Ana içeriğe geç
Sözlük

oturmuş ile cümle

oturmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Tudor sahneye çıkarak piyanonun başına oturmuş ve kapağı kapatarak parçanın başladığını işaret etmiştir.Tudor istui pianon ääreen ja avasi koskettimiston kannen.
Çıkıp duvarın üzerine oturmuştur.Βρίσκεται στη δυτική πλευρά και εφάπτεται στον τοίχο.
Jain tanrıçası Ambika mango ağacı altında oturmuş olarak tasvir edilir..Η θεά των Jain Ambika, παραδοσιακά αναπαρίσταται να κάθεται κάτω από ένα δέντρο μάνγκο.
Bugüne dek bölgede pek çok gemi karaya oturmuştur.Στα πέριξ της περιοχής βρίσκονται πολλές αλυκές.
Hatta, risk değerlendirmesi, iş sağlığı ve güvenliği yönetiminin temeline oturmuştur.Ακόμη, καθιερώνεται η υπαγωγή του Ταμείου στην αρμοδιότητα του Υπουργείου Εργασίας και Κοινωνικής Ασφάλισης.
Sonuç; Her öğrenci bir sandalyeye oturmuştur.Antag følgende: Alle studenter er dovne.
Sistemin hatlarının kesin olarak oturmuş olmaması.Sikkerhedsselen må IKKE være fastspændt.
1 Haziran 2009 tarihinde, Florentino Perez tekrar Real Madrid'in başkanlık koltuğuna oturmuştur.Pada tanggal 1 Juni 2009, Florentino Pérez kembali menjadi presiden Real Madrid dan bertahan sampai saat ini.
Kur'an'a göre ise Nuh'un Gemisi Cudi'ye oturmuştur.Meskipun faktanya bahwa cerita tentang kemabukan Nuh tidak termasuk dalam Qur'an.
Tsvangirai 11 Subat 2009 tarihinde başbakanlık koltuğuna oturmuştur.Tsvangirai dilantik menjadi Perdana Menteri pada tanggal 11 Februari 2009.
Oğlu Eduardo Frei Ruiz-Tagle da 1994-2000 yılları arasında ülkesinin Devlet Başkanlığı koltuğunda oturmuştur.Anak tertuanya, Eduardo Frei Ruiz-Tagle juga menjabat presiden Chili (1994-2000).
Geçiş eksiksiz olarak tamamlanmış ve köprü düzenli bir şekilde yerine oturmuştur.Transportasi darat berupa jalan dan jembatan diperbaiki dan disempurnakan.
Kur'an'a göre ise Nuh'un Gemisi Cudi'ye oturmuştur.略称はNOAA/ˈno(ʊ).ə/(ノア)。
''We Are Never Ever Getting Back Together'' ise 1.sırada zirveye oturmuştu.『we were never ever getting back together』は日本で人気を博した。
Oğlu Gershom Schocken baş editörlük koltuğuna oturmuş ve 1990 yılına kadar görevde kalmıştır.1939年には息子のグリソム・ショキン(英語版)が編集長となり、1990年の晩年まで、その地位に留まった。
Mürettebat; akıntının etkisiyle sürüklenmiş, Tayvan'ın güney bölgesinde karaya oturmuştur.乗員は漂流し、台湾南部に漂着した。
Köye dışarıdan çok fazla göç olduğu için genel oturmuş gelenek görenekleri yoktur.島外との交流が少なかったため古くからの習俗が多く残る。
Sonraları ise masaya oturmuştur.もちろん、そのまま食卓にも並ぶ。
Bundan önce 1585 yılında bir Portekiz gemisi de Bali adasında karaya oturmuştur.1550年には、ポルトガル船が平戸に来航した。
John Adams'dan beri bütün ABD başkanları burada oturmuştur.2代目アメリカ合衆国大統領、ジョン・アダムズから、名前が付けられている。
Oğlu Eduardo Frei Ruiz-Tagle da 1994-2000 yılları arasında ülkesinin Devlet Başkanlığı koltuğunda oturmuştur.他的长子爱德华多·弗雷·鲁伊斯-塔格莱则于1994年至2000年间担任智利总统。
Bir yamaç üzerine oturmuştur.它位于乌鸦座。
Her ikisinde de Dr. Gachet masaya oturmuş, başını sağ eline yaslamış pozisyondadır.두 그림 모두 폴 가셰 박사가 오른쪽 팔에 머리를 괘고 몸을 기울여 탁자에 앉아 있다.
Ailesiyle Güney Londra'nın Brixton ve Stockwell sınırında bulunan 40 Stansfield Road'ta oturmuştur.보위 일가는 인근에 사우스런던의 브릭스톤과 스톡웰의 경계가 있는 스탠필드 거리 40번지에서 살았다.
1 Haziran 2009 tarihinde, Florentino Perez tekrar Real Madrid'in başkanlık koltuğuna oturmuştur.2009년 6월 1일, 플로렌티노 페레스가 다시 레알 마드리드의 회장으로 취임했다.
Yani spor salonu orada oturmuş bizimle dalga geçiyor diyebiliriz."교수는 "공원 도랑에서 자고 있었는데, 그들이 날 죽은걸로 쳤다고"주장하였다.
Her ikisinde de Dr. Gachet masaya oturmuş, başını sağ eline yaslamış pozisyondadır.שתי היצירות מתארות את ד"ר גאשה כשהוא ישוב לצד שולחן, והוא משעין את ראשו על ידו הימנית.
Sonuç; Her öğrenci bir sandalyeye oturmuştur.כל אחד מהם, כמובן, מקבל כיסא.
Kuvvet üstünlüğü artık yerine oturmuş, işlemeye başlamaktadır.הקבוצה קיבלה את השטח והחלה לעבוד במקום.
Bugüne dek bölgede pek çok gemi karaya oturmuştur.כמעט בכל יום הייתה אחת הספינות מושבתת.
İnsanlar beni bir köşede tek başıma hasta ve ümitsiz bir halde oturmuş görüyorlardı.ישבתי בודד ועצוב באחת מפינות המסגד.
Şarkı, Avrupa'nın birkaç ülkesinde 1 numaraya oturmuştur.Песента става номер 1 в много европейски държави.
Kadın neredeyse tamamen kurumuş bir çalının üzerine oturmuştur.А аз стоя на ръба на някаква шеметна пропаст.
John Adams'dan beri bütün ABD başkanları burada oturmuştur.За американския президент вижте Джон Адамс.
II. İsaakios'un şöhreti Bizans İmparatorluk tahtına oturmuş en başarısız hükümdar olmasındandır.Исак II има репутацията на един от най-неуспешните владетели, който е сядал на византийския престол.
Sonraları ise masaya oturmuştur.Двамата мъже сядат на масата.
Kur'an'a göre ise Nuh'un Gemisi Cudi'ye oturmuştur.U islamu, Noa je znan kao Nuh (arapski نوح).
Her ikisinde de Dr. Gachet masaya oturmuş, başını sağ eline yaslamış pozisyondadır.Dr. Gachet je naslikan kako sjedi za stolom naslonjen desnim laktom na nj i pridržavajući desnom rukom glavu.
Sonraları ise masaya oturmuştur.Zajedno su sjeli za stol.
Şarkı, buna rağmen dans listelerinde zirveye oturmuştur.Ali usprkos tome, pjesma je bila na vrhu dance ljestvica.
Çıkıp duvarın üzerine oturmuştur.Nalazio se pritisnut uza zid.
Çıkıp duvarın üzerine oturmuştur.Ale naráža na stenu.
Sistemin hatlarının kesin olarak oturmuş olmaması.Meje med režnji niso natančno začrtane.
Ailesiyle Güney Londra'nın Brixton ve Stockwell sınırında bulunan 40 Stansfield Road'ta oturmuştur.Šeima gyveno Stansfield Roude Nr. 40, netoli Brikstono ir Stokvelo rajonų pietų Londone.
Japon kaligrafisinde oturmuş çeşitli teknikler ve yazım stilleri vardır.Taip pat buvo naudojamas tiek Japoniškas kaligrafijos stilius.
Bir adam oturmuş resim yapıyor.Pavyzdžiui, Jaunas vyras piešia.
Ailesiyle Güney Londra'nın Brixton ve Stockwell sınırında bulunan 40 Stansfield Road'ta oturmuştur.Pere elas Lõuna-Londonis Brixtoni ja Stockwelli linnaosa piiri lähedal aadressil Stansfield Road 40.
Oğlu Eduardo Frei Ruiz-Tagle da 1994-2000 yılları arasında ülkesinin Devlet Başkanlığı koltuğunda oturmuştur.Tema vanim poeg Eduardo Frei Ruiz-Tagle oli Tšiili president aastatel 1994–2000.
Ama daha önemlisi otoritesini gösteren bir tahta oturmuş, ve ayakları dağlar üzerinde.Isso mesmo.
Ama daha önemlisi otoritesini gösteren bir tahta oturmuş, ve ayakları dağlar üzerinde.하지만 더 중요한 것은 그가 그의 권능을 보여주는 왕좌에 앉아있고 그의 발은 산악 위에 얹어져있다는 것이죠.
Ama daha önemlisi otoritesini gösteren bir tahta oturmuş, ve ayakları dağlar üzerinde.Maar belangrijker is hij gezeten op een troon zijn gezag te tonen en zijn voeten zijn op de bergen.
Ama daha önemlisi otoritesini gösteren bir tahta oturmuş, ve ayakları dağlar üzerinde.Але важливіше те, що він сидить на троні, показуючи свою владу, поставивши ступні на гори
- ama hiç değilse önceliklerinin doğru bir yere oturmuş olması lazım.- mas ao menos tens de ter as tuas prioridades no sítio certo!
- ama hiç değilse önceliklerinin doğru bir yere oturmuş olması lazım.- но по крайней мере, твои приоритеты должны быть правильно расставлены!
Aslında, bir grup insanın oturmuş SAT'ye girmeleri gibi bir şey.A sério, é como uma série de tipos a fazerem o exame de admissão à faculdade.
Aslında, bir grup insanın oturmuş SAT'ye girmeleri gibi bir şey.En serio, es como ver un montón de personas sentadas tomando exámenes.
Aslında, bir grup insanın oturmuş SAT'ye girmeleri gibi bir şey.Es ist wie eine Gruppe von Menschen, die da sitzen und einen Test schreiben.
Aslında, bir grup insanın oturmuş SAT'ye girmeleri gibi bir şey.Jakby grupa osób zdawała maturę.
Aslında, bir grup insanın oturmuş SAT'ye girmeleri gibi bir şey.마치 많은 사람들이 대학능력시험을 보기 위해 모여 있는 듯 하죠.
Aslında, bir grup insanın oturmuş SAT'ye girmeleri gibi bir şey.Serios, e ca un grup de oameni care stau şi îşi dau Bac-ul.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod