Sayısı otuzu bulan eserler yayımlanmamış, bunların bazıları kaybolmuştur.Numerosi gli edifici teatrali e non del Novecento ormai scomparsi.
O, otuz yıl boyunca müzik öğretti.Она учила музыке тридцать лет.
Sen otuz yaşında değilsin.Тебе не тридцать.
Ders kitabı otuz bölümden oluşuyor.Учебное пособие состоит из тридцати уроков.
Bizimungu soykırım yaptığı için 17 Mayıs 2011 tarihinde otuz yıl hapis cezasına çarptırıldı.17 мая 2011 года Бизимунгу был приговорён к тридцати годам тюрьмы за участие в геноциде.
Bu döngü tam otuz kez tekrarlanmıştır.Так повторяется 32 раза.
Singapur Cumhuriyeti'ni otuz yıl yöneten ilk Başbakanıdır.Он же стал первым президентом федерации на срок более 40 лет.
Otuz yıl kadar memurluk yaptı.В течение 30 лет был сенатором.
Kabui otuz oy ile dördüncü turdan sonra Genel Vali olmak için Ulusal Parlamento tarafından aday gösterildi.Ливанский парламент в 30-й раз перенес голосование на президентских выборах.
Albüm, aralarında Türkiye, Amerika ve İsrail’in de bulunduğu otuz beş ülkeye satıldı.وقد تم بيع هذا الألبوم في 35 دولة من تركيا ، أمريكا ، إسرائيل.
Güneş'e en yakın otuz yıldızın yirmisi kırmızı cücedir.من أقرب 30 نجم إلى الشمس هي عبارة عن 20 قزم بارد.
Hulse-Taylor sistemi ölçümleri otuz seneden fazla bir süreden beri yapılmaktadır.As medidas no sistema Hulse-Taylor foram realizadas há mais de 30 anos.
Otuzdan fazla kişi yaralandı.Mais de 30 ficaram feridas.
Geri kalan otuz dört bin bilet ise Portekizlilere ve sponsorlar için ayrıldı.Os 6 000 ingressos restantes foram destinados aos patrocinadores e funcionários.
fairyland, Ayumi Hamasaki'ın 3 Ağustos 2005'te çıkan otuz altı tekli oldu.Fairyland é o 36º single da cantora japonesa Ayumi Hamasaki, lançado em 3 de agosto de 2005.
Sonraki otuz yıl içinde diğer Alman devletleri de birliğe katıldı.Durante os trinta anos que se seguiram (e mais), mais estados alemães se juntariam.
Şu anki Endonezya Cumhuriyeti üniter bir devlet olmakla birlikte otuz üç eyaletten oluşur.A nação atual da Indonésia é uma república presidencial unitarista composta por trinta e três províncias.
Schwarzenegger otuz filmde rol aldı ve aynı zamanda yönetmenlik ve yapımcılık görevlerinide üstlendi.Além de atuar em mais de trinta filmes, Schwarzenegger também já dirigiu e produziu alguns títulos.
Bu çatışmaların en önemlisi Otuz Yıl Savaşları'dır.Sua principal área de interesse era a Guerra dos Trinta Anos.
Sarayın başka yerlerinde ise, üç görevli öldü ve yaklaşık otuz görevli yaralandı.Elders in het paleis werden drie bedienden en bewakers gedood en ongeveer 30 personeelsleden raakten gewond.
Otuz Yıl Savaşı'nı bitiren bir dizi antlaşma Vestfalya Barışı olarak bilinir.Na de verschrikkingen van de Dertigjarige Oorlog werd de staat in de Vrede van Westfalen hersteld.
Otuz milyon baz çiftinde oluşmakta olup, yaklaşık 9500 proteinkodlayıcı genden oluştuğu tahmin edilmektedir.Hun genoom van 97 miljoen basen zou bestaan uit zo'n 19.000 proteïnecoderende genen.
Otuzlu yıllardan beri bu, haziranın en kurak ayı.Dit is de droogste juni sinds de jaren dertig.
Bu kitapçık otuz hikâyecikten meydana geliyordu.Składa się z trzydziestu ksiąg.
Otuz yılı aşkım bir süredir de National Geographic dergisi için çalışmaktadır.Valli jest zawodowym fotografikiem, przez wiele lat pracował dla National Geographic i innych czasopism.
Dokunmatik gecikme en az altmış milisaniyeden otuz milisaniyeye düşürüldü.Zwykle każde uderzenie powrotne jest opóźnione o 30-tysięcznych części sekundy.
Otuz beş yılı aşkın süredir en önemli kültürel simgelerden biridir.500 lat i stanowi najważniejszy symbol ich tożsamości kulturowej.
Otuzun üzerinde kişisel sergi açmıştır.Indywidualnie plasowała się tam w trzeciej dziesiątce.
2003 yılının en çok satılan otuz ikinci albümü oldu ve yıl içinde beş milyon kopya sattı.Albumet blev det 32:a bäst säljande albumet 2003 och har sålts i fem miljoner exemplar till dags dato.
Buna ek olarak, yaklaşık otuz kararsız izotop ve izomer bilinmektedir.Utöver de tre stabila isotoperna, är åtminstone sexton instabila isotoper kända.
Amerika Birleşik Devletleri'nin otuz dördüncü Hazine Bakanlığı müsteşarı olarak görev yapmıştır.Ortnamnet hedrar trots detta USA:s 14:e vicepresident.
Generael ("general") diğer otuz çeşit lalede bulunan başka bir ön isimdir.Generael («Генерал») — інший префікс, присутній в назвах близько 30 сортів.
İsyan Otuz Yıl Savaşları parçasıydı.Війна була частиною Тридцятирічної війни.
Ingenuus'un adı, Historia Augusta'da bahsedilen Otuz Tiran arasında geçer.Постум - один з так званих тридцяти тиранів, згадуваних в Історії Августом.
Cezası hafifletilerek otuz yıl kalebentliğe çevrildi.Покарання становить тридцять років позбавлення волі.
O yaklaşık otuzdur.Йому близько тридцяти.
Ona otuz dolar borçluyum.Я винен їй тридцять доларів.
Ona otuz dolar borçluyum.Я винен йому тридцять доларів.
Ona otuz dolar borçluyum.Я винна йому тридцять доларів.
Bu Bizans zaferi Arapların Avrupa'ya doğru yayılmalarını yaklaşık otuz yıl durduruyordu.Byzantské vítězství zastavilo arabský postup do Evropy na téměř třicet let.
Babası, otuz yıl sonra ara vermeden önce gazete endüstrisinde yayım yönetmeni olarak çalışmıştı..Jeho otec pracoval v novinářském průmyslu jako ředitel provozu než po třiceti letech odešel do důchodu.
Yönetimleri esnasında Atina'da basitçe Oligarşi veya Otuzlar olarak bilinirlerdi.Tehdejší Athéňané mluvili o vládě jako o oligarchii nebo o Třicítce.
Eser üç bölümden oluşmaktadır ve icrası yaklaşık otuz dakika sürmektedir.Dílo má tři dějství a durata je přibližně 140 minut.
Yaşamının son otuz yılını Dusiburg'da geçirdir.Třicet posledních let svého života prožil ve Švýcarsku.
Joanna 1578'de otuz yaşındayken öldü.Ioana a murit la vârsta de 31 de ani în 1578.
Düzinelerce ödül ve otuzdan fazla onursal doktora derecesi almıştır.A primit zeci de premii și mai mult de 50 de titluri de onoare.
Otuz Tiran, onun hakkında Daçya kökenli ve Decebalus'ın akrabası olduğunu yazar.Despre originea sa, Triginta Tyranni spune că a fost un dac, o rudă a lui Decebal.
Albert'in yazıları 1899'da toplandı ve otuz sekiz cilt kadardı.Opera lui Albert cel Mare a fost editată în 1899 în 38 de volume, incluzând texte de o mare varietate.
13 Kasım günü, Korostik'in cesedi bulundu; seri cinayetlerle bağlantılı otuz altıncı bilinen kurban oldu.November 13-án megtalálták Korosztyik holttestét, ő volt a 36. áldozat, akit az embervadászathoz kapcsoltak.
Düzinelerce ödül ve otuzdan fazla onursal doktora derecesi almıştır.Számos díjat kapott, világszerte több mint harminc egyetem díszdoktora lett.
Buna ek olarak, yaklaşık otuz kararsız izotop ve izomer bilinmektedir.További 14 izotóp ismert, melyek nem stabilak.
Bu kitapçık otuz hikâyecikten meydana geliyordu.Az évad 30 epizódból áll.
Aslen Chicago'lu olan Nick, otuz yaşındadır.Nick on kolmekymmentävuotias ja kotoisin Chicagosta.
Yarışmaya otuz yedi ülke katıldı; Portekiz bir, Polonya ise iki yıllık aranın ardından yarışmaya geri döndü.Kilpailuun osallistui kaikkiaan 39 maata; Armenia palasi yhden välivuoden jälkeen.
Otuzdan fazla sanatçı, şarkının cover versiyonuna albümünde veya konserinde yer verdi.Kappaleen on nykypäivänä coveroinut yli 30 muutakin artistia joko studioalbumin tai livekonsertin muodossa.
En az yirmi dokuz kişi öldü ve otuz iki kişi yaralandı, 8 Şubat, 1975.Δύο άνθρωποι σκοτώθηκαν και 75 τραυματίστηκαν σε ταραχές που εκδηλώθηκαν την 1η Οκτωβρίου του 1962.
(Pile sayısının otuz iki adet olmasına dikkat edilir.)(Όλοι οι αριθμοί στο Pd αποθηκεύονται σαν αριθμοί κινητής υποδιαστολής 32-bit).
Otuz iki Birleşmiş Milletler kurumu bu grubunun bir parçasıdır.12 hold er en del af denne liga.
Albüm, Avustralya'da albüm listesinde otuz beş hafta kaldı.I Østrig nåede albummet #55 og var på albumhitlisten i to uger.
Anne ve babası, ikisi de otuzlu yaşlarındayken evlenmişlerdi.Begge foreldrene er gift for tredje gang.