Sivri burunlu bir köpek kadının solunda oturmakta ve başını kaldırıp kadına bakmaktadır.Glava mu je nagnuta naprijed i naslonjena na ženinu glavu, a rukom obgrljuje njezin vrat i glavu.
Farklı bir oturma şekli vardır.Nastanjuju različita staništa.
İsa tam ortada oturmaktadır.Isus je to sve ispunio.
Yaz mevsiminde geçen Alice Harikalar Diyarında, Alice ile ablasının nehir kıyısında oturmasıyla başlar.Djevojčica Alisa dosađivala se sjedeći na obali rijeke jednog ljetnog dana, dok je njena sestra čitala knjigu.
Jerry uyanıp yumurtanın oturmasını bulur, yumurta kırılır.Kako je moguće da ptica zna da mora sjediti na jajima i da su jaja krhka?
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.A vystúpil do neba, sedí po pravici Otca.
Böylece, oyunun başlangıcında Beyaz Şah e1 karesinde, Siyah Şah ta e8 karesinde oturmaktadır.Na začiatku hry v klasickej šachovej hre stojí biely kráľ na poli e1 a čierny na poli e8.
Şu anda Austin, Texas da oturmakta. ( Sitesi)V súčasnosti žije v Austine v Texase.
Şu anda kendisi, Londra'da oturmaktadır.Momentálne žije v Londýne.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.V kabíne sa nachádzajú tri kreslá pre posádku.
Kanada'nın New Brunswick eyaletinin Saint John şehrinde oturmaktaydı.Pôvodne malo MS hostiť kanadské mesto Saint John v provincii New Brunswick.
1999 yılında açılmış ve 3.600 seyirci oturma kapasitesine sahiptir.Sídli na Jesenského 2 a má kapacitu cca 3600 divákov.
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...Tak ako pitie čaju, pištoľ, pichánie,...”
Diabaínein “bacakları ayırarak yürümek”, ya da “ bacakları ayırarak oturmak” anlamına gelir.Pochádza z amharčiny a znamená „zbavenie koreňov“, „odtrhnutie“, prípadne „cudzinci–nájazdníci“.
5. yüzyılın sonunda, daha düşük iki sınıf Senato'da oturmaktan tamamen men edildi.Na koncu 5. stoletja so spodnji dve skupini senatorjev popolnoma izključili iz senata.
Ancak ligde yine kulübede oturmak zorunda kaldı.Bor se je odpravil zopet na grad.
Şu anda kendisi, Londra'da oturmaktadır.Trenutno živi v Londonu.
2002 yılında, arena yeniden büyük bir yapılanma yaşadı ve oturma kapasitesi 11.500'e düşürüldü.Leta 2002 je bila dvorana prenovljena in ima sedaj kapaciteto za 11.500 gledalcev.
Herifin piyanoya oturması bile, Tanrı aşkına, kutsal bir şeydi sanki.Za kanonizacijo, tj. proglasitev za svetnika, je zraven čudeža pomemben tudi sloves svetosti.
Telefon hattı verilmiştir Aileler birlikte oturmaktadır.Redovi se naprej delijo v družine.
Eşikte oturmak, eşikte konuşmak iyi sayılmaz, bunun nedeni ruhun orada olmasıdır.Torej ni pravilno reči duša je v nas, pač pa duša deluje v nas.
Yanındaki kaidenin üstünde ise tombul ve çıplak bir çocuk oturmaktadır.Na tem kipu je upodobljen kot gol otrok.
2010 haziranında ABD'de yasal oturma hakkını kazandı.Raj je januarja 2010 pridobil državljanstvo ZDA.
Ayrıca Zaporojye vilayetinin de bir köyünde ve de Mariupol şehrinde oturmaktalar.Leži v naselju Šober in v občini Maribor.
Bugün de aynı kentte oturmaktadır.Šiame mieste ir dabar gyvena.
Sandalye, oturmak için kullanılan bir eşyadır.Kėdė – baldas, skirtas atsisėsti.
Stadyum 42,477 kişilik oturma kapasitesine sahiptir.Stadionas turi 42 771 sėdimą vietą.
Şu anda mahallede sadece 70 aile oturmaktadır.Šiuo metu kaime yra apie 70 namų.
Türkler genellikle köylerde oturmaktadır.Kaimą dažnai lanko turistai.
Bugünkü Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer de burada oturmaktadır.Įteikė Austrijos prezidentas Heinz Fisher.
Bu yapının alttaki oturma sıraları korunmuştur.Šios vietos saugomos rezervatų statusu.
Stadyum 44,102 kişilik oturma kapasitesine sahiptir. ^ StadiumsStadione yra 41 112 sėdimos vietos. kalba
Sürekli oturmak ölüme neden olabilir.Vėmimas kartais tampa mirties priežastimi.
Sonra, Captain'in evinin oturma odasına kayıt yapmak için stüdyo kurdular.Ta sisustas stuudio oma perekonna kodu pööningule.
1922'den sonra orada oturmamasına rağmen, yaşamı boyunca Belçika vatandaşı olarak kaldı.Kuigi ta ei tulnud enam kunagi Belgiasse tagasi elama, jäi ta Belgia kodanikuks surmani.
Şu anda kendisi, Londra'da oturmaktadır.Praegu elab ta Londonis Inglismaal.
Küçük bir evde 5 kardeş, ve bir büyük anne ile oturmaktaydılar.Kokku kasvas perekonnas viis venda ja kolm õde.
Cavea’da 50 oturma sırası bulunur.Vallas on 45 asulat, sealhulgas A Coruña asula.
8 yaşındayken, evinin oturma odasındaki halıyı yakmıştır.Kui ta oli 6-aastane, kolis tema pere Shkodërisse.
Bugünkü Avusturya Cumhurbaşkanı Heinz Fischer de burada oturmaktadır.Eestisse saabus õhtul ametlikule visiidile Austria president Heinz Fischer.
1960'lar ve 70'ler, hergün Amerika'lıların oturma odalarında60년대 70년대에는 베트남 전쟁을
1960'lar ve 70'ler, hergün Amerika'lıların oturma odalarındaDans les années 60 et 70,
1960'lar ve 70'ler, hergün Amerika'lıların oturma odalarındaEn los años 60 y 70,
1960'lar ve 70'ler, hergün Amerika'lıların oturma odalarındaNegli anni '60 e '70,
1960'lar ve 70'ler, hergün Amerika'lıların oturma odalarındaPada tahun 1960-an dan 1970-an
1960'lar ve 70'ler, hergün Amerika'lıların oturma odalarında Vietnam Savaşından görüntüler gösterildi.In anii '60 şi '70, războiul din Vietnam era prezentat zi de zi, în casele din America.
1960'lar ve 70'ler, hergün Amerika'lıların oturma odalarında Vietnam Savaşından görüntüler gösterildi.In de jaren 60 en 70, werd de Vietnamoorlog eigenlijk continu in de woonkamers van Amerika getoond.
1960'lar ve 70'ler, hergün Amerika'lıların oturma odalarında Vietnam Savaşından görüntüler gösterildi.På 60- och 70-talen visades vietnamkriget i stort sett dagligen i amerikanska vardagsrum.
1960'lar ve 70'ler, hergün Amerika'lıların oturma odalarında Vietnam Savaşından görüntüler gösterildi.V 60-tych a 70-tych rokoch televízia denne prinášala vojnu vo Vietname do obývačiek Američanov.
1960'lar ve 70'ler, hergün Amerika'lıların oturma odalarında Vietnam Savaşından görüntüler gösterildi.W latach 60. i 70., wojnę wietnamską można było oglądać w domach całej Ameryki, codziennie.
1960'lar ve 70'ler, hergün Amerika'lıların oturma odalarında Vietnam Savaşından görüntüler gösterildi.Τις δεκαετίες του '60 και 70', ο πόλεμος στο Βιετνάμ έπαιζε κάθε μέρα στα Αμερικανικά σπίτια.
1960'lar ve 70'ler, hergün Amerika'lıların oturma odalarında Vietnam Savaşından görüntüler gösterildi.В 1960х та 1970х війна в В'єтнамі власне була показана в американських вітальнях кожен день.
1960'lar ve 70'ler, hergün Amerika'lıların oturma odalarındaВ 60ые и 70ые годы прошлого века
1960'lar ve 70'ler, hergün Amerika'lıların oturma odalarındaבשנות ה- 60 וה- 70, מלחמת וייטנאם הוצגה למעשה
1960'lar ve 70'ler, hergün Amerika'lıların oturma odalarındaالى ما بين عام 1960 و 1970 في حرب فيتنام حيث عرضت تلك الحرب
1960'lar ve 70'ler, hergün Amerika'lıların oturma odalarındaアメリカの家庭には明けても暮れても ベトナム戦争のニュースが流れていました
20 ya da 30 dakika da olabilir. Buna da dinlenme veya oturma diyoruz.20 או 30 דקות. זה נקרא "מנוחה", "להשאיר על הקרש".
20 ya da 30 dakika da olabilir. Buna da dinlenme veya oturma diyoruz.아니면 이삼십분정도 될수 있는데 휴면상태 혹은 휴지상태로 놔둔다고 합니다.
20 ya da 30 dakika da olabilir. Buna da dinlenme veya oturma diyoruz.Може да е 20-30 минути.
20 ya da 30 dakika da olabilir. Buna da dinlenme veya oturma diyoruz.او قد تمتد الى 20-30 دقيقية .. وندعوها نحن فترة الاستراحة