İlk otuz fiş bir çanağı sonraki otuz fişte ikinci çanağı destekliyordu.Os primeiros trinta objetos retirados favoreciam uma caixa, enquanto os trinta seguintes favoreciam a outra.
2006 yılında sanat hayatının otuz beşinci yılını kutladı.Em 2006, comemorou os seus 30 anos de carreira.
Tarihî konularda yaklaşık otuz roman kaleme almıştır.Escreveu cerca de 30 romances sentimentais.
Emrinde otuz altı şeytan birliği vardır.Ele tem vinte e seis legiões de demónios sob seu comando.
“Imi” otuzlu yaşların ortalarına geldiğinde faşist ve anti-semitik saldırılar arttı.Mais tarde (a partir dos anos 1930) abraçou o fascismo e o anti-semitismo.
Şu anki Endonezya Cumhuriyeti üniter bir devlet olmakla birlikte otuz üç eyaletten oluşur.A nação atual da Indonésia é uma república presidencial unitarista composta por trinta e três províncias.
Muharebe, Otuz Yıl Savaşı'nda Protestanların ilk büyük zaferiydi.Esta foi a primeira principal batalha da guerra dos 30 anos.
102-104: otuz yıl hüküm sürdüm.1019–1054), tendo aí permanecido por três anos.
CAROLS, Ayumi Hamasaki'ın 29 Eylül 2004'te çıkan otuz dört tekli oldu.CAROLS é o trigésimo quarto single lançado pela cantora japonesa Ayumi Hamasaki no dia 29 de setembro de 2004.
Başlangıç senesi olan 2005'ten bu yana program, dört sezon halinde toplam otuz dokuz bölüm üretti.Estreando em 2005, o programa produziu quatro temporadas e totalizou 39 episódios.
Schwarzenegger otuz filmde rol aldı ve aynı zamanda yönetmenlik ve yapımcılık görevlerinide üstlendi.Além de atuar em mais de trinta filmes, Schwarzenegger também já dirigiu e produziu alguns títulos.
INSPIRE, Ayumi Hamasaki'ın 28 Temmuz 2004'te çıkan otuz üçüncü tekli oldu.INSPIRE é o trigésimo terceiro single da cantora japonesa Ayumi Hamasaki, lançado dia 28 de julho de 2004.
Otuz yıl boyunca seyahatlere çıktı.Completaram a sua viagem em trinta meses.
Şehir, Otuz Yıl Savaşı sırasında, 1632 yılında İsveç ordusu tarafından alındı.Foi tomada pelo suecos em 1632, durante a Guerra dos Trinta Anos, que a mantiveram dois anos sob controle.
Otuz altı mahallesi vardır.Tinha trinta e seis moradores.
Albümün yapımı için otuz milyon dolar harcandığı bilinmektedir.Trist foi autorizado a fazer um pagamento de até trinta milhões de dólares por essas concessões.
Otuz yaşında tüberkülozdan öldü.Morreu de tuberculose aos trinta anos.
Otuzuncu yüzyıldaki annesi gibi bir hanımefendi olmak ister.Ela é a protagonista de A mulher de trinta anos.
1950 ile 1980 arasındaki otuz yıllık dönemde anayasa değişikliği olmadı.Novas tentativas nas décadas de 1950 e 1980 não obtiveram êxito.
Bu çatışmaların en önemlisi Otuz Yıl Savaşları'dır.Sua principal área de interesse era a Guerra dos Trinta Anos.
1986 yılının sonuna gelindiğinde şarkı, o yılın otuz ikinci en başarılı şarkısı oldu.Na publicação de fim-de-ano dessa tabela musical, a canção foi 60.ª mais bem-sucedida.
Otuz bir mücadele ise beraberlikle sonuçlandı.Trinta eventos foram disputados.
Ben otuz yaşındayım.Tenho trinta anos.
Otuz yaşındayım.Tenho trinta anos.
Ben otuz yaşındayım.Eu tenho trinta anos.
Otuz yaşındayım.Eu tenho trinta anos.
Kadeş Barnea vahasında otuz sekiz yıl geçirdikten sonra, gelecek nesil Kenan sınırlarına gitti.Depois de trinta e oito anos no oásis de Cades Barneia, a geração seguinte viajou até as fronteiras de Canaã.
Sarayın başka yerlerinde ise, üç görevli öldü ve yaklaşık otuz görevli yaralandı.Elders in het paleis werden drie bedienden en bewakers gedood en ongeveer 30 personeelsleden raakten gewond.
Serinin tamamı genel bütçenin otuz katını kazandı.In totaal werd 30 keer de landstitel gewonnen.
Otuz Beş Doğu Filozofu.25 eeuwen oosterse filosofie.
Otuz yılı aşkım bir süredir de National Geographic dergisi için çalışmaktadır.Ze schreef lange tijd voor National Geographic.
Ömrümde Sükût, Otuz Beş Yaş ve Düşten Güzel'deki şiirlerin sıralanış düzenine dokunmadım."'Vergeet niet dat ik al 14, 15 jaar training achter de rug heb.
Şehir, Otuz Yıl Savaşı sırasında, 1632 yılında İsveç ordusu tarafından alındı.De burcht werd enkele decennia later in 1632 tijdens de Dertigjarige Oorlog door Zweedse troepen verwoest.
Otuz yıl savaşlarının ardından Fronde isyanları baş gösterdi.Dertig jaar later konden zij door een opstand hun gebieden terugwinnen.
Otuzbeş asker Amerikan Donanması tarafından kurtarılarak esir alındı.De overlevers zijn door de Amerikaanse marine krijgsgevangen genomen.
Katılan binlerce şarkının yalnızca otuz iki tanesini seçmek yedi aydan fazla sürer.Veel mensen die solo gaan, gaan solo op de 23.
2013 yılında bu festivalin otuzuncusu gerçekleştirilmiştir.In 2013 werd dit festival voor de 34ste maal georganiseerd.
Otuz Yıl Savaşı'nı bitiren bir dizi antlaşma Vestfalya Barışı olarak bilinir.Na de verschrikkingen van de Dertigjarige Oorlog werd de staat in de Vrede van Westfalen hersteld.
Perslerle Kallias Barışı'nı, Spartalılarla otuz yıllık barış antlaşmasını imzaladı.Perikles weet een vredesverdrag met Sparta te sluiten, die dertig jaar zal duren.
Her otuz iki kilometrede bir menzilhane kurulmuştur.Elke dertig kilometer werd er een waterput gegraven.
Otuzdan fazla kişi yaralandı.Meer dan 30 mensen raakten gewond.
Bilgi ve belge toplanıp yazılması otuz yıldan uzun bir süre aldı.Het resultaat van meer dan drie jaar schrijven en opnemen.
Kıbrıs Birinci Ligi 1972-73, Kıbrıs'ın otuz beşinci futbol sezonudur.1972/73 was het 35ste seizoen van de Divizia A en het 55ste kampioenschap van Roemenië.
Otuz yaşında siyasi hayata girdi.Herinneringen aan veertig jaar politiek leven.
Buna ek olarak, yaklaşık otuz kararsız izotop ve izomer bilinmektedir.Daarnaast zijn er ongeveer 20 instabiele isotopen bekend.
Otuz milyon baz çiftinde oluşmakta olup, yaklaşık 9500 proteinkodlayıcı genden oluştuğu tahmin edilmektedir.Hun genoom van 97 miljoen basen zou bestaan uit zo'n 19.000 proteïnecoderende genen.
Otuzun üzerinde çocuk kitabı yayımladı.Hij schreef meer dan 30 kinderboeken.
Otuz sekiz harfli bir alfabesi vardır.Het alfabet bestaat uit 32 letters.
Otuz Beş Yaş, Cahit Sıtkı Tarancı.Nu is hij een vijftiger die een hart- en vaatziekte heeft.
Başkanın Amerika'da doğmuş ve yaşının en az otuz beş olması gerekir.De president moest ten minste 35 jaar oud zijn.
Şimdi otuz yaşındayım.Ik ben nu 30.
Otuzlu yıllardan beri bu, haziranın en kurak ayı.Dit is de droogste juni sinds de jaren dertig.
Uçağımız otuz dakika gecikti.Onze vlucht was vertraagd met dertig minuten.
Bu sekiz otuzdan önce başlamayacak.Het zal niet beginnen voor acht uur dertig.
Bernt Michael Holmboe 1850'de öldü; ikinci eşi ölümünden sonra otuz üç yıl daha yaşadı.Bernt Michael Holmboe zmarł w 1850 roku; jego druga żona przeżyła go o 33 lata.
Otuz yaşında iken İslam dinine geçmiştir.Mając 30 lat przeszedł na islam.
Bu kitapçık otuz hikâyecikten meydana geliyordu.Składa się z trzydziestu ksiąg.
Olayın faili Seung-Hui Cho intihar etmeden önce otuz iki insanı öldürdü ve birçok kişiyi de yaraladı.Student Cho Seung-hui zabił 32 osoby, po czym popełnił samobójstwo.
Otuzdan fazla kişi yaralandı.Ponad trzydziestu zostało rannych.
Şu ana kadar otuz bir toplantı gerçekleştirmiştir.Dotychczas rozegrał w reprezentacji 30 spotkań.