Ana içeriğe geç
Sözlük

oturan ile cümle

oturan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Liderleri Oturan Boğa öldürüldü.Sjefen for landganspartiet ble drept.
Burada oturan yabancıların %37'sini Avrupa Birliği'inden gelenler oluşturur.37% orang asing berasal dari negara-negara Uni Eropa.
Oturan Boğa ve Crazy Horse'tan sonra en tanınanlarındandı.Dia menyelamatkan hidup Crazy Horse setidaknya sekali.
Günde 5 satten fazla oturanlar için bu risk daha fazladır.Nguy cơ cao hơn với những người ngồi yên nhiều hơn 5 giờ mỗi ngày.
Bir sandalyede oturan bir kişi Dünya'nın merkezine serbest düşmek için bir jeodezik yolu takip etmelidir.Một người ngồi trên một chiếc ghế đang hướng theo một đường trắc địa, hay là rơi tự do về tâm Trái Đất.
Yine de, haftada en az 4 saat egzersiz yapanlar, günde 4 saatten az oturanlar kadar sağlıklıdır.しかし、週に少なくとも4時間の運動をする人は、1日に4時間未満しか座らない人と同じくらいに健康である。
Adam, gülümseyerek sağ tarafa baksa da o yönde oturan kadına bakar gibi görünmemektedir.微笑んだ男の視線は画面右を向いているが、川向こうの女性を見ているようには描かれていない。
İzlandalı bağışçı, Akureyri'nin yakınlarında oturan 95 yaşında bir adamdı.アイスランド人ドナーはパゥットル・アラソンというアークレイリ付近在住の95歳の男性であった。
Eskiden (Diyarbakır dahil) şehirde oturanlar Memela Mahalleninde bağ tutardı.前原 しのぶ(まえはら しのぶ) 声 - 倉田雅世 ひなた荘の住人。
1668'de Oxford'u bırakıp Londra'ya, Pall Mall'da oturan kız kardeşi Lady Ranelagh'ın yanına yerleşmiştir.1668年、ボイルはオックスフォードからロンドンに移り、姉妹の Lady Ranelagh の家に身を寄せた。
Olympos'ta oturan tanrılar arasında benim en tiksindiğim tanrısın sen !ユードゥ(グラン) 国造りの神々の中でも最高神とされる天空神。
Çünkü içinden diyor ki, ‘Tahtında oturan bir kraliçeyim, dul değilim.ただ、本人は「私は母みたいな女王様じゃない」と否定している。
Liderleri Oturan Boğa öldürüldü.弁慶の体を乗っ取っていた熊童子に殺害された。
Oturanların çoğu da kiracı.住民の大部分は客家である。
Polis duvarı yıkınca, kadının cesedini ve cesedin kafasının üzerinde oturan kediyi bulur.異変に気付いた警察の一団が壁を取り壊しにかかると、直立した妻の死体と、その頭上に座り、目をらんらんと輝かせたあの猫が現れる。
Bunun yanında ayakta duran kadın ve oturan erkek heykelleri de vardır.” “征側者,麊泠縣雒將之女也。
Burada oturan yabancıların %37'sini Avrupa Birliği'inden gelenler oluşturur.37%的外侨来自于欧盟国家。
Eskiden (Diyarbakır dahil) şehirde oturanlar Memela Mahalleninde bağ tutardı.早前於市內潛伏的武裝分子與他們裡應外合,加入戰鬥。
Bir sandalyede oturan bir kişi Dünya'nın merkezine serbest düşmek için bir jeodezik yolu takip etmelidir.一个坐在椅子上的人正尝试着沿着测地线运动,就是朝地球中心自由下落。
İlk defa prodüktör koltuğuna da oturan Bengü Yıllardır edindiğim tecrübeyle artık kendi işimin patronu oldum.他作为和我密切合作多年的人事部长,他已经赢得了我最特别的信心。
Artık sabah olmuştur, villanın bahçesinde çimenlere oturan çift geçmişlerinin bir muhasebesini yaparlar.天保初,㥄为侍中,仲文为银青光禄大夫,同日受拜,时云两凤连飞。
1668'de Oxford'u bırakıp Londra'ya, Pall Mall'da oturan kız kardeşi Lady Ranelagh'ın yanına yerleşmiştir.1668年,波义耳离开了牛津,前往他妹妹位于伦敦蓓尔美尔的宅邸居住。
Çünkü içinden diyor ki, ‘Tahtında oturan bir kraliçeyim, dul değilim.惠風拔劍距屬曰:「吾太尉公女,皇太子妃,義不為逆胡所辱。
Oturanların çoğu da kiracı.주민의 대부분은 객가인이다.
Bunun yanında ayakta duran kadın ve oturan erkek heykelleri de vardır.이아와 다른 체계를 가진 훈고서로 방언(方言)과 석명(釋名)이 있다.
Mahallede oturan halkın köy için kullandıkları isim Mizîzex'tır (Türkçe okunuşu Mızizeğ).이 지역에 사는 원주민들을 중원에서는 회이(淮夷)라고 불렀다.
Şu sıralarda bölgede oturanlardan çok azı çıkarma zamanındandır.그래서 이곳에서 가까운 지역으로 이동하는 데 시간이 많이 걸렸다.
Burada oturan yabancıların %37'sini Avrupa Birliği'inden gelenler oluşturur.뮌헨의 외국인 37%가 유럽 연합 국가들 출신이다.
Gözleri kapalı yerde oturan oğlunu öper ve yere yayılır kalır.“자식을 낳고 번성하여 온 땅에 퍼져서 땅을 정복하여라.
Adam, gülümseyerek sağ tarafa baksa da o yönde oturan kadına bakar gibi görünmemektedir.הדמות מביטה לכיוון ימין ועל פניה חיוך, אולם אין היא מביטה בדמות הנשית שמולה.
Asar tepesi gerek köylülerimiz, gerekse ilçede oturanlar tarafından mesire alanı olarak da kullanılmaktadır.בפטישי קרב נעשה שימוש גם על ידי איכרים ופועלים כנשק מאולתר בעת הצורך.
Undertaker, karakterinin aksine ön sırada oturan eşi Michelle McCool'u öptü.След това излизя от роля и целува жена си Мишел Макуул, която е на първия ред сред публиката.
Hastalığın yakın şekilde oturan insanlara bulaşma riski daha fazladır.Избягвайте близки контакти с хора, които е възможно да са болни.
İlk İngiliz Dünya Şampiyonu, 1958 Formula 1 sezonunda Ferrari ile liderliğe oturan Mike Hawthorn idi.Prvi Britanac koji je osvojio Svjetsko Prvenstvo je bio Mike Hawthorn, donijevši Ferrariju naslov 1958.
Her oyuncu sırayla oyuna başlayabilir, ilk başlayan kâğıtları dağıtan kişinin sağında oturandır.To može napraviti bilo koji igrač u paru, tj. onaj koji se prvi riješi svojih karata.
Geçit törenindeki yürüyüşçüler evinin penceresinde oturan Hugo'nun onuruna altı saat yürüdü.Narod je marširao 6 sati kako bi prošao kraj Hugova stana u kojem ih je on gledao sa prozora.
Oturanların çoğu da kiracı.Većina kuća se iznajmljuje gostima.
Yemeğe ilk oturan ve başlayan kişi ailenin reisidir.Najvýznamnejšou a prvou sociálnou skupinou, v ktorej sa človek adaptuje na život v spoločnosti, je rodina.
Medya oturan insanlara "Cumartesi Anneleri" adını taktı.Tejto nedeli sa začalo hovoriť „Nedeľa matiek“.
9. Ortadaki evde oturan süt içer.Ten, kto žije v prostrednom dome, pije mlieko.
Çevre oturanları ile bu rakam 280 bine ulaşır.Počet stojacich je u oboch radov uvádzaný zhodne 380.
4. Yeşil evde oturan kahve içer.Obyvateľ zeleného domu pije kávu.
İlk İngiliz Dünya Şampiyonu, 1958 Formula 1 sezonunda Ferrari ile liderliğe oturan Mike Hawthorn idi.Prvi britanski prvak je bil Mike Hawthorn, ki je s Ferrarijem osvojil naslov v sezoni 1958.
4. Yeşil evde oturan kahve içer.Lastnik zelene hiše pije kavo.
9. Ortadaki evde oturan süt içer.Lastnik srednje hiše pije mleko.
Liderleri Oturan Boğa öldürüldü.Med bojem, ki se je vnel med podporniki Sedečega bik in policije, je bil ustreljen.
Leis’te oturan Reis’ten geliyordu.Prie Lanės įsikūręs Kleckas.
Oturanların çoğu da kiracı.Dauguma salelių apgyvendintos.
Hastalığın yakın şekilde oturan insanlara bulaşma riski daha fazladır.Samas suurendab nakatumise riski haige inimese lähedal istumine.
Böylece arka tarafta oturan kişi üst tarafta bulunan makineli tüfeği kullanabilirdi.Ees juhi kõrval istus kuulipildur, kes tegeles kere esiplaadil paikneva kuulipildujaga.
Kentlerde oturanların oranı % 48 dolayındadır.Linnades elab 48% rahvastikust.
Oturan heykeller ellerini dizlerinin üstüne koymalıydı.Kuju käed on asetatud põlvitavatele jalgadele.
Manhattan'da oturanların %75'inin özel araçları bulunmamaktadır.Manhattani elanikest on auto üksnes 22%-l.
10 yıl önce, bir uçaktayken, yanımda oturana kendimi tanıtırken ve işimi söylerken, benden uzaklaşırlardı.10년 전, 제가 비행기를 탔을 때 옆 사람에게 제 소개하며 제가 무슨 일을 하는지 이야기 했습니다. 저를 기피하더군요
10 yıl önce, bir uçaktayken, yanımda oturana kendimi tanıtırken ve işimi söylerken, benden uzaklaşırlardı.و من 10 سنوات كنت على طائرة قدمت نفسى للجالس بجواري و أخبرته عما قمت به, فتحرك بعيدا عني.
10 yıl önce, bir uçaktayken, yanımda oturana kendimi tanıtırken ve işimi söylerken, benden uzaklaşırlardı.隣の席の人に自己紹介をして どういう仕事をしているのか話したら みんな私から距離を置きがちになっていました 心理学は人の問題を見つける 狂ってる人を特定するものだ
Adam bir batık bulmayı bekliyordum, ama o da oldukça, yatakta oturan vardı chirpy, taba hikayeler okuma.나는 동료 잔해 찾을 것으로 예상,하지만 그는 매우, 침대에 앉아,가 발생했습니다
Adam bir batık bulmayı bekliyordum, ama o da oldukça, yatakta oturan vardı chirpy, taba hikayeler okuma.Očekával jsem, že najít ten chlapík troska, ale tam byl, seděl na posteli, zcela veselý, čtení Zrzavá příběhy.
Adam bir batık bulmayı bekliyordum, ama o da oldukça, yatakta oturan vardı chirpy, taba hikayeler okuma.Я ожидал найти товарищей крушение, но там он был, сидя на постели, совсем веселый, чтение Gingery историй.
Adam bir batık bulmayı bekliyordum, ama o da oldukça, yatakta oturan vardı chirpy, taba hikayeler okuma.Я очікував знайти товаришів крах, але там він був, сидячи на ліжку, зовсім веселий, читання Gingery історій.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod