Bazılarınız "Bu, oyun oynamak için çok fazla bir zaman " diye düşünebilir.Some of you might be thinking, "That's a lot of time to spend playing games.
Haftada 3 milyar saat oyun oynamak dünyanın acil problemlerini çözmek için neredeyse yetersizdir.Three billion hours a week is not nearly enough game play to solve the world's most urgent problems.
Bunun nedeni, başkası ile oynamak için daha fazla güven kazanmasıdır.And the reason is, it takes a lot of trust to play a game with someone.
Böylece, birlikte oyun oynamak, bağ, güven ve işbirliğini doğuruyor.And so, playing a game together actually builds up bonds and trust and cooperation.
Bununla oynamak için aldığımı mı düşünüyorsun?Would I have gotten it so I could play with it?
Buna paralel oynama denir.That's called parallel play.
Adam, ben sadece basketbol oynamak istiyorum.Man, I just want to play basketball.
Biz oynamak değildir.We are not playing around.
Onu kaçınarak, fakir adam biraz düşük aşağı oynamaya olduğunu bana vurduIt struck me that it was playing it a bit low-down on the poor chap, avoiding him
Bugün bana yardımcı olursan... ...o zaman belki nişanlı rolünü oynamayı bırakırım.If you leave this to me, I think I can bury this damn fiancé role for good today.
Böyle oynamak çok eğlenceli aynı zamanda.It's just so much fun playing around with it, too.
O çalarken, çimdikleyip sayfaya tekrar göz atabiliriz, ve film oynamaya devam eder.And while it's playing, we can pinch and peak back at the page, and the movie keeps playing.
Prenses'in üzerine oynamalı ve onu Mavi Saray'ın tarafına çekmeliyiz.We need to work the princess over well and make her side with the Blue House.
Bisikletin yerinden oynamaması için destek kolunu tekerleğin önüne geçirin.SWlNG THE SUPPORT ARM OVER THE FRONT OF THE TlRE TO HOLD THE BlCYCLE IN PLACE.
Dizide oynamak istemiyorum.I don't wanna do the sitcom.
Dünyayla ve onu algılayışımızla oynamak, gerçekten de görsel efektlerin özü.Playing with the world, and our perception of it, really is the essence of visual effects.
Masum rolü oynama ! seni küçük haydut, sen kendi işine bak !Don't try to act innocent. Little rascal, don't you have anything better to do?
Bu oyunu oynamak için daha da fazla hayal gücüne ihtiyacınız vardı,You had to have an even better imagination to play this game,
O halde oyun oynamalı veya bir spor yapmalıyım."So I've got to do gaming, or I've got to do sports."
Aslında bu materyalle çok fazla oynamayacaktık, buna dikkat ediyorduk.We were, I think, pretty conservative and not wanting to mess with the material too much...
Beni yanlış anlamayın, kötü adam oynamaktan çekinmem.Don't get me wrong, I don't mind playing bad guys.
Kötü adam oynamak istiyorum.I want to play a bad guy.
Bir şeyler ile oynamayı severiz.Well we like to play with stuff.
Çocuklar deney yaptıkları zaman biz buna "her şeye karışma" ya da "oyun oynama" diyoruz.When children do experiments we call it "getting into everything" or else "playing."
Sanatçılar da simetri ile oynamayı severler.Artists too love to play around with symmetry.
Aurora bilgisayar oyunları oynamayı seviyordu.And Aurora liked to play video games.
Bunun insanları mum boya ve böyle şeylerle oynaması için bir şans olduğunu düşünüyorum.It's a chance for people to get to play with crayons and all that kind of stuff.
Kendimizi geri tutuyoruz çünkü oynamaya yeterince değer vermiyoruz.We're holding ourselves back because we don't value play.
"Oynamak" dedim, evet.I said "play," all right.
Bazılarınızın oynamanın ne olduğunu unutması ihtimaline karşı, işte oynamak şuna benzer.In case some of you forgot what play is, this is what play looks like.
Oynamaya yeterince değer vermiyoruz.We don't value play.
Aslına bakarsanız, oynamayı değersizleştiriyoruz.In fact, we devalue play.
Ama hayır, oynamaya değer vermediğimiz iş yerlerimize gidiyoruz.But no, now our meme goes into work where we don't value play.
Sosyal hayatta, eğitimde ve iş dünyamızda oynamaya değer vermiyoruz.In social, in education and in our business, don't value play.
İşte bu yüzden son sıradayız, çünkü oynamaya değer vermiyoruz.And that's why we're last, because we don't value play.
Oynamaktan olamaz tüm bunlar.It can't be because of play.
Yani, oynamak, çok saçma bir şey."Just play, that's a stupid thing."
Oynamak: Beyinlerimiz oynamak üzere bağıntılanmıştır.Play: our brains are hardwired for play.
Evrim, milyonlarca, milyarlarca sene boyunca insanların ve hayvanların oynamasını seçmiştir.Evolution has selected, over millions and billions of years, for play in animals and in humans.
Doğa aptal değildir, ve doğa oynamayı onaylar.Nature isn't stupid, and it selected for play.
Çok havalı bir terim: neoteni -- Yetişkinlerde oynama ve çocuksu davranışların sürmesi.Really cool term: neoteny -- the retention of play and juvenile traits in adults.
Doğa tarafından, doğumumuzdan başlayarak yaşlanana kadar dahi oynamak üzere tasarlandık.We're designed by nature to play from birth to old age.
Bunlar oyun oynamanın getirileri.These are the benefits to play.
Oynamanın tersinin çalışmak olduğu gibi bir algıya sahibiz.We have this concept that the opposite of play is work.
Oyun oynamanın tersi çalışmak değildir.The opposite of play is not work.
Oyun oynamanın tersi depresyondur.The opposite of play is depression.
Aslına bakarsanız, oynamak, çalışmanıza katkı sağlar.In fact, play improves our work.
Yani, siz oynamanın ciddi bir şey olmadığını düşünmediğiniz sürece oynamak anlamsız değildir.So before you start thinking of play as just not serious, play doesn't mean frivolous.
Oynamak üretkenliği arttırır, azaltmaz.Play increases productivity, not decreases.
Bir, oynamak evrenseldir.One, play is universal.
Oynamak hakkındaki mantalitemiz dışında bizi geri tutabilecek herhangi bir şey yok.There's nothing holding us back, except our own mentality about play.
Sonuç olarak, bu devrimi, oynamak yoluyla gerçekleştirmek için bazı adımlar atmamız gerekiyor.So some steps that we can take -- to finish up -- how to make this revolution through play.
İkincisi, eğer oynamak hissine artık sahip değilseniz bunu yeniden keşfetmeniz gerekiyor.Second of all, if you don't have the feeling of play in you, you need to rediscover play.
Dağ bisikleti sürmek olsun, kitap okumak olsun ya da bir oyun oynamak olsun farketmez.I don't care if it's mountain biking or reading a book or playing a game.
Korku, oynamanın düşmanıdır.Fear is the enemy of play.
O zaman hiç oynamak istemezdiniz.Right? You'd never want to play.
Büyük oynamayı severim.Mine was 146.
Rainsford, bu oyunu oynamaya değer bulacağını biliyorum.Oh, Rainsford, you'll find this game worth playing.
Sen buraya oyun oynamaya mı geldin hahh?Did you come to play around?
Ve sizi bir şekilde konuştuklarımızla ilgili oynamanız için yüreklendiriyorum,And I encourage you to kind of play around with a lot of what we talked about.