Daha sonra, Daryl, Rick ile birlikte oturmakta ve ondan olanlar için özür dilemektedir.Depois, Daryl fica com Rick e pede desculpas pelo que aconteceu.
2002 yılında, arena yeniden büyük bir yapılanma yaşadı ve oturma kapasitesi 11.500'e düşürüldü.Em 2002, a arena recebeu uma grande reconstrução e a capacidade foi reduzida para 11.500.
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...Queria apenas viver, comer, dormir.
58.145 kişilik oturma kapasitesine sahip stadyum, Polonya'nın en büyük futbol arenasıdır.O estádio tem uma capacidade de 58.145 lugares sentados, o que faz dele o maior palco de futebol na Polónia.
Yataktan kalktım ve oturma odasına gittim (sadece geceliğimleydim), ve onları gördüm.Saí da cama e fui até à minha salinha-de-espera (vestida só com a minha camisa de dormir), sozinha, e vi-os.
Şarkı, basçı Tony Kanal'ın oturma odasında Stefani ve Kanal tarafından yazıldı.A canção foi escrita por Stefani e Tony Kanal na sala de estar de Kanal.
8 yaşındayken, evinin oturma odasındaki halıyı yakmıştır.Exceto pelo fato dele ter colocado fogo no tapete da sala de sua casa aos 8 anos.
Boone Jack'e Rose ile konuşmasını önerir, Rose kimseyle konuşmadan herkesten uzakta tek başına oturmaktadır.Boone sugere que Jack fale com Rose, quem havia estado longe dos outros desde sua chega à ilha.
Kanada hükümeti 2016 yılı için 280.000 ile 305.000 arasında yeni kalıcı oturma izni vermeyi düşünüyor.E recentemente o governo canadense aceitou entre 280 mil e 305 mil novos residentes permanentes.
Odalarda eşya yoktu ve aylardır içinde kimse oturmamıştı.Os aposentos não estavam mobiliados e estavam desocupados havia meses.
Araçta boksör motor, önden motor, arkadan itiş düzeni ve 2+2 oturma düzeni bulunmaktadır.Possui um motor boxer, motor dianteiro, tração traseira e layout de 2+2 lugares.
Ben yedek bankında oturmak istemiyorum dedi.Contudo não viria a sair do banco de suplentes.
Alt tarafta 19, üstte 23 oturma sırası vardır.Daqui Pra Lá de Lá Pra Cá 19.
Kartal’da ortalama oturma süresi 17,22 yıldır.O dia em Urano dura 17,232 horas.
Oditoryum 600 kişilik genel oturma alanı ve 52 loca koltuğuna sahiptir.A plateia tem 600 lugares e os camarotes 52.
İlk logo Isaac Newton'un elma ağacının altında oturmasını imgeleyerek Ron Wayne tarafından tasarlanmıştır.O primeiro logotipo da Apple, desenhado por Ron Wayne, retrata Sir Isaac Newton sentado sob uma macieira.
Arka koltukta oturmaktadır.Nos Bastidores da Sala de Aula.
Oturma kapasitesi: 1994.Disponível em: 1994.
İsa tam ortada oturmaktadır.Cristo Espera Por Ti.
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.Mesmo que Ele foi elevado ao céu, continua a estar presente na Terra na sua Igreja.
Olayı protesto için Kızılay'da oturma eylemi düzenleyen bir grup ise Ankara'da polisle çatıştı.No protesto na sede da emissora no Rio de Janeiro, os manifestantes entraram em confronto com a polícia.
Yere oturma.Não sente no chão.
2002 yılında, arena yeniden büyük bir yapılanma yaşadı ve oturma kapasitesi 11.500'e düşürüldü.In 2002 kende de arena een grote verbouwing en de capaciteit werd verlaagd tot 11.500.
Morrison, eşi Riad ve 7 yaşındaki oğlu Seamus ile birlikte Los Angeles’ta oturmaktadır.Morrison woont samen met zijn vrouw Riad en zijn zoon Seamus (geboren in 1999) in Los Angeles.
Bir yere oturmalı ya da uzanmalısınız.Iedereen moet stil blijven zitten of liggen.
Tanrı’nın sağ tarafında oturmak üzere göğe yükselmiştir.Hij is opgevaren ten hemel: zit aan de rechterhand van de Vader.
Arena, 18,000 kişilik oturma kapasitesine sahiptir.Het stadion heeft een capaciteit van 18.000 zitplaatsen.
Onun dışında her yerde Mazda’nın “Karakuri Oturma Sistemi” kullanılarak yedi koltuklu olarak satılmaktadır.In het interieur zijn zeven zitplaatsen te maken met Mazda's 'Karakuri'-systeem.
Yanındaki kaidenin üstünde ise tombul ve çıplak bir çocuk oturmaktadır.In De kleine reliekdrager buigt een tengere, geknielde, naakte jongen het hoofd.
100 Haneli bir köy olup toplam 720 kişi oturmaktadır.De plaats maakt deel uit van de gemeente Dębe Wielkie en telt 720 inwoners.
Kupa servikse oturmalıdır.Het zaad zit in een zaadkluwen.
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...Dit zijn dingen als eten, drinken en slapen.
İsa tam ortada oturmaktadır.Christus staat centraal.
Ve ardından gelen 7 papa Avignon'da oturmayı sürdürür.Nadien zou Clemens VII naar Avignon vluchten.
Henry'nin karşısındaki evde oturmaktadır.Thomas zit Henry achterna door het gebouw.
Bu hof içinde bulunan evlerin tamamında Avusturya vatandaşları ya da zengi aileler oturmaktadır.In elke gemeente die zich toen heeft opgegeven, staan een of meer Oostenrijkse woningen.
İnsan figürü, ayakta durmakta ya da bir dizi üzerine oturmaktadır.Bij het kabelskiën wordt er staande gestart, of zittend vanaf een helling.
Yataktan kalktım ve oturma odasına gittim (sadece geceliğimleydim), ve onları gördüm.Uit protest ben ik op mijn bed gaan liggen en ik dacht: bekijken jullie het allemaal maar.
55'te, Agrippina saraydan çıkartılarak İmparatorluk ikametgâhında oturmaya mecbur edildi.In 55 werd Agrippina door Nero uit het paleis verjaagd.
Bunlar sahne binası, orkestra ve oturma yerleridir.Het is een theatrale mengvorm van toneel, liedkunst en stand-upcomedy.
Şu anda kendisi, Londra'da oturmaktadır.Tegenwoordig woont hij in Londen.
1922'den sonra orada oturmamasına rağmen, yaşamı boyunca Belçika vatandaşı olarak kaldı.Na 1830 bleef hij als ambteloos burger in België wonen.
Stadyum 43,959 kişilik oturma kapasitesine sahiptir.Het stadion heeft een capaciteit van 10.459 plaatsen.
Bu bileti ancak İsviçre'de oturmayanlar alabilirler.Het boek mocht in Zwitserland niet gedrukt worden.
Tüm oturma yerleri tutulmuş.Alle zitplaatsen zijn gereserveerd.
Bütün gün oturmasa, şişmanlamaz.Als hij niet de hele dag zou zitten, dan zou hij ook niet dik worden.
Oturmaz mısınız?Wilt u niet zitten?
Oturmak istiyorsan öyleyse git ve otur.Als je wilt zitten, ga je gang en ga zitten.
Oğulları Shaul evli bir sanatçı ve ailesiyle New York'ta oturmaktadır.Syn Shaul ożenił się z izraelską artystką i mieszka w Nowym Jorku.
Abbasi (Orman ailesi) aşireti üyeleri oturmaktadır.Al-Ba’adż (arab.
Gelinin yanındaki yüksek arkalıklı sandalyede nikah memuru oturmaktadır.Pod nim siedziała przy stole panna młoda.
Oturma ve çalışma izni aldılar.Pozbawiono go mieszkania i warsztatu pracy.
Minarelerin ikisi de beden duvarına oturmaz, yerden başlar.Pierwotnie obydwa minarety stały w narożnikach, nie przylegając do ceglanych murów.
Tahrip olan yapının bir kısım oturma sıraları görülmektedir.Rozważana jest odbudowa zniszczonej części wieży.
Ancak ligde yine kulübede oturmak zorunda kaldı.Keke znowu musiał przenieść się gdzie indziej.
Hukuk tamamen medeni yasalar çerçevesine oturmaktadır.Terminy oblicza się według prawa cywilnego.
"O koltuklarda oturmayın". ekipgazetesi.com.Nie idę z Tobą do łóżka. facebook.com. .
İglonun içinde, uyumak ve oturmak üzere yapılan yüksekçe bir yer de bulunur.Natomiast w norach, w których śpią, zimują i wypoczywają panuje stosunkowo wysoka wilgotność.
Kupa servikse oturmalıdır.Stolica mieści się w Salali.
Tüm sandalyeler dolmuştur (boş sandalye kalmamıştır) Hiçbir sandalyeye birden fazla öğrenci oturmamıştır.Otwierał modlitwą każdy posiłek (bez niego prawie nigdy nie zasiadano do stołu).