Ortadaki vida bu bir sonraki adım oturmuş ve B ve y-Axes hizalamak için kullanılırŞuruburile mijloc va fi aşezat în acest pas si va fi utilizat pentru a alinia B şi axele
Ortadaki vida bu bir sonraki adım oturmuş ve B ve y-Axes hizalamak için kullanılırVít trung sẽ được ngồi trong bước tiếp theo này và sẽ được sử dụng để align B và Y-axes
Ortadaki vida bu bir sonraki adım oturmuş ve B ve y-Axes hizalamak için kullanılırСредний винты будут размещаться в этот следующий шаг и будет использоваться для выравнивания B и y
Ortadaki vida bu bir sonraki adım oturmuş ve B ve y-Axes hizalamak için kullanılırمسامير الأوسط سيجلس في هذه الخطوة القادمة، وسوف تستخدم لمحاذاة ب وياكسيس
Ortadaki vida bu bir sonraki adım oturmuş ve B ve y-Axes hizalamak için kullanılırマシンを平準化後、最初の配置タスク B 軸が y 軸に平行であることを確認することです。
Oturmuş pozisyonda ve biraz ön planda.Et il est assis et de face, quoique pas entièrement de face.
Oturmuş pozisyonda ve biraz ön planda.Sedí a dívá se před sebe, i když ne zcela.
Oturmuş pozisyonda ve biraz ön planda.Und er sitzt und zwar frontal, jedoch nicht total frontal. So schätze ich, das ich damit sage:
Oturmuş pozisyonda ve biraz ön planda.Він зображений сидячим та у фронтальному положенні, хоча не повністю фронтальному.
Oturmuş pozisyonda ve biraz ön planda.והוא יושב באופן חזיתי כמעט לגמרי. מה שאני רוצה לומר הוא שדברים
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!(98:1) Господь царствует: да трепещут народы! Он восседает на Херувимах: да трясется земля!
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!Az Úr uralkodik, reszkessenek a népek; Kérubokon ül, remegjen a föld!
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!Der HERR ist König, darum zittern die Völker; er sitzt auf den Cherubim, darum bebt die Welt.
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!Domnul împărăţeşte: popoarele tremură; El şade pe heruvimi: pămîntul se clatină.
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!Ðức Giê-hô-va cai trị: các dân hãy run sợ; Ngài ngự trên các chê-ru-bin: trái đất khá rúng động.
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!Ðức_Giê - hô-va cai_trị : các dân hãy run_sợ ; Ngài ngự trên các chê - ru-bin : trái_đất khá rúng_động .
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!GOSPOD kraljuje, ljudstva trepetajo; sedeč na kerubih, kraljuje, maje se zemlja.
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!Herra on kuningas, vaviskoot kansat - hän, jonka valtaistuinta kerubit kannattavat - huojukoon maa.
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!HERREN är nu konung! Därför darra folken. Han som tronar på keruberna! Därför skälver jorden.
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!Herren er blitt konge, folkene bever, han som troner over kjeruber, jorden ryster.
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!HERREN har vist, han er Konge, Folkene bæver, han troner på Keruber, Jorden skælver!
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!Hospodin kraľuje; nech sa trasú národy! Tróni nad cherubínmi, nech sa hýbe zem!
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!Hospodin kraluje, užasněte se národové; sedí nad cherubíny, pohniž se země.
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!Il Signore regna, tremino i popoli; siede sui cherubini, si scuota la terra
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!¡Jehovah reina, tiemblan los pueblos! Él tiene su trono entre los querubines; la tierra se estremece
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!여호와께서 통치하시니 만민이 떨 것이요 여호와께서 그룹 사이에 좌정 하시니 땅이 요동할 것이로다
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!L`Éternel règne: les peuples tremblent; Il est assis sur les chérubins: la terre chancelle.
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!O Senhor reina, tremam os povos; ele está entronizado sobre os querubins, estremeça a terra.
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!Pan króluje, niechże zadrżą narody; siedzi między Cherubinami, niechże się poruszy ziemia.
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!TUHAN adalah Raja; bangsa-bangsa gemetar. Ia bertakhta di atas kerub, bumi berguncang
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!Ο Κυριος βασιλευει, ας τρεμωσιν οι λαοι ο καθημενος επι των χερουβειμ ας σεισθη η γη.
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!(По слав. 98). Господ царува; нека треперят племената; Той обитава между херувимите; нека се потресе земята.
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!יהוה מלך ירגזו עמים ישב כרובים תנוט הארץ׃
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!الرب قد ملك. ترتعد الشعوب. هو جالس على الكروبيم. تتزلزل الارض.
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!耶 和 華 作 王 、 萬 民 當 戰 抖 . 他 坐 在 二 惹 韁 皎 上 、 地 當 動 搖
RAB egemenlik sürüyor, titresin halklar! Keruvlar arasında tahtına oturmuş, Sarsılsın yeryüzü!耶和華 作王 、 萬民 當戰抖 . 他 坐在 二 惹 韁皎 上 、 地當 動搖
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Alsof de man pal naast je zit, en van alles in je oor fluistert.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Als wenn er gleich neben Dir sitzt und Dir "du weisst schon was" ins Ohr flüstert.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.C'est comme si le gars était assis à côté de vous en train de vous dire je ne sais quoi à l'oreille.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Cứ như thể là chàng ca sĩ đang ngồi ngay cạnh bạn, thì thầm điều gì đó vào tai bạn.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.E ca şi cum omul stă lângă tine, şi-ţi şopteşte cine ştie ce în ureche.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.E' come se fosse seduto accanto a te, sussurandoti chissà cosa nell'orecchio.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.É como se o gajo estivesse sentado a seu lado, sussurrando, sabe-se lá o quê no seu ouvido.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Es como si el tipo estuviera sentado al lado tuyo, murmurando quién sabe qué en tu oído.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Jak gdyby siedział tuż obok szepcząc bóg wie co do ucha.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Je to jako kdyby seděl vedle vás a šeptal vám kdovíco do ucha.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.이것은 마치 이런 사람들이 당신 옆에 앉아서, 뭘 말하던 간에, 속삭이는것 같은 느낌을 줍니다.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Olyan, mintha ez a pasas melletted ülne, ki tudja, mit suttogva a füledbe.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Είναι σαν να κάθεται δίπλα σου, και σου ψιθυρίζει ποιος ξέρει τι στ' αυτί.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Все едно човек да седне до теб, да ти шепне какво ли не в ухото.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Как будто кто-то сидит рядом и шепчет... кто бы знал что вам в ухо.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.Ніби він сидить поруч, і шепоче хтозна що тобі на вухо.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.זה כאילו שהבחור יושב על ידכם, לוחש מי יודע מה לאוזנכם.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.كأن الرجل يجلس بجوارك يهمس ايّا ما كان في أذنك.
Sanki adam yanınızda oturmuş, kulağınıza kim bilir neler fısıldıyor.ささやきが聞こえてきます そしてこの時点で 音楽は二つに分かれます
Sonra oraya gittiğimizde o gecikmişti. Biz sahnenin hemen sağ altında bir kabine oturmuştuk.그는 늦 었 고 우리는 부스 무대 오른쪽 downstage에 바로 앉 았다.
Tabii, iki kişi oturmuşsa, 3 numaralı sandalyeye oturmak için kaç kişi kalır?그러면 당연히, 이미 2명이 앉아 있다면 의자 3에 앉을 수 있는 사람은 몇 명이나 남아있을까요?
Tabii, iki kişi oturmuşsa, 3 numaralı sandalyeye oturmak için kaç kişi kalır?A pak samozřejmě, jestliže již 2 osoby sedí, kolik lidí se může posadit na židli číslo 3?
Tabii, iki kişi oturmuşsa, 3 numaralı sandalyeye oturmak için kaç kişi kalır?En dan natuurlijk, als er dan 2 mensen zitten, hoeveel mensen zijn er over om in stoel 3 te zitten?
Tabii, iki kişi oturmuşsa, 3 numaralı sandalyeye oturmak için kaç kişi kalır?E poi ovviamente, se 2 persone stanno gia' sedute, quante persone ci restano per sedersi sulla sedia tre?