Ana içeriğe geç
Sözlük

oturan ile cümle

oturan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Oturan heykeller ellerini dizlerinin üstüne koymalıydı.Spracowane ręce spoczywały na kolanach.
İlk İngiliz Dünya Şampiyonu, 1958 Formula 1 sezonunda Ferrari ile liderliğe oturan Mike Hawthorn idi.Pierwszym brytyjskim mistrzem świata był Mike Hawthorn, zdobył on tytuł jeżdżąc Ferrari w sezonie 1958.
Okulda yanında oturan Kim'e mühürlenmiştir.W szkole zawsze siedziała obok Kena.
9. Ortadaki evde oturan süt içer.Mieszkaniec środkowego domu pija mleko.
Mahallede oturan nüfus çok azdır.Ogromna liczba ludności mieszka na zbyt małym obszarze.
Havaalanı ve bağlı sanayiler Lod'da oturanlara iş olanakları sağlar.Pracownicy stoczni i portu zarabiają, jeśli statki przybiją do miejsc przy których stoją.
Polis duvarı yıkınca, kadının cesedini ve cesedin kafasının üzerinde oturan kediyi bulur.Zaalarmowana policja burzy mur i znajduje ciało żony.
Tahtta oturan, çadırını onların üzerine gerecek.Liście siedzące, obejmujące łodygę uszkowatą nasadą.
4. Yeşil evde oturan kahve içer.I det gröna huset dricks kaffe.
9. Ortadaki evde oturan süt içer.I det mellersta huset dricker man mjölk.
İlk olarak stadyum 100.000 kişi (16.000 oturan kişi dahil) aldı.Staden har 6 000 invånare (kommunen har 16 000).
Aynı mahallede oturan Hacer ise temizlikçilik yapmaktadır.Det är vanligt att den som flyttar ut själv städar lägenheten.
Böylece arka tarafta oturan kişi üst tarafta bulunan makineli tüfeği kullanabilirdi.Bakom dem kunde man ana en man med ett automatvapen hängande över axeln.
Fugger, 1367 yılından beri Almanya'nın Augsburg kentinde oturan Schwaben eyaletinin bir soylu ailesidir.Fugger var en schwabisk (tysk) släkt som från 1367 verkade i Augsburg.
Osmanlı vergi ıstılahındaki anlamı ise bir evde oturan evli çifttir.Make är den könsneutrala formen i ett äktenskap enligt skatteverket.
4. Yeşil evde oturan kahve içer.В зеленому будинку п'ють каву.
Burada oturan yabancıların %37'sini Avrupa Birliği'inden gelenler oluşturur.37 % населення міста народилися поза межами Європейського Союзу.
Oturanların çoğu da kiracı.Більшість жителів острова орендують квартири.
Oturanların çoğunun Ankara'da da evi bulunmaktadır.Більшість представників перебувають в андеґраунді.
9. Ortadaki evde oturan süt içer.Той, хто живе в центральному будинку, п'є молоко.
Yine de, haftada en az 4 saat egzersiz yapanlar, günde 4 saatten az oturanlar kadar sağlıklıdır.Взагалі вважається, що їжа, яка готувалася не більше чотирьох годин є безпечною.
Burada oturan hiç kimse yok.Тут ніхто не сидить.
Adam, gülümseyerek sağ tarafa baksa da o yönde oturan kadına bakar gibi görünmemektedir.Usmívá se a pohlíží doprava, ale nezdá se hledět na ženu.
Yemeğe ilk oturan ve başlayan kişi ailenin reisidir.Nejvýznamnější a první sociální skupinou, v níž se člověk adaptuje na život ve společnosti, je rodina.
Hastalığın yakın şekilde oturan insanlara bulaşma riski daha fazladır.Lidé sedící v bezprostřední blízkosti jsou k nákaze náchylnější.
4. Yeşil evde oturan kahve içer.Obyvatel zeleného domu pije kávu.
9. Ortadaki evde oturan süt içer.Ten, co žije ve středním domě, pije mléko.
2003 yılında yapılan anketlere göre Japonya'da oturanların %61'ı kendi evine sahiptir.Navíc, 66 % všech domácností začalo vlastnit auta.
Ana toprağa oturan III. tabaka, daha çok höyüğün orta kısmındadır.Nejvýznamnější strom je č. 1 který stojí uprostřed cesty.
Aynı mahallede oturan Hacer ise temizlikçilik yapmaktadır.Lesnaté okolí města slouží k rekreaci.
Köyde oturan yaşlı ailelerin büyük bir kısmı(%95) emeklidir.Naprosto převažující (95 %) skupinou jsou zastupitelé obcí a měst.
Yemek odası, evde oturanların beraber yemek yedikleri odadır.Camera în care cei patru au și locuit.
Orada oturan kadın onun şimdiki karısı.Femeia care stă acolo este soția sa actuală.
Orada oturan kadın onun şimdiki karısı.Femeia care stă acolo este soția lui actuală.
Tahtta oturan, “İşte her şeyi yeniliyorum” dedi.A trónon ülő így szólt: „Íme, Én újjáalkotok mindent.”
Burada oturan yabancıların %37'sini Avrupa Birliği'inden gelenler oluşturur.Az itt élő külföldiek háromnegyede körülbelül Európából származik.
Liderleri Oturan Boğa öldürüldü.A három törzs vezetője Ülő Bika volt.
(2000 yılında nüfus 563 köyde oturanlar 452 kişidir.)(Voltak előrejelzések, miszerint 2015-re a világ 3. legnépesebb városa lesz 24 millió lakossal.)
Arkasında oturan tombul zengin çocuk tarafından sürekli rahatsız edilir.Gazdag és magas állású pártfogói mindig kisegítették.
Las Colinas, Playa del Seville, Doğu Los Santos, Willowfield gibi bölgelerde oturanlarsa aşırı fakirdir.Terület: Los Santos: Playa Del Seville, Willowfield, Keleti Part és az Óceáni-Dokkok.
1 numaraya oturan şarkılar hala reklamlarda ve bunun gibi yerlerde çalmaktadır.A dalok az eredeti hanglemez kiadványon folytatólagosan vannak számozva mind a borítón, mind a címkén.
Adam, gülümseyerek sağ tarafa baksa da o yönde oturan kadına bakar gibi görünmemektedir.Mies hymyilee ja katsoo oikealle, muttei näytä katsovan naista.
"İsa oradan geçerken, vergi toplama yerinde oturan birini gördü.Jeesus saapui paikalle ja huomasi puussa istuvan Sakkeuksen.
4. Yeşil evde oturan kahve içer.Esillä kahvilassa Grünzissä.
Bunun üstüne Joachim Brahms'ı Düsseldorf'ta oturan besteci Robert Schumann'la tanışmasını önermişti.Joachim neuvoi Brahmsia hakeutumaan tällöin Düsseldorfissa majailleen Robert Schumannin luokse.
Fakat Çılgın At ve Oturan Boğa liderliğindeki Kızılderililer Custer ve adamlarını yenilgiye uğratırlar.Hullun Hevosen ja Gallin johtamat intiaanit tuhosivat Custerin joukot viimeiseen mieheen.
1668'de Oxford'u bırakıp Londra'ya, Pall Mall'da oturan kız kardeşi Lady Ranelagh'ın yanına yerleşmiştir.Vuonna 1668 Boyle muutti Lontooseen Pall Mallille, jossa asui sisarensa Katherinen, Lady Ranelaghin kanssa.
Yemek odası, evde oturanların beraber yemek yedikleri odadır.Ruokakunnan muodostavat samassa asunnossa asuvat henkilöt.
Burada oturan yabancıların %37'sini Avrupa Birliği'inden gelenler oluşturur.Το 37% των αλλοδαπών προέρχεται από την Ευρωπαϊκή Ένωση.
Her oyuncu sırayla oyuna başlayabilir, ilk başlayan kâğıtları dağıtan kişinin sağında oturandır.Σε κάθε διανομή πρώτος παίζει ο δεξιά αυτού που μοίρασε και μπορεί να παίξει οποιοδήποτε φύλλο.
Bu da Élysée sarayında oturanlar için bir uyarıdır.Vinderne blev hædret ved en seance på Aarhus Rådhus.
1 numaraya oturan şarkılar hala reklamlarda ve bunun gibi yerlerde çalmaktadır.Sangene på plade 1 er sunget på dansk og sangene på plade 2 er sunget på engelsk.
Konya'da oturanlarla beraber yaklaşık 500-600 arası nakliye aracı yurt içinde her bölgede çalışırlar.Bosnien; På ethvert givent tidspunkt er der mellem 600 og 5.000 handlede tvangsprostituerede i Bosnien.
Tümenin yaklaşık %40'ı Siebenbürgen ve Banat'ta oturan Volksdeutsche idi.Ca 40% i fx Kenya og Uganda.
Yakup'sa hep çadırda oturan sakin bir adamdı.Jakob ble en rolig mann som holdt seg ved teltene.
Tümenin yaklaşık %40'ı Siebenbürgen ve Banat'ta oturan Volksdeutsche idi.Rundt 40% av soldatene var Volksdeutsche fra Transilvania og Banat.
Bunun üstüne Joachim Brahms'ı Düsseldorf'ta oturan besteci Robert Schumann'la tanışmasını önermişti.Joachim ville gjerne at Brahms oppsøkte den Düsseldorf-baserte komponisten Robert Schumann.
1668'de Oxford'u bırakıp Londra'ya, Pall Mall'da oturan kız kardeşi Lady Ranelagh'ın yanına yerleşmiştir.I 1668 forlot han Oxford og flyttet inn hos en søster på Pall Mall i London.
Başkentte oturan sultan, devletin mutlak egemeniydi.Sultanen var den offisielle enehersker i riket.
Fugger, 1367 yılından beri Almanya'nın Augsburg kentinde oturan Schwaben eyaletinin bir soylu ailesidir.Fugger er en schwabisk adelsslekt, som siden 1367 holdt sete i Augsburg.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod