Ve orada arka sırada oturan eleştirmenlerin neredeyse hepsi, bir fikirleri olması gerektiğinden, şöyle derler:А критиците, които седят там на задния ред, нямат мнение и затова казват:
Ve orada arka sırada oturan eleştirmenlerin neredeyse hepsi, bir fikirleri olması gerektiğinden, şöyle derler:Все критики, которым обязательно надо что-то сказать, говорят:
Ve orada arka sırada oturan eleştirmenlerin neredeyse hepsi, bir fikirleri olması gerektiğinden, şöyle derler:Усі критики, які сидять ось там у задньому ряду, мусять мати на все свою думку і тому зауважать:
Ve orada arka sırada oturan eleştirmenlerin neredeyse hepsi, bir fikirleri olması gerektiğinden, şöyle derler:והמבקרים יושבים בשורה האחורית, והם הרי מוכרחים להביע דעה,
Ve orada arka sırada oturan eleştirmenlerin neredeyse hepsi, bir fikirleri olması gerektiğinden, şöyle derler:وكان يظن المراقبون اللذين يجلسون في الصفوف يتابعون ويقولون في نفسهم " هاملت رجل متردد "
Ve orada arka sırada oturan eleştirmenlerin neredeyse hepsi, bir fikirleri olması gerektiğinden, şöyle derler:何か書かなきゃいけないのでこう言う:「ハムレットは先延ばし屋だ」 (笑)
Ve -- ve burada oturan Bay Obama'yı görüyorum.Così io -- così io ho il Sig. Obama seduto qui.
Ve -- ve burada oturan Bay Obama'yı görüyorum.Eh bien, j'ai M. Obama assis ici.
Ve -- ve burada oturan Bay Obama'yı görüyorum.Ich -- Herr Obama sitzt also hier.
Ve -- ve burada oturan Bay Obama'yı görüyorum.Îl am pe Dl. Obama lângă mine.
Ve -- ve burada oturan Bay Obama'yı görüyorum.그리고 오바마 대통령께서 여기 앉아 계십니다.
Ve -- ve burada oturan Bay Obama'yı görüyorum.Takže... Takže tu mám pána Obamu.
Ve -- ve burada oturan Bay Obama'yı görüyorum.Y yo-- tengo al Sr. Obama sentado aquí.
Ve -- ve burada oturan Bay Obama'yı görüyorum.Έχουμε έδω τον κύριο Ομπάμα.
Ve yine, bu yeşil trende oturan bir yolcuysanız, tamam bu noktadan başladı dersiniz. -그리고 다시 한 번 기차 B에 타고있는 승객이라면 여기서 부터 출발한다는 것에
Ve yine, bu yeşil trende oturan bir yolcuysanız, tamam bu noktadan başladı dersiniz. - -E, de novo, se você é um passageiro sentado no trem verde aqui, você diria, OK, ele foi desse ponto.
Ve yine, bu yeşil trende oturan bir yolcuysanız, tamam bu noktadan başladı dersiniz. -E, di nuovo, se sei un passeggero seduto in questo treno verde qui, diresti: OK, è andato da questo punto.
Ve yine, bu yeşil trende oturan bir yolcuysanız, tamam bu noktadan başladı dersiniz. - -Hvis vi er en passager i det grønne tog her, ville vi se, at toget kørte fra det her punkt.
Ve yine, bu yeşil trende oturan bir yolcuysanız, tamam bu noktadan başladı dersiniz. - -И отново, ако сте пътник седящ в този зелен влак точно тук, бихте казали: добре, той тръгва от тази точка.
Ve yine, bu yeşil trende oturan bir yolcuysanız, tamam bu noktadan başladı dersiniz. -列車がこの点から この点へ行きます。
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Atau mungkin ia seorang yogi, yang sedang duduk di batu, menatap langit, dan matahari, serta bulan.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.어쩌면 그는 그냥 요가수행자였을 수도 있겠죠. 바위 위에 앉아 하늘과 해, 달을 쳐다보고 있었을테구요.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Lub też był on po prostu joginem, siedzącym na skale, wpatrującym się w niebo, słońce i księżyc.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Nebo to snad byl pouze jogín, sedící na kameni, upřeně hledící na oblohu, na slunce a na měsíc.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Of misschien was het gewoon een yogi, die op een rots zat, naar de hemel te staren, en de zon, en de maan.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.O forse era solo uno yogi, seduto su una roccia, gli occhi fissi al cielo, e al sole, e alla luna.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Ou talvez fosse apenas um Yogi, sentado numa rocha, a observar o céu, e o sol, e a lua. Alexandre perguntou:
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Quizás era un monje Jainista, como Bahubali, el Gommateshvara Bahubali, cuya imagen no está lejos de Mysore.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Sau era pur și simplu un yogin care stătea pe stăncă observând cerul, uitându-se la soare și la lună.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Vagy lehetett egy egyszerű jógi, aki egy sziklán ülve nézte az eget, a napot és a holdat.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.А возможно, это просто был йог, созерцавший, сидя на скале, небо, солнце и луну.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.Александър попитал: "Какво правиш?", а гимнософът отвърнал:
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.או אולי היה זה יוגי פשוט, שישב על סלע, בעודו בוהה בשמיים, ובשמש, ובירח.
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.أو ربما كان مجرد يوغاني كان يجلس على صخرة، يحدق في النجوم والشمس، والقمر
Ya da belki de sadece, bir kaya üstünde oturan, gökyüzüne, güneşe ve aya bakan bir yogacıydı.岩の上に座り、空や、 太陽や、月を見つめていたのかも知れません アレクサンダーは聞きました「何をしているのか?」
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.Así que la moraleja de la historia es: la gente que vive en casas de cristal no debería tirar piedras.
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.Bài học ở đây là: kẻ ở trong nhà kính không nên ném đá.
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.De moraal van het verhaal is: wie in een glazen huis woont, mag niet met stenen gooien.
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.Die Moral von der Geschichte ist also: Wer im Glashaus sitzt, soll nicht mit Steinen werfen.
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.Jadi moral dari cerita ini adalah orang-orang dalam rumah kaca sebaiknya tidak melempar batu.
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.그래서 이 이야기의 교훈은, 똥 묻은 개가 겨 묻은 개를 나무래서는 안 된다는 것입니다.
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.La morale de cette histoire : les gens qui vivent dans des maisons de verre ne doivent pas lancer des pierres.
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.Morala povestii este: Cine se stie cu musca pe caciula sa nu critice pe altul.
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.Morał jest taki: Jeśli samemu nie jest się bez wad, nie należy krytykować innych.
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.Morální ponaučení z tohoto příběhu zní: lidé ve skleněných domech by neměli házet kameny.
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.Portanto a moral da história é: Quem tem telhados de vidro não atira pedras.
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.Quindi la morale della storia è: non si gioca con i fiammiferi in un pagliaio.
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.Tehát a történet tanulsága: más szemében a szálkát...
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.Мораль истории такова: не надо в чужом глазу соломину искать, когда в своем бревна не замечаешь.
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.Отже, мораль цієї історії така: не шукай пилинки в чужому оці, коли не бачиш колоди в своєму.
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.Поуката е, че хората в стъклени къщи не трябва да хвърлят камъни.
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.אז מוסר ההשכל של הסיפור הוא: מי שגר בבית זכוכית לא צריך לזרוק אבנים.
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.اذاً معنى القصة هو، الناس في البيوت من زجاج لا يجب أن يلقوا بالحجارة.
Yani buradan çıkaracağımız ahlaki ders, sırça köşkte oturan, komşusuna taş atmamalı.「我が身をつねって人の痛さを知れ」ですが むしろこういった感じなのです
Yanında oturan bu çocuğa bak...Guarda al bambino che gli sta seduto accanto
Yanında oturan bu çocuğa bak...Hãy nhìn vào thằng bé đứng kế ông ta kià
Yanında oturan bu çocuğa bak...Katso tuota lasta, joka istuu hänen vieressään...
Yanında oturan bu çocuğa bak...Kijk naar het kind dat naast hem zit.
Yanında oturan bu çocuğa bak...요 옆에 앉은 꼬마 보이지?
Yanında oturan bu çocuğa bak...Kolla in pojken brevid honom...