ben ona bir şey yapmadım.Hij is kwaad op mij, terwijl ik hem toch niets aangedaan heb.
Oysa kendilerine, tek olan Allah'tan başkasına ibadet etmemeleri emredilmişti.A rozkazano im przecież czcić tylko Boga Jedynego.
Oysa Einstein, bunun tam tersini yaptı.W rzeczywistości było dokładnie odwrotnie.
Oysa bu haber doğru değilmiş.Wiadomość ta była nieprawdziwa.
Oysa bunun tam tersi olmuştur.Stało się jednak odwrotnie.
Oysa yapmam gereken şey elimde kalmasını istediklerime bakmaktı.Po prostu chciałam spojrzeć na to co zrobiła.
Ona aşık değildir, oysaki aşk evliliği yapmak istemektedir.Nie obchodzi mnie czy jest we mnie zakochany, ale wiem, że się ze mną ożeni.
Oysa bu gençlik hareketleri için söz konusu değildir.Nie są to wyłącznie projekty młodzieżowe.
Oysa Ariana annesini kontrol edemediği büyü gücü yüzünden öldürmüştür.Arianie zdarzały się ataki niekontrolowanej magii, podczas jednego z których zginęła jej matka.