Ancak ligde yine kulübede oturmak zorunda kaldı.이 당시 로버는 또 다시 포드로 넘어간 상태였다.
"Evde oturmak out ADANA Sahne İn ..!".집에서 혼자 춤춰요”(인터뷰①)”.
Tüm Lazi kabilesinin şefi ve dolayısıyla eyaletin yöneticisi Sidere köyünde oturmaktaydı.자치주의 주 정부의 소재지이며, 시 행정부는 건당진에 위치하고 있다.
Bu olay o zamanki sistemin tam oturmaması yüzünden yaşanmıştır.이것은 당시 시차각을 재는 기구가 정밀하지 못했기 때문으로 여겨진다.
Onlar, emekli oluncaya kadar evlenmeleri ve şehir gibi mahallerde oturmaları yasaktı.은퇴 후 결혼하여 자녀를 낳고 한동안 주부로 지내면서 양궁계에서 떠나 있었다.
"O koltuklarda oturmayın". ekipgazetesi.com.“그 연못에 가거들랑 절대 뒤돌아보지 마라”. 《오마이뉴스》.
Daha sonra tüm oturma yerleri doldu ve otobüse beyaz bir erkek bindi.בשלב מסוים, כל המושבים היו תפוסים ואישה לבנה צעירה עלתה לאוטובוס.
Oturma kapasitesi: 2219.תכולה: 2,219 מקומות.
Oturma kapasitesi: 724.תכולה: 724 מקומות.
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.ישו חזר השמיימה ויושב לימינו של האל.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.כיסא המוצג בחדר שכזה יהיה מספיק טוב כדי לשבת עליו.
Oturma kapasitesi: 2668.תכולה: 2,668 מקומות.
Sürekli oturmak ölüme neden olabilir.לעיתים עלול אירוע מוחי לגרום למוות.
Oturma kapasitesi: 2100.תכולה: 2,100 מקומות.
Ben yedek bankında oturmak istemiyorum dedi.בימי הבליץ סירב לרדת למקלט.
Bu kubbeler dört paye ve duvarlar arasındaki kemerlere oturmaktadır.פסלי ארבעת המבשרים ניצבים על העמודים שבין הקשתות ובפינות המבנה.
Oğlu tahta oturmadı, yerine yeğeni I. Albert kral oldu.מכיוון שמת ללא בנים, עלה לשלטון במקומו אחיינו אלברט הראשון, מלך הבלגים.
Daha sonra halen oturmaya devam ettikleri Miami'ye geçerler.ועדיין הסיכויים נטו לכך שיישאר במיאמי.
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...לדוגמה: מזון, מים או שינה.
İnsan figürü, ayakta durmakta ya da bir dizi üzerine oturmaktadır.הֲדוֹם הוא רהיט שנועד לתמיכה ברגלי אדם, היושב על כיסא או כורסה.
Bazı kültürlerde ev sahibi misafirlere sofraya oturmaları için komut verir.ישנן גם תרבויות בהן ממתינים להוראת המארח לפני שיושבים לשולחן.
Son sahnede çift karşı karşıya oturmaktadır.הזוג נראה עומד פנים אל פנים.
Şu anda Austin, Texas da oturmakta. ( Sitesi)כיום הוא גר באוסטין, טקסס.
Halen Gebze, Kocaeli'de oturmaktadır.בסופו של דבר, התיישב בגואטמלה.
Belirtilen stadyum kapasiteleri oturma kapasitelerini gösteriyor.הערים שנפגעו הציגו יכולת עמידה ושיקום.
Bu binekte, genellikle iki kişilik bir oturma yeri olur.האז"מ מכיל בדרך כלל 2 מקומות ישיבה.
Stadyumda toplamda 36.000 metrekare olan 5.440 kapalı oturma alanı, 100 tane VIP locası bulunmaktadır.66 הקומות הבאות ( קומות 34-100) מכילות דירות מגורים.
Oturma kapasitesi: 1994.רמת גן: פוקוס, 1994.
Herifin piyanoya oturması bile, Tanrı aşkına, kutsal bir şeydi sanki.יתר על כן, ציורים שנתנו דמות אדם לאלוהים, נחשבו למעשה של חילול הקודש.
Şu anda mahallede sadece 70 aile oturmaktadır.כיום מתגוררות במקום כ-70 משפחות.
Odanın birisi, oturma odası, yatak odası ve mutfak olarak kullanılıyordu.חלל זה משמש כחדר שינה, חדר מגורים ומטבח.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.В дома трябва да има много място за сядане.
Dahili bina normal olarak bir oturma odası, bir mutfak ve bir ağaç döşemeli merkezi salonu içerir.Вътрешното крило обикновено се състой от дневна стая, кухня и централна зала с дървен под.
Daha sonra şunu düşünelim: burada kim oturmaktadır?И оттогава: къде ще се срещнат?
Oturma kapasitesi: 1994.София: Избор, 1994.
Bu evlilikten sonra onların Felahiye’de oturmalarına izin verdi.След женитбата си той оставя този пост.
Sandalye, oturmak için kullanılan bir eşyadır.Столът е вид мебел, предназначена за сядане.
Küçük bir evde 5 kardeş, ve bir büyük anne ile oturmaktaydılar.Като дете живял в малка стая заедно с петимата си братя и сестри.
Ancak ligde yine kulübede oturmak zorunda kaldı.Седалището е пак в Стежерово.
Şu anda kendisi, Londra'da oturmaktadır.Понастоящем живее в Лондон.
Oturma odasına git.Eik į svetainę.
John ve Louise birbirlerine saygı göstermek şartıyla birlikte oturmaya başlar.Том и Лоуенстийн започват да се чувстват един за друг.
Gelinin yanındaki yüksek arkalıklı sandalyede nikah memuru oturmaktadır.Той седи на масата на младоженците.
Hükümdar yas tutarak bir hafta tahtına oturmadı.Лъже-Димитрий не се задържа дълго на престола.
Svastika, şekli ile hayali bir kare formun içine oturmaktadır.При това истина, мечта и фантазия се преплитат в сложна мозайка.
Odalarda eşya yoktu ve aylardır içinde kimse oturmamıştı.По онова време на мястото не е имало работници и никой не е пострадал.
Bugün de aynı kentte oturmaktadır.Днес се помещава в централната част на града.
Böylece grup, kaldırım üzerinde oturma eylemi kararı aldı.Като резултат от това групата решава, да си вземе почивка.
Arka koltukta oturmaktadır.Бронирана отзад седалка на пилота.
Sürekli oturmak ölüme neden olabilir.В името на дълга той винаги може да умре.
Balat'ta oturmaktadir.Опакова се в бали.
On iki kişinin oturması için yeterince sandalye var mı?Има ли достатъчно столове, за да седнат 12 човека?
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.Isus je uzašao na nebo, gdje sjedi s desna Bogu Ocu.
Hâlihazırda, ülke olarak oturma evresindedir.Jedina si takva — Od Boga čuvana rodna zemlja!
Kokpiti bulduklarında, yaralı şekilde hala yerinde oturmakta olan pilotu bulurlar.Unutra pronalaze pilota koji još uvijek sjedi u svojoj stolici.
Bu stad Avrupa'nın en büyük stadlarından biri olup oturmalı seyirci kapasitesi 80.000 üzerindedir.Jedna je od najvećih arena u Europi kapaciteta 20.000 sjedećih mjesta.
Odalarda eşya yoktu ve aylardır içinde kimse oturmamıştı.Nitko nije u tim smještajima ubijen i nitko od zatvorenih nije boravio duže u njima od dva mjeseca.
Oturma kapasitesi: 2655.Kapacitet je 52 652 sjedala.
Sandalye, oturmak için kullanılan bir eşyadır.Igračka je predmet koje se koristi za igranje.
Oturma kapasitesi: 724.Broj stranica: 724.