Ana içeriğe geç
Sözlük

oturma ile cümle

oturma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Tom Mary'nin oturması için el ile işaret etti.Фома подал знак рукой Маше, чтобы она села.
Tom oturmaları için onlara işaret etti.Фома жестом показал им сесть.
Tom Mary'ye oturmasını işaret etti.Фома жестом показал Маше сесть.
Oturma odasına geçelim.Давай перейдём в гостиную.
Tom oturma odasını işaret etti.Фома указал на гостиную.
Tom oturma odasını toparladı.Том навёл порядок в гостиной.
Lütfen orada oturma.Пожалуйста, не сиди там.
Tom oturma odasında.Фома в гостиной.
Yataktan kalktım ve oturma odasına gittim (sadece geceliğimleydim), ve onları gördüm.Я встала из кровати и пошла в мою гостиную (в одном халате) и одна и увиделась с ними.
Arka koltukta oturmaktadır.Она садится на заднее сиденье.
Bu yüzden, Old Gold sigarası kullanan ve salyangozu olan adam üçüncü evde oturmaktadır.Значит, человек, который курит Old Gold и разводит улиток, живёт в третьем доме.
Zor olan, o fikirle oturmak, onu geliştirmek, başka fikirlerle tutarlı bir şekilde birleştirmek.Самое сложное — культивировать эту идею, развивать её и последовательно объединять с другими замыслами.
Peki ikinci sıradaki, mavi renkli, at olan ve Chesterfields sigarası kullanılan evde kim oturmaktadır?Какой национальности человек, живущий во втором, синем доме, предпочитающий Chesterfield и держащий лошадь?
Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır.Стул в такой комнате вполне сгодится для сидения на нём.
Bugün de aynı kentte oturmaktadır.В этом же городе проживает в настоящее время.
Pekala, Old Gold sigarası içen ve bir salyangozu olan adam nerede oturmaktadır?Итак, где живёт человек, который курит Old Gold и разводит улиток?
Abbasi (Orman ailesi) aşireti üyeleri oturmaktadır.Ақаҩба) — абхазская фамилия.
Hem Reichstag binasına bakan elverişli konumu hem de oturma kapasitesi için seçildi.Здание оперы было выбрано для Рейхстага из-за его удобного расположения и вместимости.
Kırmızı değildir çünkü orada İngiliz oturmaktadır (2).Не красный, потому что там живёт англичанин (2).
Olorbuttâğar ülelêbit orduk = Çalışmak oturmaktan daha iyi(dir).Безусловно, верующий невольник лучше язычника, даже если он понравился вам.
Salon buz hokeyi karşılaşmalarında 4.000 kişilik bir oturma kapasitesine sahiptir.Большая ледовая арена во время проведения хоккейных матчей вмещает 7000 человек.
Her selamdan sonra biraz oturmak sünnettir.После обеда все чувствуют себя чуточку лучше.
Daha küçük basketbol salonu 4.050 kişilik oturma kapasitesine sahiptir.Баскетбольный зал малой спортивной арены вмещает 4500 человек.
Günümüzde sanatçının ailesi halen Dallas'ta oturmaktadır.В настоящее время музыкант проживает в Далласе.
Oturma sıraları tevyayı çevreler.Весь зал аплодирует стоя.
2008 yılında tamamlanmış olup 17,000 kişilik oturma kapasitesine sahiptir.Она была построена в 2008 году и может вместить одновременно 7000 человек.
Sağ taraflarında, çocuklara doğru uzanan ve sağ elini havaya kaldırmış bir kadın oturmaktadır.Справа от детей полулежит женщина и наклоняется к ним, подняв правую руку.
Norveçli olamaz çünkü o birinci sıradaki evde oturmaktadır (10).Это не норвежец — он живёт в первом доме (10).
Ben yedek bankında oturmak istemiyorum dedi.Работать охранником в кафе он больше не хотел.
Bu kubbeler dört paye ve duvarlar arasındaki kemerlere oturmaktadır.Эти своды опирались на четыре центральных пилона и стены.
Alt tarafta 19, üstte 23 oturma sırası vardır.Встань, страх преодолей, 23.
Duvara yakın kıyılarda oturma ve yatma sekileri yapılır.Параллельно подходит к стенам и позирует на кровати.
Yaz mevsiminde geçen Alice Harikalar Diyarında, Alice ile ablasının nehir kıyısında oturmasıyla başlar.Фильм начинается панорамой по речке, на берегу которой и расположились Алиса со своей сестрой.
Sıradaki sahnede Spears ve bir adam uzun bir masada karşılıklı oturmaktadır.В следующей сцене Спирс сидит за длинным столом, на другом конце которого сидит мужчина.
Ancak oturmayıp, kaldırıp, başına koyup ve öpen sahabi af diledi.И там он поспешно начертал, дал названия и расставил , расположил по силлабам-слогам».
Ayrıca karara karşı Diyarbakır'da oturma eylemi, Taksim'de protesto düzenlendi.В ответ власти ввели в Катманду комендантский час.
Sedenka denilen oturmalı komşu ziyaretleri olur.Об одном из свиданий становится известно соседям.
Bizans’ın ileri gelen kişileri burada oturmaktaymış.За нами идут «новые византийцы».
Oturma kademelerini anımsatan basamakların da bulunduğu alanda 1972 yılında bir tapınak kalıntısı bulunmuştur.С тех времён сохранились окопы, рядом с которыми в 1972 году был установлен памятный знак.
Hâlihazırda, ülke olarak oturma evresindedir.Это делало их пребывание на суше затруднительным.
Sıradan kişilerin yaklaşık üçte ikisi manastır duvarlarında oturmaktadır.Внутри монастырских стен проживает около двух третей мирян.
Daha sonra halen oturmaya devam ettikleri Miami'ye geçerler.За 1 час можно долететь от Майами.
Köy Kahvehanesinde küçüklerle büyükler bir arada oturmaz.Но в комнате вместо детей уже взрослые полицейские.
Dahili bina normal olarak bir oturma odası, bir mutfak ve bir ağaç döşemeli merkezi salonu içerir.Внутреннее крыло обычно состоит из общей комнаты, кухни и холл с деревянным полом.
Saha 400'ü oturmalı, 2,000 kişilik kapasiteye sahiptir.Имеет 2 каменные трибуны, вместимость — 4000 мест.
Highmore Kuzey Londra'nın bir banliyösü olan Highgate'de oturmaktadır.Джулз живёт в районе Highgate Северного Лондона.
Sonrasında Türk ailenin oturma izni bitince ülkelerine dönmek zorunda kalırlar.Турецкие граждане при въезде в Россию отправляются обратно на родину.
Yataktan kalktım ve oturma odasına gittim (sadece geceliğimleydim), ve onları gördüm.فنهضت من سريري وذهبت لغرفة الجلوس وحدي (مرتدية مناكتي فقط) ورأيتهما.
Stadyum, 50,889 kişilik oturma kapasitesine sahiptir. ^ siteيسع الملعب لجلوس 50,889 شخص.
Halvete çekilmek, tenha bir yerde yalnız başına oturmaktır.الخوف من أن تترك وحدها في أي مكان.
Daha sonra şunu düşünelim: burada kim oturmaktadır?مثال: أجلس حيث وجدت مكانا.
Sürekli oturmak ölüme neden olabilir.الإسهال المتواصل يمكن أن يؤدّي إلى الوفاة.
Oturmak, yemek, içmek, uyumak gibi...إذا وضعنا في الحُسبان الأكل والشرب والنوم.
Oğlu tahta oturmadı, yerine yeğeni I. Albert kral oldu.كما جعل جون وريثه بدلاً من ابن أخيه آرثر.
Tiberius, aynı zamanda V. Tigran'ın Ermenistan tahtına yeniden oturmasının da sorumlusuydu.كان تيبيريوس مسؤولاً عن إعادة تيغرانس الخامس الأرمني لعرش مملكة أرمينيا.
Bu binekte, genellikle iki kişilik bir oturma yeri olur.وعادة بمقعدين اثنين فقط للركاب.
Ancak oturmayıp, kaldırıp, başına koyup ve öpen sahabi af diledi.لم يَدَعْ ثغري بها حجراً إلاّ وقبَّلَهُ تقبيلَ ولهانِ وربَّما..
Her evin bir misafir odası olur, her misafir odasının da protokol sırasına göre oturma adabı vardır.كل بيت فيه غرفة عامة، ومهجع للتلاميذ، ولكل بيت طاولته الخاصة في البهو العظيم.
Sandalye, oturmak için kullanılan bir eşyadır.وتُستخدم الصالة كغرفة للجلوس.
Güneşin altında oturmama rağmen üşüdüm.مع انني كنت جالساً تحت الشمس، ولكن كنت أشعر بالبرد.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod