Önceleri Avrupa Birliği'nde kurallar tam olarak oturmamıştı.Sebelumnya aturan tersebut tidak seragam di seluruh Uni Eropa.
Zeus: Tanrılar tanrısı Zeus, sağ tarafındaki kartal ile birlikte tahtında oturmaktadır.Dengan julukan Zeus Aitnaios, Zeus disembah di Gunung Aitna tempat sebuah patungnya berada.
Belki de başka bir yerde oturmalıyız.Mungkin kita harus duduk di tempat lain.
Yataktan kalktım ve oturma odasına gittim (sadece geceliğimleydim), ve onları gördüm.Tôi ra khỏi giường và vào phòng khách (chỉ khoác thêm áo choàng) và đi một mình, và gặp họ.
Stadyum 42,477 kişilik oturma kapasitesine sahiptir.Sức chứa của sân vận động là 42.477 chỗ ngồi.
Şu anda kendisi, Londra'da oturmaktadır.Hiện tại, ông đang sống tại London.
Dahili bina normal olarak bir oturma odası, bir mutfak ve bir ağaç döşemeli merkezi salonu içerir.Khu vực cánh trong thường gồm phòng khách, bếp và một phòng sinh hoạt trung tâm có sàn lót bằng gỗ.
Oturma kapasitesi: 2100.Tài nguyên: 2.1.
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.Ông ta ra lệnh trong một đại sảnh mà trong đó có nhiều chiếc ghế không có ai ngồi.
Anne-babalar, kız çocuklarının yanında oturmaktadır.Cha mẹ về già thường ở với con gái út.
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.Hồn chàng bay lên trời để tìm đến Hiên Hom.
Henry'nin karşısındaki evde oturmaktadır.Họ đều chuyển đến nhà của ông Henry.
Vezirliği kaldırılarak Filibe'de mecburi olarak oturmaya gönderilmiştir.Những giải mới được đưa vào FIFA được in đậm.
Oğulları Shaul evli bir sanatçı ve ailesiyle New York'ta oturmaktadır.Con trai họ Shaul Olmert lấy một nghệ sĩ Israel, và sống tại New York.
Orta Çağ'da en yaygın oturma seçeneği olarak kullanılan, Avrupa'da, günümüzde nadiren kullanılmaktadır.Trong thời Trung cổ, voi hiếm khi được sử dụng ở châu Âu.
Sürekli oturmak ölüme neden olabilir.長く座ることは、早期死亡の原因になることがある。
1922'den sonra orada oturmamasına rağmen, yaşamı boyunca Belçika vatandaşı olarak kaldı.シムノンは、1922年以降は一度もベルギーに住んだことはなかったのだが、生涯ベルギー国民であり続けた。
Herifin piyanoya oturması bile, Tanrı aşkına, kutsal bir şeydi sanki.それを人に例えるならば聖人のようである。
Dul teyzesi Cihan'la birlikte oturmaktadır.姉夫婦・尚也と同居している。
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.イエスはこう言い終えると天にあげられ、神の右の座についたという。
Bir yere oturmalı ya da uzanmalısınız.腰かけ座位または立位で行う。
Şu anda Austin, Texas da oturmakta. ( Sitesi)以降、現在までテキサス州オースティン在住。
Oturma kapasitesi: 724.固定席は752。
Televizyon ekranları aracılığıyla oturma odalarına dolarlar.各部屋にモニタテレビを備え、各席にAV装置を設置している。
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.全便座席指定制で乗車には予約が必要である。
Anlamı "yanıbaşına oturmak"tır.よっちゃばる:「寄り集まる」の意。
Hâlihazırda, ülke olarak oturma evresindedir.其の国君に以(およ)ぶ。
Bugün de aynı kentte oturmaktadır.現在も同市内に在住している。
Oturma kapasitesi: 2219.局番号は22197。
Diabaínein “bacakları ayırarak yürümek”, ya da “ bacakları ayırarak oturmak” anlamına gelir.ふんがしげる:「踏み違える」「足をくじく」の意。
Ben yedek bankında oturmak istemiyorum dedi.給料は預金しておくという事でくれなかった。
Günümüzde Langenfeld şehrinde oturmaktadır.ジェニングスは現在シアトルの都市部に住んでいる。
Aracın arka koltukları 32 ayrı oturma düzeni oluşturacak şekilde katlanabilir.2次車までの編成においては編成替えにより車椅子スペース位置が変わるため、新たに設置し直した。
Fakat Sonora bunu kabul etmedikten sonra Nick barda oturmayı tercih eder.それでも引き下がらないジャックに対して、キャランはバーで会うことを伝える。
Henry'nin karşısındaki evde oturmaktadır.偶然にもピーターの隣の家である。
Bütün ekip, oturma odasında sıraya dizilmiştir, herkesin elinde bir silah vardır.カプア城内の全ての武器は集められ、全ての城門には衛兵が配置された。
Tek kişilik yelkenlilerde dümencinin teknenin kıçına doğru yakın oturması gerekir.和船では、櫂は船尾に1つだけ備えて船頭が操作する。
Bazı evlerde yatak, hatta oturma mobilyası yerine kullanılmaktadır.一部のサークルの部室、合宿所としても利用されている。
Bu Opeth'in temel tarzının oturmaya başladığı dönemlere denk gelir.アニメのセブンスターズ編が開始されるまでのストーリーを一部再現している。
Şimdi ise kenarda oturmayı tercih ediyorlar.前線で戦うことを好む。
Belirtilen stadyum kapasiteleri oturma kapasitelerini gösteriyor.スキル ユニットが持つ能力を表現したもの。
Yataktan kalktım ve oturma odasına gittim (sadece geceliğimleydim), ve onları gördüm.我起床,走进客厅(只穿着晨衣)见他们。
Abbasi (Orman ailesi) aşireti üyeleri oturmaktadır.(虚空与混乱之子) The Guardian of the Abyss!
Bu evlilikten sonra onların Felahiye’de oturmalarına izin verdi.這使他結婚後留在當地居住。
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.祂升了天,坐在全能天主父的右边。
58.145 kişilik oturma kapasitesine sahip stadyum, Polonya'nın en büyük futbol arenasıdır.球場有58,500個座位,是波兰全国最大的足球场。
Florya'da oturmaktadır.座堂位於科洛梅亞。
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.每間教室外頭皆有設計供人乘坐的椅子。
Kartal’da ortalama oturma süresi 17,22 yıldır.在他的职业生涯中,场均能得到18.7分。
Şimdi ise kenarda oturmayı tercih ediyorlar.他们更希望守株待兔。
Daha sonra Erdek Körfezi Karaburun yakınlarında İntizam'ın karaya oturması zorlandı.后来他为了逃避瘟疫而离开了高加索附近的故乡。
Zengin nüfus ağırlıklı oturmaktadır.娄机居官以安民节财为重。
Halen Gebze, Kocaeli'de oturmaktadır.教座位於卡利什。
Sağ taraflarında, çocuklara doğru uzanan ve sağ elini havaya kaldırmış bir kadın oturmaktadır.若男處胎,依母右脇,向背蹲坐。
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.객실에는 안락한 의자가 설치되어 있다.
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.그분은 하늘에 올라 성부 오른편에 앉아 계십니다.
Arabada ise sadece çarşaflı bir kadın oturmaktadır.차로 따지면 사람이 앉는 시트에 해당한다.
Oturma odası aile bireylerinin bir arada oturdukları odadır.거실은 가족이 모여 일상생활을 하는 공간이다.
Ben yedek bankında oturmak istemiyorum dedi.그는 은행을 믿지 않기 때문에 자신의 방에 돈을 보관한다고 했다.
Diabaínein “bacakları ayırarak yürümek”, ya da “ bacakları ayırarak oturmak” anlamına gelir.또는, "(스승의) 발 아래에 앉는다 또는 하석에 앉는다" 혹은 "(스승을) 둘러싸고 앉는다"를 뜻한다.