Bir başka söylentiye göre de "uzun ova" anlamı verilir.Er sagte weiterhin, dass der neue Roman „lang“ werden würde.
Ancak ovanın dezavantajı ise, kışın vadi melteminin soğuk esmesine sebep oluşudur.Eine weitere Ursache der Dämpfigkeit ist das falsche Eindecken des Pferdes im Winter.
Çaygören Barajı'ından ovada 6500 ha alanı sulamaktadır. ^ a b c d Şermin TAĞIL.Auf ihn folgte ab 6000 v. Chr. der La Jolla Complex.
Günümüzde ova seviyesine inmiştir.Heute ist dieser Haltepunkt abgebaut.
İki özel bölüm (20.5, 21.5) OVA olarak 2010 yılının yaz aylarında yayınlandı.Zwei Kapitel später (S. 157) ist vom Sommer die Rede.
Arazi yapısı düz ve ovadır, dağ ve tepeler bulunmamaktadır.Der Landkreis ist komplett eben und besitzt keine Hügel oder Berge.
Genellikle bir salpenjite bağlı iltihaplar meydana gelebilir (salpengo-ovarit veya aneksit).Dies sind meist Knochen- oder Weichteiltumoren (Sarkome).
1378 tarihinde Dulkadiroğlu Beyliği Amik Ovası'nı ele geçirir.Für das Jahr 1378 ist die Zunft der Tuchmacher belegt.
Bismil ovası yazları Diyarbakır ilinin en yüksek sıcaklıklarının ölçüldüğü yerdir.Deswegen ist der Lu Shan ein berühmter Ort, um der Sommerhitze zu entkommen.
Ancak ovada sakin bir nehir halindedir.Üblicherweise ist die Mangfall ein ruhiger Fluss.
Ovanın büyük bir bölümünü sular.Ein Großteil des Wassers tropft ab.
Kritala, muhtemelen Niğde Ovası'ndaki Tyana antik kenti yakınlarındadır.Gemeint sind wahrscheinlich die dem Ort Ouray nahegelegenen heißen Quellen.
Bölgenin en geniş ve düz ovasına sahiptir.Die Tribüne gilt als die stimmungsvollste und lauteste des Stadions.
Meyvesi yuvarlak,oval veya böbrek şeklinde olabilir.Schächte können eckig, oval oder kreisrund geformt sein.
Ovada 9 hm³ yeraltı suyu tespit edilmiştir.Festungsartilleriebataillon 9 untergebracht.
Ayrıca yeryüzü şekilleri bakımından bir ovadır.Sie verkörperte damit das von der Erde aus sichtbare Himmelsgewölbe.
Aynı zamanda geçmişten günümüze arkeolojik kalıntıların kaldığı ovalardan biridir.Auch für die heutigen Archäologen stellt er in gewisser Weise einen Wendepunkt dar.
İlçe, Tilbaşar Ovası’nın üzerinde yer almaktadır.Hier läge denn der Grundstein meines Tagbuches“.
Mesarya Ovası sayesinde canlılığını korumaktadır.Aus Dankbarkeit bleibt der Wilde bei ihnen.
Ülke, Doğu Avrupa Ovası üzerinde, İdil Nehri etrafında Rusya Federasyon'u içinde bulunur.Sie liegt in der Oblast Amur des russischen Föderationskreises Ferner Osten.
Zungan kapısını geçerek Yedi Irmak ilinin alt ovasına ulaştılar.Siebenmal traf er ins gegnerische Tor.
İki coğrafi alana ayrılır: Dağlık bölgeler ve ovalar.Elle compte deux parties: les Monts (Forel) et le vignoble.
Meryem'in uzun, oval yüzü ayrıca Pietà yı anımsatır.Le long visage ovale de Marie rappelle aussi celui de la Pietà.
Arka tarafını çepedçevre saran dağlar, önünde ise ucu bucu görülmedyedn yeşil ovalar sarmış.Sur celle de Riom-ès-Montagnes : la cascade du Marais de la Prade ; la cascade de la Ribeyrette.
Her iki ana oval içindeki bölgeler şafaksal X-ray ışınlarını yayarlar.Les régions au sein des deux principaux ovales émettent la majorité des rayons X des aurores.
Ovalar tamamıyla açıktır.Les vannes sont entièrement ouvertes.
Bu adam onlara bu ovaya gelip yerleşmelerini söylemiş.Elle demanda qu'ils entrent dans ces puits.
Debrecen Büyük Macaristan Ovası’nda Budapeşte’nin 220 km (137 mi) doğusunda konumlanır.Debrecen est située dans la grande plaine de Hongrie (Alföld en hongrois) à 220 km à l'est de Budapest.
Bunlar: Ovacık, Pınarbaşı, Yeşilyurt ve Dumankaya mahalleleridir.Contre le ruisseau, des jardins et chènevières, fermés par des haies et des charmilles.
Şehrin adının anlamı "Büyük Ovalar"dır.Le nom de la ville signifie littéralement "grands domaines".
Düz ve bereketli bir ovadır.Gloire et Pureté à Lui !
Ama ne yazık ki, son yıllarda kavak ağaçları tüm ovayı kaplamıştır.En effet, ces dernières années, les terrains de Coti Chiavari font l'objet de toutes les convoitises.
1995'te GAP kapsamında ilk sulamaya açılan ovadır.1995, la première bouteille en PET.
Lejyonlar Helvetleri iki tepe arasında bulunan ovadan geri sürmeye devam ettiler.En dessous, deux linteaux présentent deux scènes différentes : l'Enfer et, au-dessus, le Paradis.
"Megiddo dağının etekleri"nden Amik ovasının kastedilip kastedilmediği ise net değildir.Le toponyme du village lui-même de "L'Anse aux Meadows" n'est pas précis.
Tarım: Ovaları az, fakat çok verimlidir.Il leur dit: La moisson est grande, mais il y a peu d'ouvriers.
Geniş bir ovaya sahip bulunmaktadır.Il lui faut une humidité abondante.
Konya'daki Ovalıoğlu Camii ve Medresesi'ni Konya valiliği sırasında yaptırmıştır.Dans la camionnette de police, lui et Mélanie s'enlacent enfin.
Ova tarafında tahıl ekilir.Le formeret manque de ce côté.
Biçimi köpeğin anatomisine uygun olarak uzun ovaldir.Article détaillé : Anatomie du chien.
Daha sonra, Atlantik'teki derin abisal ovalara, güney yönünde çok yavaş akar.Les choses vont évoluer assez vite quand le centre d'intérêt de l'Alsace va lentement basculer vers l'ouest .
Şehir, Milano ve Torino arasındaki Po Ovası'nda yer alan Sesia nehri üzerinde bulunmaktadır.La ville est située sur la rivière Sesia, dans la plaine du Pô entre Milan et Turin.
Bunlar ovaryumla kaynaşmıştır, yalnız uçları serbesttir.Il ne mange que les proies fraîchement tuées (celles qui tombent au sol ne sont pas consommées).
Bilinmeyen bir zamanda ovayı sular basmış.La chambre fut pillée à une époque inconnue.
Ayrıca yeryüzü şekilleri bakımından bir ovadır.Chi no kata : forme de la Terre.
Nadiren hafifçe oval olurlar.Rarement ovipositeur saillant.
Bölge Arnavutluk'un ikinci büyük ovasıdır.C'est la deuxième province de Suède par ordre de grandeur.
Munda Muharebesi, 17 Mart MÖ 45 tarihinde Hispania'nın güneyindeki Munda ovasında yapılan muharebe.Le 17 mars 45, a lieu la bataille de Munda, dans le Sud de l'Espagne.
Rakımı sebebiyle, ovada bulunan İlçe merkezine nispeten daha soğuktur.En général, dans cette situation, il fait plus froid que dans la première mentionnée.
Aynı zamanda ova bir doğa koruma alanıdır.Il fait l'objet d'un périmètre de protection naturelle.
Yerli kültür grubunu Ova Kızılderilileri oluşturur.Le pays y présente ses cultures indigènes,.
Ovacık ilçesi yolu (eski) üzerindedir.Ils prennent le chemin vers l'hacienda.
Parlak yay ve noktalar ana ovallerin içerisinde düzensiz bir şekilde bulunurlar.Des arcs brillants et des spots apparaissent sporadiquement à l'intérieur de l'ovale principal.
Bu hat Üsküp-Kosova Ovası arasını birbirine bağlamıştır.Cette stipulation se double d’une assistance mutuelle franco-soviétique.
Ovalık alan yok gibidir.Not As a Lamb.
Kış aylarında 40 km lik Ovakışla yolu tercih edilmektedir.En hiver, 100 km de pistes de ski de fond sont entretenues.
İndus alçak düz bir ovada yerleşiyor.Un bénitier est présent sous un tympan plein.
Ovaryumu bir çiçekte 3, nadiren 2 ya da 4’lüdür.Les fleurs sont verticillées par 2 ou 3, rarement 1 ou 4.
Pirinç ekimine ovalarda az miktarda yer verilir.Il est naturellement émis en faible quantité par le riz.
Tesalya'nın geniş ovaları at yetiştirmek için uygundu ve Tesalyalılar en iyi süvarilerdi.Ils ont été les inventeurs de la cotte de maille et étaient d'excellents cavaliers.