‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Dit leek mij een goed idee en ik koos twaalf spionnen uit, van elke stam één.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.És tetszék nékem ez a beszéd, és vevék közületek tizenkét férfiút, minden törzsbõl egyet-egyet.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Isto me pareceu bem; de modo que dentre vós tomei doze homens, de cada tribo um homem;
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Jeg billigede det og udtog tolv Mænd iblandt eder, en af hver Stamme.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.내가 그 말을 선히 여겨 너희 중에서 매 지파에 한 사람씩 열둘을 택하매
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Kterážto řeč líbila se mně, a vzal jsem z vás dvanácte mužů, jednoho muže z každého pokolení.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.La proposta mi piacque e scelsi dodici uomini tra di voi, uno per tribù
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Lời nầy đẹp lòng ta; ta chọn mười hai người trong các ngươi, tức mỗi chi phái một người.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Lời nầy đẹp_lòng ta ; ta chọn mười_hai người trong các ngươi , tức mỗi chi_phái một người .
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Me pareció bien lo dicho, y tomé a doce hombres de vosotros, un hombre por tribu
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Părerea aceasta mi s'a părut bună; şi am luat doisprezece oameni dintre voi, cîte un om de fiecare seminţie.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.To se mi je dobro videlo; vzel sem torej izmed vas dvanajst mož, iz vsakega rodu enega.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.To slovo sa mi ľúbilo, a vzal som z vás dvanástich mužov, po jednom mužovi z každého pokolenia.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Usul itu saya setujui, sebab itu saya pilih dua belas orang, seorang dari tiap suku
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Και ηρεσεν εις εμε ο λογος και ελαβον εξ υμων δωδεκα ανδρας, ανδρα ενα κατα φυλην.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Слово это мне понравилось, и я взял из вас двенадцать человек, по одному человеку от каждого колена.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Това ми беше угодно: за това избрах от вас дванадесет мъже, по един мъж от всяко племе.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.וייטב בעיני הדבר ואקח מכם שנים עשר אנשים איש אחד לשבט׃
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.فحسن الكلام لديّ فاخذت منكم اثني عشر رجلا. رجلا واحدا من كل سبط.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.這 話 我 以 為 美 、 就 從 你 們 中 間 選 了 十 二 個 人 、 每 支 派 一 人
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.這話 我 以 為美 、 就 從 你 們中間選 了 十二 個 人 、 每 支 派 一人
Bu iki oymakla yarım oymak mülklerini Erihanın karşısındaki Şeria Irmağının doğusunda aldılar.››isto é, duas tribos e meia já receberam a sua herança aquém do Jordão, na altura de Jericó, do lado oriental.
Bu iki oymakla yarım oymak mülklerini Erihanın karşısındaki Şeria Irmağının doğusunda aldılar.››Két törzs és egy fél törzs megkapta az õ örökségét a Jordánon túl, Jérikhó ellenében napkelet felõl.
Bu iki oymakla yarım oymak mülklerini Erihanın karşısındaki Şeria Irmağının doğusunda aldılar.››이 두 지파와 반 지파가 여리고 맞은편 요단 건너편 곧 해 돋는 편에서 그 기업을 받았느니라
Bu iki oymakla yarım oymak mülklerini Erihanın karşısındaki Şeria Irmağının doğusunda aldılar.››Půl třetího pokolení vzali dědictví své před Jordánem proti Jerichu, k straně na východ slunce.
Bu iki oymakla yarım oymak mülklerini Erihanın karşısındaki Şeria Irmağının doğusunda aldılar.››Queste due tribù e mezza hanno ricevuto la loro porzione oltre il Giordano di Gerico, dal lato orientale»
Bu iki oymakla yarım oymak mülklerini Erihanın karşısındaki Şeria Irmağının doğusunda aldılar.››Ta dva rodova in pol so prejeli svojo dediščino tostran Jordana, od Jeriha proti solnčnemu vzhodu.
Bu iki oymakla yarım oymak mülklerini Erihanın karşısındaki Şeria Irmağının doğusunda aldılar.››Tanah pusaka mereka itu di sebelah timur Sungai Yordan, di dekat kota Yerikho.
Bu iki oymakla yarım oymak mülklerini Erihanın karşısındaki Şeria Irmağının doğusunda aldılar.››два колена и половина колена получили удел свой за Иорданом против Иерихона к востоку.
Bu iki oymakla yarım oymak mülklerini Erihanın karşısındaki Şeria Irmağının doğusunda aldılar.››Тия две и половина племена взеха наследството си оттатък Иордан, срещу Ерихон, на изток.
Bu iki oymakla yarım oymak mülklerini Erihanın karşısındaki Şeria Irmağının doğusunda aldılar.››שני המטות וחצי המטה לקחו נחלתם מעבר לירדן ירחו קדמה מזרחה׃
Bu iki oymakla yarım oymak mülklerini Erihanın karşısındaki Şeria Irmağının doğusunda aldılar.››السبطان ونصف السبط قد اخذوا نصيبهم في عبر اردن اريحا شرقا نحو الشروق
Bu iki oymakla yarım oymak mülklerini Erihanın karşısındaki Şeria Irmağının doğusunda aldılar.››這 兩 個 半 支 派 已 經 在 耶 利 哥 對 面 、 約 但 河 東 向 日 出 之 地 受 了 產 業
Bu iki oymakla yarım oymak mülklerini Erihanın karşısındaki Şeria Irmağının doğusunda aldılar.››這兩個 半 支派 已 經 在 耶利哥 對面 、 約但 河東 向 日出 之地 受 了 產業
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Akkor hivatá Józsué a Rúbenitákat, a Gáditákat és a Manassé fél nemzetségét,
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Allora Giosuè convocò i Rubeniti, i Gaditi e metà della tribù di Manàss
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Alors Josué appela les Rubénites, les Gadites et la demi-tribu de Manassé.
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Atunci Iosua a chemat pe Rubeniţi, pe Gadiţi şi jumătatea din seminţia lui Manase.
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Bấy giờ, Giô-suê gọi người Ru-bên, người Gát, và phân nửa chi phái Ma-na-se,
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Bấy_giờ , Giô-suê gọi người Ru-bên , người Gát , và phân_nửa chi_phái Ma-na-se ,
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Då kallade Josua till sig rubeniterna och gaditerna och ena hälften av Manasse stam
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Da kalte Josva til sig rubenittene og gadittene og den halve Manasse stamme
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Da rief Josua die Rubeniter und Gaditer und den halben Stamm Manasse
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Derpå lod Josua Rubeniterne, Gaditerne og Manasses halve Stamme kalde til sig
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Então Josué chamou os rubenitas, os gaditas e a meia tribo de Manassés,
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Entonces Josué convocó a los rubenitas, a los gaditas y a la media tribu de Manasés
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Jozua riep nu de legertroepen van de stammen van Ruben, Gad en de halve stam Manasse bijeen en zei:
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.그 때에 여호수아가 르우벤 사람과 갓 사람과 므낫세 반 지파를 불러서
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Sitten Joosua kutsui ruubenilaiset, gaadilaiset ja toisen puolen Manassen sukukuntaa
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Tedaj pokliče Jozue Rubenske in Gadske in polovico Manasejevega rodu
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Tedy przyzwał Jozue Rubenitów i Gadytów, i połowę pokolenia Manasesowego,
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Toho času povolav Jozue Rubenitských, Gáditských a polovice pokolení Manassesova,
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Vtedy povolal Jozua Rúbenovcov, Gádovcov a polovicu pokolenia Manassesovho
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Τοτε συνεκαλεσεν ο Ιησους τους Ρουβηνιτας και τους Γαδιτας και το ημισυ της φυλης του Μανασση,
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Тогава Исус повика рувимците, гадците и половината от Манасиевото племе та им каза:
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.Тогда Иисус призвал колено Рувимово, Гадово и половину колена Манассиина и сказал им:
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.אז יקרא יהושע לראובני ולגדי ולחצי מטה מנשה׃
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.حينئذ دعا يشوع الرأوبينيين والجاديين ونصف سبط منسّى.
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.當 時 約 書 亞 召 了 流 便 人 、 迦 得 人 、 和 瑪 拿 西 半 支 派 的 人 來
Bundan sonra Yeşu, Ruben ve Gad oymaklarıyla Manaşşe oymağının yarısını topladı.當時 約書亞 召 了 流 便人 、 迦得 人 、 和 瑪拿西 半 支派 的 人 來