Tekerlekli sandalye benim için resim yapma ve oyun oynama aracı haline gelmişti.The wheelchair became an object to paint and play with.
Eğer hazır değilseniz, "ah zavallı ben" rolünü oynamaya devam edeceksiniz.And if you're not ready you're going to stay pretending that you're just a "poor little me".
Ne zaman Tanrı'yı oynamanız için size görev verildi?When have you been appointed to play God?
Oyun oynamaya, git!Go on, play!
Çocukken bize oyun oynamamız öğretildi.You know, as kids, we're taught to play.
Ve neden oynamamız gerektiğine dair hiçbir şey söylenmedi.And we're never given a reason why we should play.
Ve bence, yetişkinler olarak, oyun oynamanın iyi ya da kötü bir şekli olmadığını öğrenmeliyiz.And I think, as adults, we need to learn that there's no right or wrong way to play.
Bu çocukça oyunları oynamak için beni çağırsan bile... ...sana uyarım.Even if you call me to play these immature games, I will play along.
Bugün golf oynamayacak mýsýn?You're not golfing today?
Bugün oynamayacak mýsýnýz?You're not playing today?
Karým Cumartesi günleri oynamam gerektiðini düþünüyor.My wife thinks I should play on Saturdays.
Seni golf oynamaya göndermesi korkunç.It's terrible that she makes you go play golf.
O gün golf oynamadý.He didn't play golf that day.
Belki de bunu söylememeliyim. Ama o, bazen oynamak istemiyor.Perhaps I shouldn't say this, but sometimes he doesn't want to.
İstemiyorum, uzun süredir oynamadım.Oh it's nice here!
Bu insanların emekliliği olduğu için bir nevi kumar oynamama iznim yok. -So I'm not allowed to go gamble people's money, because this is people's retirement.
Sana dedim ya senin oyun oynamanı istiyorum benim için.I thought you said you wanted to play with my sword.
Bebeklerle oynamak hiç eğlenceli değil.The puppet doll game is getting boring.
Oynamaya devam et.Keep playing.
'Sen de bir gün oyunu oynamayı öğreneceksin' derdi.One day you'll learn to play the game.
O yaz, oyunu oynamayı öğrendim.And that summer I learned to play the game.
Sonbaharda tekrar anneannemle oynamaya başladık.And I sat down with here to play that fall.
Daha önce hiç oyunu oynamamışlar. Bir daha oyunu oynamayacaklar.First player is offered a hundred dollars and is asked to propose a split:
Seoul'de sıkılıp buraya oynamaya mı geldin?Did you come to play because you were bored of Seoul?
İzinsiz geldiğim için suçluyum ama... ...ben buraya oynamaya gelmedim.I'm sorry for leaving. But I didn't come to play.
Ya da üzerinde hiçbir oynama yapılmamış şu resmi ele alalımOr, you take this particular un-retouched photograph.
"Yani, birilerinin oynaması lazım.""Well, somebody has to."
Onlarýn oyunlarý cehenneme. Artýk oynamayacađýz.You going to roll over or you going to fight?
Sineğin sinek simülatöründeki büyük kızılötesi görüntüsü, ve bu sineğin oynamayı sevdiği bir oyun.Sineğin sinek simülatöründeki büyük kızılötesi görüntüsü, ve bu sineğin oynamayı sevdiği bir oyun.
Asıl sorun birçok kimsenin bunu oynamaya değer bir oyun olarak görmemeye başlaması.The problem is that many people start to believe that it is not a game worth playing.
Seninle oyun oynamak keyifli oluyor.Cengiz, let's keep in touch
Kađýt oynamayý öđrendi.He learnt how to play cards.
Sonrasında ise size deneysel olarak oynamalar yaptığımız sınıflarda neler olduğunu göstereceğim.Next I'm going to show you what happened when we experimentally manipulated classrooms.
Ağlamanın zamanı var, gülmenin zamanı var. Yas tutmanın zamanı var, oynamanın zamanı var.a time to weep, and a time to laugh; a time to mourn, and a time to dance;
Ki onlar bir batağa dalmış oynamaktadırlar.Who, ignoring the Reality, engage in pleasantries.
Göğü, yeri ve aralarındakileri oyun oynamak için yaratmadık.We have not created the heavens and the earth, and all that lies between them, out of fun.
Doğrusu, onlar bir kuşku içinde oynamaktadırlar.Yet they are lost in doubt and play.
Onlar ki bir bataklıkta oynamaktadırlar.Who, ignoring the Reality, engage in pleasantries.
Oynamak için yeni bir oyun başlatınStart a new Game to play
Oynamak için bir seviye paketi seçin:Choose a level set to play:
Oyunu gösteri (otomatik oynama) kipinde başlatRun game in demo (autoplay) mode
Bilgisayarı hemen oynamaya zorlaForce the computer to move immediately
Bilgisayarın hareketini hesaplama işlemini durdur ve onu hemen oynamaya zorlaStop the computer's calculation of its current move and force it to move immediately
1. Oyuncunun bilgisayar ile oynayıp oynamadığıWhether player 1 is played by the computer.
Oynamak için pist seçinChoose Course to Play
Bulmacayı şimdi oynamak ister misiniz?Do you want to play the puzzle now?
Oynamak İçin HazırReady to Play
gnubg oynamaz.gnubg cannot move.
Bilgisayar ile oynamak için işaretleyinCheck for the computer to play
Oynama GünlüğüPlays Log
Ben hayatla oynamak istiyorum.I want to play live.
BH Cumhurbaşkanlığı eski üyesi Mirko Saroviç konu hakkında, "Birbirimizle oyun oynamayalım."Let us not play games with each other.
Arjantinliler bir an olsun maçı bırakıp skoru korumak için oynamadılar.Not for a moment did the Argentinians let up and just play to conserve the result.
Zirvede, AB'nin uluslararası alanda daha belirgin bir rol oynamasi da ele alınacak.The summit will also tackle the EU's quest for a more prominent role on the international stage.
Pesiç yerel basına verdiği demeçte, "Şükürler olsun ki saklambaç oynamayı bıraktık."Thank God we've stopped playing hide-and-seek.
SE Times: Hakimlere yönelik devlet okulunun ne tür bir rol oynaması öngörülüyor?SE Times: What is the anticipated role of the state-run school for judges?
Spora düşkündü, ama anlatılanlara göre hiç futbol oynamadı.He loved sport, but reportedly never played football.
Böylece ahlaksız oyunlar oynama eğilimi de kontrol altına alınmış olacaktır.Consequently, the propensity for playing unethical games would be kept under control.
Sanatta adaletsizlik yoktur. “Şu rolu ben oynamalıydım, ama oynayamadım” diye bir şey olmaz.There is no injustice in art, there is no "I should’ve got that part, but didn’t".
Ancak Regev, Türkiye'nin bu süreçte oynamasının beklendiği belirli rol üzerinde yorum yapmadı.However, he would not comment on the specific role Turkey is expected to play in the process.