Ana içeriğe geç
Sözlük

ova ile cümle

ova kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Amaleklilerle Kenanlılar ovada yaşıyorlar. Siz yarın geri dönün, Kızıldeniz yolundan çöle gidin.››아말렉인과 가나안인이 골짜기에 거하나니 너희는 내일 돌이켜 홍해 길로 하여 광야로 들어갈지니라
Amaleklilerle Kenanlılar ovada yaşıyorlar. Siz yarın geri dönün, Kızıldeniz yolundan çöle gidin.››(А амаличаните и ханаанците живеят в долината). Утре се върнете та идете в пустинята към Червеното море.
Amaleklilerle Kenanlılar ovada yaşıyorlar. Siz yarın geri dönün, Kızıldeniz yolundan çöle gidin.››Амаликитяне и Хананеи живут в долине; завтра обратитесь и идите в пустыню к Чермному морю.
Amaleklilerle Kenanlılar ovada yaşıyorlar. Siz yarın geri dönün, Kızıldeniz yolundan çöle gidin.››והעמלקי והכנעני יושב בעמק מחר פנו וסעו לכם המדבר דרך ים סוף׃
Amaleklilerle Kenanlılar ovada yaşıyorlar. Siz yarın geri dönün, Kızıldeniz yolundan çöle gidin.››واذ العمالقة والكنعانيون ساكنون في الوادي فانصرفوا غدا وارتحلوا الى القفر في طريق بحر سوف
Amaleklilerle Kenanlılar ovada yaşıyorlar. Siz yarın geri dönün, Kızıldeniz yolundan çöle gidin.››亞 瑪 力 人 和 迦 南 人 住 在 谷 中 、 明 天 你 們 要 轉 回 、 從 紅 海 的 路 往 曠 野 去
Amaleklilerle Kenanlılar ovada yaşıyorlar. Siz yarın geri dönün, Kızıldeniz yolundan çöle gidin.››亞瑪 力 人和 迦南人 住在 谷中 、 明天 你 們要 轉回 、 從紅 海 的 路往 曠野去
Amerika Birleşik Devletleri başkanı oval ofisinde oturuyor미국의 대통령은 백악관 집무실에 앉아서
Amerika Birleşik Devletleri başkanı oval ofisinde oturuyorנשיא ארה"ב בחדר הסגלגל,
Amerika Birleşik Devletleri başkanı oval ofisinde oturuyorرئيس الولايات المتحدة يجلس في المكتب البيضاوي،
Amerika Birleşik Devletleri başkanı oval ofisinde oturuyor大統領執務室に座っており イエメンにいるアルカイダを
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.A Amoreji utiskovali synov Dánových vytískajúc ich na vrchy lebo im nedali sísť do údolia.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Amorejci pa so spodili Danove sinove v gorovje in jih niso pustili, da bi šli doli v ravnino.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Amorilaiset tunkivat daanilaiset vuoristoon, sillä he eivät sallineet heidän laskeutua tasangolle.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Amoriterne trængte Daniterne op i Bjergene og lod dem ikke komme ned i Lavlandet;
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Amoriţii au dat înapoi în munte pe fiii lui Dan, şi nu i-au lăsat să se coboare în cîmpie.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Az Emoreusok pedig felszorították a Dán fiait a hegységbe, mert nem engedték meg, hogy lejõjjenek a völgybe.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Dân A-mô-rít dồn người Ðan ở trên núi , không cho họ xuống trũng .
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Dân A-mô-rít dồn người Ðan ở trên núi, không cho họ xuống trũng.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Gli Amorrei respinsero i figli di Dan sulle montagne e non li lasciarono scendere nella pianura
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.I ścisnęli Amorejczycy syny Danowe na górach, tak iż im nie dopuścili schodzić na dolinę.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.아모리 사람이 단 자손을 산지로 쫓아들이고 골짜기에 내려오기를 용납지 아니하고
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Les Amoréens repoussèrent dans la montagne les fils de Dan, et ne les laissèrent pas descendre dans la plaine.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Los amorreos contuvieron a los hijos de Dan en la región montañosa, y no permitieron que bajaran al valle
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Og amorittene trengte Dans barn op i fjellene; de lot dem ikke få komme ned i dalen.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Os amorreus impeliram os filhos de Dã até a região montanhosa; pois não lhes permitiram descer ao vale.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.Ssužovali pak Amorejští syny Dan na horách, tak že nedali jim scházeti do údolí.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.И аморейците принудиха данците да се оттеглят в хълмистата страна, защото не ги оставиха да слизат в долината;
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.И стеснили Аморреи сынов Дановых в горах, ибо не давали им сходить на долину.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.וילחצו האמרי את בני דן ההרה כי לא נתנו לרדת לעמק׃
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.وحصر الاموريون بني دان في الجبل لانهم لم يدعوهم ينزلون الى الوادي.
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.亞 摩 利 人 強 逼 但 人 住 在 山 地 、 不 容 他 們 下 到 平 原
Amorlular Danoğullarını ovaya inmekten alıkoyarak dağlık bölgelerde tuttular.亞摩利人 強逼 但 人住 在 山地 、 不 容 他 們下 到 平原
Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodoma yakın bir yere çadır kurdu.Abram bleef in Kanaän en Lot vestigde zich in de steden van de Jordaanstreek tot bij de stad Sodom.
Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodoma yakın bir yere çadır kurdu.Abram blev boende i Kana'ans land, og Lot bodde i byene på sletten og drog med sine telt like bort til Sodoma.
Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodoma yakın bir yere çadır kurdu.Abram bydlil v zemi Kananejské, ale Lot přebýval v městech té roviny, podav stanů až k Sodomě.
Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodoma yakın bir yere çadır kurdu.Abram býval v zemi Kanaána, a Lot býval v mestách toho okolia a posunoval svoje stány až po Sodomu.
Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodoma yakın bir yere çadır kurdu.Abram mieszkał w ziemi Chananejskiej, a Lot mieszkał w miejscach onej równiny, i rozbił namiot aż do Sodomy.
Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodoma yakın bir yere çadır kurdu.Abram tetap tinggal di tanah Kanaan, sedangkan Lot berkemah di kota-kota di lembah sampai dekat Sodom
Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodoma yakın bir yere çadır kurdu.Áp - ram ở trong xứ Ca-na-an , còn Lót ở trong thành của đồng_bằng và dời trại mình đến Sô-đôm .
Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodoma yakın bir yere çadır kurdu.Áp-ram ở trong xứ Ca-na-an, còn Lót ở trong thành của đồng bằng và dời trại mình đến Sô-đôm.
Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodoma yakın bir yere çadır kurdu.daß Abram wohnte im Lande Kanaan und Lot in den Städten der Jordangegend und setzte seine Hütte gen Sodom.
Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodoma yakın bir yere çadır kurdu.아브람은 가나안 땅에 거하였고 롯은 평지 성읍들에 머무르며 그 장막을 옮겨 소돔까지 이르렀더라
Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodoma yakın bir yere çadır kurdu.Аврам стал жить на земле Ханаанской; а Лот стал жить в городах окрестности и раскинул шатры до Содома.
Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodoma yakın bir yere çadır kurdu.אברם ישב בארץ כנען ולוט ישב בערי הככר ויאהל עד סדם׃
Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodoma yakın bir yere çadır kurdu.ابرام سكن في ارض كنعان ولوط سكن في مدن الدائرة ونقل خيامه الى سدوم.
Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodoma yakın bir yere çadır kurdu.亞 伯 蘭 住 在 迦 南 地 、 羅 得 住 在 平 原 的 城 邑 、 漸 漸 挪 移 帳 棚 、 直 到 所 多 瑪
Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodoma yakın bir yere çadır kurdu.亞伯蘭 住在 迦南 地 、 羅 得 住 在 平原 的 城邑 、 漸漸 挪移 帳棚 、 直 到 所 多瑪
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.A previedol ma popri nich kolom dookola. A hľa, bolo ich veľmi mnoho na tvári údolia, a hľa, boly veľmi suché.
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.Ðoạn Ngài khiến ta đi vòng quanh những hài cốt ấy; nầy, có nhiều lắm trên đồng trũng đó, và đều là khô lắm.
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.I provedl mne skrze ně vůkol a vůkol, a aj, bylo jich velmi mnoho v tom údolí, a aj, byly velmi suché.
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.나를 그 뼈 사방으로 지나게 하시기로 본즉 그 골짜기 지면에 뼈가 심히 많고 아주 말랐더라
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.og han førte mig rundt omkring dem, og se, de lå i store Mængder ud over Dalen, og se, de var aldeles tørre.
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.и обвел меня кругом около них, и вот весьма много их на поверхности поля, и вот они весьма сухи.
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.И преведе ме край тях наоколо; и, ето, имаше твърде много по отвореното поле; и, ето, бяха твърде сухи.
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.והעבירני עליהם סביב סביב והנה רבות מאד על פני הבקעה והנה יבשות מאד׃
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.وأمرّني عليها من حولها واذا هي كثيرة جدا على وجه البقعة واذا هي يابسة جدا.
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.他 使 我 從 骸 骨 的 四 圍 經 過 . 誰 知 在 平 原 的 骸 骨 甚 多 、 而 且 極 其 枯 乾
Beni onların arasında her yöne dolaştırdı. Ovada her yere yayılmış, tamamen kurumuş pek çok kemik vardı.他 使 我 從 骸骨 的 四 圍經過 . 誰知 在 平原 的 骸骨 甚 多 、 而且 極 其 枯乾
Binlerce yıl önce bir ovada dolaşırken o hayvanın nerede olacağı hakkında lineer tahminler yürütüyorduk.Als wir vor 1000 Jahren durch die Savanne zogen, machten wir lineare Voraussagen, wo das Tier sein würde.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod