Ana içeriğe geç
Sözlük

oturan ile cümle

oturan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu nedenle, siz gökler ve orada oturanlar sevinin!Ce sont les exécutants des Cieux et ceux qui donnent les ordres.
Eskiden (Diyarbakır dahil) şehirde oturanlar Memela Mahalleninde bağ tutardı.Dans celles-ci, les anciens (Land)kreise et les villes se sont liés.
Bu da Élysée sarayında oturanlar için bir uyarıdır.Il arrivait que les séances soient organisées au palais de l'Élysée.
9. Ortadaki evde oturan süt içer.On boit du lait dans la maison du milieu.
Burada oturan yabancıların %37'sini Avrupa Birliği'inden gelenler oluşturur.39 % des étrangers proviennent de l'Union européenne.
Oturan heykeller ellerini dizlerinin üstüne koymalıydı.Les mains devaient être posées sur les genoux.
Ammar: İnsanlarla birlikte yaşayan, onlarla oturan cinniye ammar ya da ummar denir.Ceux qui associent des créatures au Créateur sont appelés mouchrikoun (مشركون), ou associateurs.
Kentlerde oturanların oranı % 48 dolayındadır.Le taux d'urbanisation reste semblable, à 48 %.
Tahtta oturan, “İşte her şeyi yeniliyorum” dedi.Il répondit: « Laissez-moi monter, c'est tout ».
Piyanoda oturan kız benim kızımdır.La niña sentada al piano es mi hija.
Şurada oturan kız kim?¿Quién es la chica que está allí sentada?
Kapıya en yakın oturan oğlanı tanıyorum.Conozco al chico que está sentado más cerca de la puerta.
Şurada bankta oturan yaşlı adam benim dedem.El anciano sentado en aquel banco es mi abuelo.
Adam, gülümseyerek sağ tarafa baksa da o yönde oturan kadına bakar gibi görünmemektedir.Sonríe y mira a la derecha, pero parece no ver a la mujer.
Bu nedenle, siz gökler ve orada oturanlar sevinin!Por lo cual alegraos, cielos, y los que moráis en ellos.
İlk haftada Donghae’nin yatağının yanında köşede oturan tuhaf bir figür CCTV’de görünüyor.En la primera semana, una figura extraña aparece en el CCTV en una esquina al lado de la cama de Donghae.
1668'de Oxford'u bırakıp Londra'ya, Pall Mall'da oturan kız kardeşi Lady Ranelagh'ın yanına yerleşmiştir.En 1668 parte de Oxford hacia Londres, donde reside en casa de su hermana, lady Ranelagh, en Pall Mall.
Olympos'ta oturan tanrılar arasında benim en tiksindiğim tanrısın sen !Para mí eres el más odioso de todos los dioses que sostienen el Olimpo!
Midland, Texas'ta oturan Tommy Lee Jones, Robert E. Lee Lisesi'ne katıldı.Jones se crio en Midland, Texas,​ y asistió a la Robert E. Lee High School.
Aynı mahallede oturan Hacer ise temizlikçilik yapmaktadır.La compañía que presta servicio a esta cercana localidad es Interbús.
Yemek odası, evde oturanların beraber yemek yedikleri odadır.La Monitora: Es la encargada del comedor donde comen todos.
Camdan evlerde oturanlar başkalarının evlerine taş atmamalıdır.Chi vive in una casa di vetro non dovrebbe gettar sassi contro le case altrui.
Tom trende yanında oturan kişiyle konuştu.Tom parlò con la persona che sedeva vicino a lui sul treno.
Bu nedenle, siz gökler ve orada oturanlar sevinin!Sia dunque deciso nel rivolgere al cielo (e non ai beni terreni) il suo animo.
Çünkü içinden diyor ki, ‘Tahtında oturan bir kraliçeyim, dul değilim.Essa diceva fra sé e sé: sono una regina in trono, non una povera vedova, il lutto non mi toccherà.
Burada oturan yabancıların %37'sini Avrupa Birliği'inden gelenler oluşturur.Il 37% degli stranieri proviene dall'Unione europea.
1668'de Oxford'u bırakıp Londra'ya, Pall Mall'da oturan kız kardeşi Lady Ranelagh'ın yanına yerleşmiştir.Nel 1668 lasciò Oxford per Londra, dove risiedette a casa di sua sorella, Lady Ranelagh, in Pall Mall.
4. Yeşil evde oturan kahve içer.Il caffè è bevuto nella casa verde.
Eskiden (Diyarbakır dahil) şehirde oturanlar Memela Mahalleninde bağ tutardı.Anteriormente erano installati dei sedili a divanetto, e gli interni erano bicolore.
9. Ortadaki evde oturan süt içer.Il latte è bevuto nella casa in mezzo.
Polis duvarı yıkınca, kadının cesedini ve cesedin kafasının üzerinde oturan kediyi bulur.Il muro venne demolito e fu così scoperto il cadavere della donna, con sulla testa il gatto che miagolava.
Aynı mahallede oturan Hacer ise temizlikçilik yapmaktadır.L'altra località che fa capo al comune è Greiveldange.
Yakup'sa hep çadırda oturan sakin bir adamdı.Takashi durante la sua vita è sempre stato un ragazzo tranquillo.
Bozcasulu’da oturan Türkler, 16 hane olup 49 erkek nüfusa sahipti.Alla metà degli anni venti Pomba disponeva di 16 torchi e 49 dipendenti.
Çoğunluğu İstanbul'da oturan halk, festivalde hasret giderirler; katılım çok olur.Sempre insieme alla band vanta numerose presenze al festival Keep It True.
Yatağımın başucunda oturan başörtülü güzel bir kız var.У изголовья моей кровати сидит красивая девушка в платке.
Eskiden (Diyarbakır dahil) şehirde oturanlar Memela Mahalleninde bağ tutardı.Престол в селении, в котором они жили раньше, было Воздвижение.
9. Ortadaki evde oturan süt içer.В центральном доме пьют молоко.
Adam, gülümseyerek sağ tarafa baksa da o yönde oturan kadına bakar gibi görünmemektedir.Улыбаясь, он глядит влево, однако маловероятно, что глядит он на женщину.
4. Yeşil evde oturan kahve içer.В зелёном доме пьют кофе.
Polis duvarı yıkınca, kadının cesedini ve cesedin kafasının üzerinde oturan kediyi bulur.Полицейские разбирают стену и находят за ней труп жены, а на её голове — мяукающего кота.
Ammar: İnsanlarla birlikte yaşayan, onlarla oturan cinniye ammar ya da ummar denir.В народе он стал прозываться «чертороем», а местность, примыкающая к нему — Черторьем или Чертольем.
Tahtta oturan, “İşte her şeyi yeniliyorum” dedi.Стэн говорит: «Чёрт, они вообще тут все охренели».
Kısa bir süre sonra, ortada oturan Vi kalkar ve sessizce sahneyi terk eder.В этот самый момент некто сидящий в тёмном углу встаёт и уходит из помещения.
Nuh tufanı sonucunda karaya oturan geminin burada kaldığı öne sürülmektedir.Тот говорит, что на корабле осталась мама Шея — Надежда.
Oturan heykeller ellerini dizlerinin üstüne koymalıydı.Женщины сидя обхватывают руками колени.
Bu otomobil, oldukça kısa ve yüz yüze oturan dört kişiyi taşıyabilecek şekilde tasarlanmıştır.وهذه السيارة قصيرة جداً وتصميمها على شكل حمل أربعة أشخاص يجلسون وجهاً لوجه.
Polis duvarı yıkınca, kadının cesedini ve cesedin kafasının üzerinde oturan kediyi bulur.تستنفر الشرطة لتهديم الجدار لتجد جثة الزوجة، وعلى رأسها المتعفن برعب تام من الراوي يقبع القط الصارخ.
Eskiden (Diyarbakır dahil) şehirde oturanlar Memela Mahalleninde bağ tutardı.Antes disso, os maestros batiam pesadas varas no chão (barretes).
Oturanların çoğu da kiracı.A maioria dos clientes são de residências.
Oturan kadın ya da erkek heykelleri Arkaik Çağda seviliyordu.Eu e meus amigos então adorávamos os momentos de escuridão.
Höyükte birbiri üzerine oturan yapı katları saptanamamıştır.Men slaagde er niet het op een wagen gelegde lijk de heuvel op te brengen.
4. Yeşil evde oturan kahve içer.De bewoner van het groene huis drinkt koffie.
Adam, gülümseyerek sağ tarafa baksa da o yönde oturan kadına bakar gibi görünmemektedir.Hij kijkt om zich heen en glimlacht als hij de weg inkijkt waar de vrouw in is gereden.
Leis’te oturan Reis’ten geliyordu.Hij logeerde in het kasteel van Hem bij Rijsel.
9. Ortadaki evde oturan süt içer.De bewoner van het middelste huis drinkt melk.
Bir defa tahta oturan şehzadeyi oradan atmak neredeyse imkansızdı.In een loopgraaf vuren was daardoor vrijwel onmogelijk.
4. Yeşil evde oturan kahve içer.W zielonym domu pija się kawę.
Eskiden (Diyarbakır dahil) şehirde oturanlar Memela Mahalleninde bağ tutardı.Stanął on w miejscu, w którym uprzednio znajdowała się zbiorowa mogiła.
1668'de Oxford'u bırakıp Londra'ya, Pall Mall'da oturan kız kardeşi Lady Ranelagh'ın yanına yerleşmiştir.W latach 1656-1668 mieszkał w Oksfordzie, a od roku 1668 na Pall Mall w Londynie u siostry Lady Ranelagh.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod