Ana içeriğe geç
Sözlük

oturmuş ile cümle

oturmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bir biftekçide oturmuş 1/2kg porsiyon mu sipariş ediyorum?Sedím v restauraci a dávám si 400g porci?
Bir biftekçide oturmuş 1/2kg porsiyon mu sipariş ediyorum?Siedzę sobie w restauracji z 16 uncyjną porcją tego?
Bir biftekçide oturmuş 1/2kg porsiyon mu sipariş ediyorum?Sitter jag i en grillbar till en 450 gram portion?
Bir biftekçide oturmuş 1/2kg porsiyon mu sipariş ediyorum?Sitze ich mit einer 450g Portion davon in einem Steakhaus?
Bir biftekçide oturmuş 1/2kg porsiyon mu sipariş ediyorum?Sono seduto al ristorante con davanti un trancio da mezzo chilo?
Bir biftekçide oturmuş 1/2kg porsiyon mu sipariş ediyorum?Stau într-un restaurant de biftecuri cu o porţie de 450 grame în faţă?
Bir biftekçide oturmuş 1/2kg porsiyon mu sipariş ediyorum?Suis-je assis dans un restaurant devant une portion de 500 grammes de ce poisson?
Bir biftekçide oturmuş 1/2kg porsiyon mu sipariş ediyorum?Zit ik in een restaurant met een portie van een halve kilo?
Bir biftekçide oturmuş 1/2kg porsiyon mu sipariş ediyorum?Κάθομαι σ' ένα εστιατόριο με μισό κιλό ψάρι μπροστά μου;
Bir biftekçide oturmuş 1/2kg porsiyon mu sipariş ediyorum?Ще отида в ресторант за половин килограм порция от това?
Bir biftekçide oturmuş 1/2kg porsiyon mu sipariş ediyorum?Я сижу в стейкхаусе над полкилограммовой порцией этого тунца?
Bir biftekçide oturmuş 1/2kg porsiyon mu sipariş ediyorum?האם אני מתיישב בסטייקיה לאכול חצי קילו מזה?
Bir biftekçide oturmuş 1/2kg porsiyon mu sipariş ediyorum?هل أجلس أنا في مطعم لأكل قطعة تزن 16 أوقية من هذا؟
Bir biftekçide oturmuş 1/2kg porsiyon mu sipariş ediyorum?こんな食事を週に3回も?
Bir daire içinde oturmuş, köy için hedefleri hakkında konuşuyorlardı.Estaban sentados en círculo hablando de los sueños de los aldeanos.
Bir daire içinde oturmuş, köy için hedefleri hakkında konuşuyorlardı.Họ đã ngồi thành vòng tròn, nói về những ước mơ cho ngôi làng
Bir daire içinde oturmuş, köy için hedefleri hakkında konuşuyorlardı.Ils étaient assis en cercle, ils parlaient des rêves pour le village.
Bir daire içinde oturmuş, köy için hedefleri hakkında konuşuyorlardı.그들은 둘러앉아서, 마을을 위한 꿈을 이야기 했습니다.
Bir daire içinde oturmuş, köy için hedefleri hakkında konuşuyorlardı.Sedevano in circolo, a parlare dei loro sogni per il villaggio.
Bir daire içinde oturmuş, köy için hedefleri hakkında konuşuyorlardı.Siedzieli w kręgu rozmawiając o swoich życzeniach dla wioski.
Bir daire içinde oturmuş, köy için hedefleri hakkında konuşuyorlardı.Sie saßen in einem Kreis und redeten über die Träume für das Dorf.
Bir daire içinde oturmuş, köy için hedefleri hakkında konuşuyorlardı.Stăteau în cerc, vorbind despre visurile lor pentru sat.
Bir daire içinde oturmuş, köy için hedefleri hakkında konuşuyorlardı.Ze zaten in een kring te praten over hun dromen voor het dorp.
Bir daire içinde oturmuş, köy için hedefleri hakkında konuşuyorlardı.Они сидели в кругу, разговаривая о мечтах для деревни.
Bir daire içinde oturmuş, köy için hedefleri hakkında konuşuyorlardı.Те седяли в кръг, говорйки за мечтите на селото.
Bir daire içinde oturmuş, köy için hedefleri hakkında konuşuyorlardı.הן ישבו במעגל ושוחחו על החלומות בנוגע לכפר.
Bir daire içinde oturmuş, köy için hedefleri hakkında konuşuyorlardı.حيث كانوا يجلسون في دائرة, يتحدثون عن أحلام القرية.
Bir daire içinde oturmuş, köy için hedefleri hakkında konuşuyorlardı.語っていたところ 村のある女性が声をあげ
Bir dakika. Bakın, burada harika apartmanınızda oturmuş...Aspetti un minuto, guardi, noi siamo sedudi nel suo meraviglioso appartamento...
Bir gün Shabazz Frosti Kreem'in karşısında oturmuş,우리 Shabazz Frosti Kreem에서 길 건너 앉아와
Bir masa başında oturmuş belgeleri damgalıyor.Dia duduk di balik meja menstempel surat-surat.
Bir masa başında oturmuş belgeleri damgalıyor.Sedi za mizo in štemplja papirje.
Bir masa başında oturmuş belgeleri damgalıyor.Sedí za stolem a razítkuje dokumenty.
Bir masa başında oturmuş belgeleri damgalıyor.Siedzi za stołem i podbija papierki.
Bir masa başında oturmuş belgeleri damgalıyor.Κάθεται πίσω από ένα τραπέζι και σφράγιση χαρτιά.
Bir masa başında oturmuş belgeleri damgalıyor.Стоеше зад една маса и подпечатваше бумаги.
Biz restoranda oturmuş, kahve içiyorduk.그래서 우리 레스토랑 마시는 커피에 앉아
Biz sahnenin hemen sağ altında bir kabine oturmuştuk.À l'intérieur des temples musulmans, ne pouvaient pas les blancs.
Bunun üzerine orada oturmuş düşünürken yere baktım ve etrafta koşturan karıncalar olduğunu farkettim.Dus ik zat daar te denken. Ik keek naar de grond en zag wat mieren rondlopen.
Bunun üzerine orada oturmuş düşünürken yere baktım ve etrafta koşturan karıncalar olduğunu farkettim.Então fiquei lá a pensar. Enquanto olhava para o chão, reparei que havia por ali algumas formigas.
Bunun üzerine orada oturmuş düşünürken yere baktım ve etrafta koşturan karıncalar olduğunu farkettim.그래서 저는 앉은 채로 이런 저런 생각을 하며 무심코 바닥을 내려다 보았는데, 개미 몇 마리가 기어다니고 있더군요.
Bunun üzerine orada oturmuş düşünürken yere baktım ve etrafta koşturan karıncalar olduğunu farkettim.Siedziałem więc i myślałem. A kiedy spojrzałem na ziemię dostrzegłem biegające po niej mrówki.
Bunun üzerine orada oturmuş düşünürken yere baktım ve etrafta koşturan karıncalar olduğunu farkettim.So saß ich da und dachte nach. Und als ich auf den Boden schaute, bemerkte ich ein paar Ameisen herumlaufen.
Bunun üzerine orada oturmuş düşünürken yere baktım ve etrafta koşturan karıncalar olduğunu farkettim.Tak tam sedím a rozmýšlam. A ako tak pozerám na zem, všimol som si mravce, ako pobehujú.
Bunun üzerine orada oturmuş düşünürken yere baktım ve etrafta koşturan karıncalar olduğunu farkettim.И така, седя там и мисля. Докато гледах надолу към земята, забелязах, че наоколо тичат мравки.
Bunun üzerine orada oturmuş düşünürken yere baktım ve etrafta koşturan karıncalar olduğunu farkettim.Так вот я там сижу и думаю. И смотрю на землю и замечаю, как там бегают муравьи.
Bunun üzerine orada oturmuş düşünürken yere baktım ve etrafta koşturan karıncalar olduğunu farkettim.אז ישבתי שם וחשבתי. וכשהסתכלתי למטה אל האדמה, הבחנתי בכמה נמלים שהתרוצצו שם.
Bunun üzerine orada oturmuş düşünürken yere baktım ve etrafta koşturan karıncalar olduğunu farkettim.وكنت جالسا هناك أفكر. ونظرت أسفل مني إلى الأرض ولاحظت بعض النمل يمشون
Bunun üzerine orada oturmuş düşünürken yere baktım ve etrafta koşturan karıncalar olduğunu farkettim.地面を見たら アリがいるのに気がついた そして空想の世界へと入り込んだ
Burada Patrick hakkında onun önünde oturmuş konuşuyoruz ve o bizi izlerken ne konuştuğumuzu anlamıyor.Hemos estado sentados aquí frente a Patrick hablando... ...pero él no entiende lo que nosotros decimos.
Burada Patrick hakkında onun önünde oturmuş konuşuyoruz ve o bizi izlerken ne konuştuğumuzu anlamıyor.Nous parlons de Patrick devant lui, mais bien qu'il nous regarde, il ne comprend pas ce que nous disons.
Burada Patrick hakkında onun önünde oturmuş konuşuyoruz ve o bizi izlerken ne konuştuğumuzu anlamıyor.Patrick előtt ülünk és róla beszélünk De semmit sem ért abból, amit mondunk
Burada Patrick hakkında onun önünde oturmuş konuşuyoruz ve o bizi izlerken ne konuştuğumuzu anlamıyor.Rozmawiamy o Patricku, siedząc obok niego. Patrzy na nas i nie rozumie ani słowa.
Burada Patrick hakkında onun önünde oturmuş konuşuyoruz ve o bizi izlerken ne konuştuğumuzu anlamıyor.Siamo seduti di fronte a Patrick e parliamo di lui, ci guarda ma non capisce quello che stiamo dicendo.
Burada Patrick hakkında onun önünde oturmuş konuşuyoruz ve o bizi izlerken ne konuştuğumuzu anlamıyor.Мы говорим о Патрике пока он смотрит на нас, И когда он смотрит на нас, он не понимает о чем и что мы говорим.
Burada Patrick hakkında onun önünde oturmuş konuşuyoruz ve o bizi izlerken ne konuştuğumuzu anlamıyor.Седим тук и си говорим за Патрик пред него, докато ни наблюдава, но не разбира какво казваме.
Burada Patrick hakkında onun önünde oturmuş konuşuyoruz ve o bizi izlerken ne konuştuğumuzu anlamıyor.نحن جالسون هنا نتحدث عن باتريك، في حضوره وبينما هو يشاهدنا، لا يمكنه أن يفهم ما نقوله.
En yukarıda oturmuş genel toplantının gerçekleşmesini izliyordum.A közgyűlés felett voltam, és csak lenéztem, és láttam ahogy megtörténik.
En yukarıda oturmuş genel toplantının gerçekleşmesini izliyordum.Ero là in alto nella sala dell'assemblea e guardavo giù mentre succedeva tutto questo.
En yukarıda oturmuş genel toplantının gerçekleşmesini izliyordum.Eu estava no topo da Assembleia Geral a olhar para baixo e a ver tudo a acontecer.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod