oy ile cümle
oy kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Takımımız ilk oyunu kaybetti.Our team lost the first game.
Ateş etrafında oynamak tehlikelidir.It's dangerous to play around the fire.
Zaman öldürmek için bazı video oyunları oynayalım.Let's play some video games to kill time.
Onun bütün ailesi öyledir.His whole family is like that.
O eve gelir gelmez bir bilgisayar oyunu oynamaya başladı.As soon as he got home, he began to play a computer game.
Birileri tenis kortunda tenis oynuyordu.Some were playing tennis on the tennis court.
Oyun saat kaçta başlayacak?What time will the game start?
Tom ekranda ne oynarsa oynasın, muhteşem görünüyor.No matter what he plays on the screen, Tom looks great.
Ne oynayalım?What shall we play?
Ne ona öyle yaptırdı?What made her do so?
Ona öyle bir şeyi yaptıran nedir?What made her do such a thing?
Bir şey oynayalım.Let's play something.
Ben bir TV oyunu oynuyorum.I'm playing a TV game.
Sen benimle öyle konuşma.You don't... you don't talk to me like that.
Onun karısı onu parmağında oynatır.His wife leads him by the nose.
Öyle bir şey söylemeyin.Don't say such a thing.
Ben bir oyun görmek istiyorum. Herhangi bir bilgin var mı?I'd like to see a play. Do you have any information?
Yüzmeyi öğrenmek bir çocuk oyuncağı.It's a cinch to learn to swim.
Film öyle acıklı idi ki herkes ağladı.The movie was so sad that everybody cried.
Film öylesine sıkıcıydı ki seyirciler tek tek ayrılmıştı.The movie was so dull that the audience left one by one.
Unzen dağı öylesine güzel bir yer ki birçok insan orayı ziyaret eder.Mt. Unzen is such a nice place that many people visit there.
Hava yağmurlu, yani dışarıda oynayamayız.It's a rainy day, so we can't play outside.
Yağmurdan dolayı oyunu iptal etmek zorunda kaldık.We had to call off the game because of rain.
Yağmur nedeniyle oyun iptal edildi.We called off the game on account of rain.
Yağmur beyzbol oynamamızı engelledi.The rain prevented us from playing baseball.
Yağmur tenis oyunumuzu bitirmemizi önledi.The rain prevented us from finishing our game of tennis.
Oyun yağmur yüzünden iptal edildi.The game was called off on account of the rain.
Yağmur dışarıda tenis oynamamızı engelledi.The rain prevented us from playing tennis outside.
Yağmur yüzünden oyun iptal edildi.The baseball game was called off due to rain.
Yağmur, çocukların okul bahçesinde beyzbol oynamalarına engel oldu.The rain prevented the boys from playing baseball on the playground.
Yağmura rağmen golf oynadık.We played golf in spite of the rain.
Yağmura rağmen oyun iptal edilmedi.In spite of the rain, the game was not cancelled.
Hava açıldığında çocuklar tekrar beyzbol oynamaya başladı.When the weather had cleared, the children began to play baseball again.
Yağmur yağıyordu ve oyun iptal edildi.It was raining and the game was called off.
Hava yağmurlu olduğundan dolayı, beyzbol oyunu iptal edilmişti.The weather being rainy, the baseball game was cancelled.
Yağmur yağmasına rağmen futbol oynadık.Though it was raining, we played football.
Yağmur sona erdi ve tenis oyunumuzu bitirebildik.It left off raining and we managed to finish our game of tennis.
Yağmur durduğunda beyzbol oynayalım.Let's play baseball when the rain stops.
Yağmur durduğu için onlar oyuna devam ettiler.The rain being over, they went on with the game.
O kadar çok yağmur yağıyordu ki içerde oynadık.It was raining hard, so we played indoors.
Genelde çocuklar açık havada oynamayı sever.Generally speaking, children like to play outdoors.
Benimle oynar mısın?Would you play with me?
Kız kardeşimle parkta oynardım.I used to play with my sister in the park.
Dışarıda oynamak için çok kalabalık.It is too dark to play outside.
Dışarıda oynamak için çok karanlık.It's too dark to play outside.
Ezici bir çoğunluk acımasız cezanın kaldırılması için oy kullandı.An overwhelming majority voted to abolish the brutal punishment.
Kötü havadan dolayı oyun iptal edildi.Thanks to the bad weather, the game was canceled.
Oyunu kazanacağımızdan emindik.We were certain of winning the game.
Asla tekrar oynayamayacağım.I'll never be able to play again.
Bana öyle görünüyor ki sen hatalısın.It seems to me that you are wrong.
Yarın Minami lisesine karşı oynayacağız.We will play Minami High School tomorrow.
Ben Londra'da iken haftada en az bir kez oyunlara giderdim.I used to go to plays at least once a week in London.
Lucy tenis oynamayı seviyor.Lucy likes playing tennis.
Lucy tenis oynamayı sever.Lucy likes playing tennis.
Linda'nın hayal kırıklığı öylesine fazlaydı ki gözyaşlarına boğuldu.Such was Linda's disappointment that she burst into tears.
Linda'nın kocası ona karşı ikili oynuyordu.Linda's husband was two-timing her.
Ragbi bir açık hava oyunudur.Rugby is an outdoor game.
Bir rugby oyunu için kaç kişiye ihtiyacınız var?How many people do you need for a rugby game?
İsterseniz, ben size satranç oynamayı öğretirim.If you like, I will teach you to play chess.
Tüm işler ve hiçbir oyun Jack'i sıkıcı bir çocuk yapmaz.All work and no play makes Jack a dull boy.