1 Haziran 2009 tarihinde, Florentino Perez tekrar Real Madrid'in başkanlık koltuğuna oturmuştur.16 juillet : Florentino Pérez devient le nouveau président du Real Madrid.
Oturmuş olarak kalın lütfen.Quédese sentado, por favor.
Kur'an'a göre ise Nuh'un Gemisi Cudi'ye oturmuştur.Según otra leyenda, el Arca de Noé se posó en el Sulaiman Takht-i después del diluvio.
Çıkıp duvarın üzerine oturmuştur.Se aporrean en la pared.
1532 yılında I. Saadet Giray'ın ölümü ile Sahib Giray Kırım tahtına oturmuştur.En 1532 después de la muerte de Saadet I Giray Sahib heredó el Kanato de Crimea.
Charlie parkta oturmuş gazete okurken bir gençle karşılaşır.Una tata cammina nel parco, leggendo un libro.
Yani spor salonu orada oturmuş bizimle dalga geçiyor diyebiliriz."Imparare a stare insieme con lo sport… A che punto siamo?”.
Bir büyük ağacın altında oturmuş, İzmir limanını seyir ve temaşa ediyordu.Si sedettero ai piedi d'un albero, e fecero allegramente colazione.
Katinka ise 28 puan alarak açık ara birincilik tahtına oturmuştur.Si salgono i 28 gradini solamente in ginocchio e ad ogni gradino si prega il Signore.
Tom verandada oturmuş, gazete okuyor.Том сидел на крыльце, читая газету.
Dağlık ve engebeli bir araziye oturmuştur.В углублении горы и пейзаж».
Oğlu Eduardo Frei Ruiz-Tagle da 1994-2000 yılları arasında ülkesinin Devlet Başkanlığı koltuğunda oturmuştur.Его старший сын Эдуардо Фрей Руис-Тагле также был президентом Чили в 1994—2000 гг.
Ferit odada koltukta oturmuş birini görür.Человек может ощущать чьё-то присутствие в комнате.
John Adams'dan beri bütün ABD başkanları burada oturmuştur.هذه قائمة لنواب رؤساء الولايات المتحدة الأمريكية من جون آدامز، وحتى الآن.
Oğlu Eduardo Frei Ruiz-Tagle da 1994-2000 yılları arasında ülkesinin Devlet Başkanlığı koltuğunda oturmuştur.ابنه الأكبر إدواردو فراي رويز تاجل أصبح أيضا رئيسا لتشيلي من 1994 إلى 2000.
Birçok eleştirmene göre These Days, grubun en keskin ve oturmuş albümüydü.الإرث الذى بقى حتى هذه الأيام هو الشاشة العريضة أو البانورامية.
Oğlu Eduardo Frei Ruiz-Tagle da 1994-2000 yılları arasında ülkesinin Devlet Başkanlığı koltuğunda oturmuştur.O seu filho mais velho, Eduardo Frei Ruiz-Tagle, também foi presidente do Chile, entre 1994 e 2000.
Mart 2012'de League of Legends, Kore oyun piyasasında 1 numaraya oturmuştur.Em março de 2012, League of Legends se tornou o título #1 nos PC cafés da Coreia.
Üstelik daha önce evde oturmuş herkes hakkında bilgi vardır.No sítio onde morava, Dava notícia de tudo.
Her ikisinde de Dr. Gachet masaya oturmuş, başını sağ eline yaslamış pozisyondadır.Op beide schilderijen zit Dokter Gachet aan tafel, zijn hoofd rustend op zijn rechterhand.
Kur'an'a göre ise Nuh'un Gemisi Cudi'ye oturmuştur.Verwijzingen naar Nuh zijn te vinden op verschillende plaatsen in de Koran.
Oğlu Eduardo Frei Ruiz-Tagle da 1994-2000 yılları arasında ülkesinin Devlet Başkanlığı koltuğunda oturmuştur.Zijn zoon Eduardo Frei Ruiz-Tagle was van 1994 tot 2000 president van Chili.
Çıkıp duvarın üzerine oturmuştur.Die valt neer tegen de muur.
Sonraları ise masaya oturmuştur.Ze zitten samen aan tafel.
Kuvvet üstünlüğü artık yerine oturmuş, işlemeye başlamaktadır.Zijn geest gist erdoor en begint te werken.
Plaka A, merkezi olarak boynuzlu bir erkek figürü oturmuş halde göstermektedir.Plaat A toont centraal een mannelijke gehoornde figuur in zittende houding met gevouwen benen.
1 Haziran 2009 tarihinde, Florentino Perez tekrar Real Madrid'in başkanlık koltuğuna oturmuştur.In juni 2009 keerde Florentino Pérez terug als clubpresident van Real Madrid.
Şarkı ayrıca radyo listeleri olan Airplay'de de zirveye oturmuştur.Het lied dankt zijn populariteit aan de airplay die het kreeg op radiostations.
Tam oturmuştum ki zil çaldı.Ik zat juist toen de bel ging.
Kur'an'a göre ise Nuh'un Gemisi Cudi'ye oturmuştur.忍の者), słowo ninja (忍者) rozpowszechniło się jednak szerzej ze względu na to, iż jest łatwiejsze w wymowie.
Oğlu Gershom Schocken baş editörlük koltuğuna oturmuş ve 1990 yılına kadar görevde kalmıştır.Jego syn Gerszom Szoken został naczelnym redaktorem i pozostał na tym stanowisku aż do 1990.
Jain tanrıçası Ambika mango ağacı altında oturmuş olarak tasvir edilir..Dźinijską boginię Ambikę tradycyjnie przedstawia się jako siedząca pod drzewem mango.
Oğlu Eduardo Frei Ruiz-Tagle da 1994-2000 yılları arasında ülkesinin Devlet Başkanlığı koltuğunda oturmuştur.Jego najstarszy syn, Eduardo Frei Ruiz-Tagle był prezydentem Chile w latach 1994-2000.
Ercüment ölünce masaya oturmuştur.Dla stołka zabiję się.
Birçok eleştirmene göre These Days, grubun en keskin ve oturmuş albümüydü.W wielu recenzjach pojawiła się opinia, że to najlepszy i najdojrzalszy jak dotąd, album zespołu.
Yeşil Türbe'ye doğru oturmuş peyzaj çalışıyordu.Czekał na zielone światło na przejściu dla pieszych.
İnternet sanatı, oturmuş bir terminolojiye sahip değildir.Nie istnieje jeszcze ustalona terminologia sztuki internetu.
Ayrıca kalpaka ağacının altına oturmuş olarak da resmedilebilir.Może też siedzieć na czubku drzewa.
Jerry plaj sandalyesine oturmuş rahalıtlıyordur.Lecz Frank tylko goni Jerry'ego po całej plaży.
Bugüne dek bölgede pek çok gemi karaya oturmuştur.Dawniej w porcie cumowało bardzo wiele statków.
Ayrıca kalpaka ağacının altına oturmuş olarak da resmedilebilir.Hon kan också lägga dem i en trädhåla om detta finns.
Şarkı, Avrupa'nın birkaç ülkesinde 1 numaraya oturmuştur.Låten låg 1:a i flera länder.
Bugüne dek bölgede pek çok gemi karaya oturmuştur.Många fartyg har förlist i området.
Bununla birlikte Dünya-dışı yaşamın nitelenmesinin yerine oturmuş olduğu pek söylenemez.Men man kan lika gärna tala om en hel världs oförlösta längtan.
Oğlu Eduardo Frei Ruiz-Tagle da 1994-2000 yılları arasında ülkesinin Devlet Başkanlığı koltuğunda oturmuştur.Його старший син Едуардо Фрей Руіс-Тагле також був президентом Чилі 1994—2000 роках.
Bir adam oturmuş resim yapıyor.Молода дівчина, що малює.
Ferit odada koltukta oturmuş birini görür.Марія сидить поруч на невидимому кріслі.
Bu seçimlerden Trovoada'nın partisi ADI birinci gelmiş ve Trovoada yeniden başbakanlık koltuğuna oturmuştur.Знову ставши прем'єр-міністром, Трюдо залишався на цій посаді наступні чотири роки.
Ayrıca kalpaka ağacının altına oturmuş olarak da resmedilebilir.Також може бути виконаний на основі пікапа.
Tom oturmuş.Том сидить.
Tom Mary ile John arasında oturmuştu.Тома посадили між Мері та Джоном.
Çıkıp duvarın üzerine oturmuştur.Vychází ze zdi.
Jerry plaj sandalyesine oturmuş rahalıtlıyordur.Jerry umírá téměř pokojně na lavičce.
1 Haziran 2009 tarihinde, Florentino Perez tekrar Real Madrid'in başkanlık koltuğuna oturmuştur.Pe 1 iunie 2009, Florentino Pérez a fost reales în funcția de președinte al Real Madrid CF.
Sonraları ise masaya oturmuştur.După aceea se intră la masă.
Türk çayı günümüzde tercih edilme açısından kahvenin tahtına oturmuş bir sıcak içecektir.Invariabil, ceaiul turcesc este servit la micul dejun.
Çıkıp duvarın üzerine oturmuştur.Begyorsul és nekimegy a falnak.
Birçok eleştirmene göre These Days, grubun en keskin ve oturmuş albümüydü.Egyes kritikusok szerint ez az együttes legsötétebb hangulatú és legszélsőségesebb albuma.
Ferit odada koltukta oturmuş birini görür.Vicente feláll egy székre, hogy láthassa magát a tükörben.
Birçok eleştirmene göre These Days, grubun en keskin ve oturmuş albümüydü.Sarjan monien fanien mielestä tämä jakso on paras ja tunteellisin koko sarjassa