Ana içeriğe geç
Sözlük

oturan ile cümle

oturan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ve bu bağdaş kurararak oturan kişi şu anda büyümüş bir Eugenio 1974'ten beri tanıdığım bir insan.И този човек, седящ със скръстени крака сега е порастнал Юхенио, мъж, който познавам от 1974.
Ve bu bağdaş kurararak oturan kişi şu anda büyümüş bir Eugenio 1974'ten beri tanıdığım bir insan.И этот мужчина, сидящий, скрестив ноги, - это возмужавший Юхенио, человек, которого я знал с 1974 года.
Ve bu bağdaş kurararak oturan kişi şu anda büyümüş bir Eugenio 1974'ten beri tanıdığım bir insan.הגבר הזה, שיושב בשיכול רגליים, הוא כיום "יוחניו" מבוגר, אדם שאני מכיר מאז 1974.
Ve bu bağdaş kurararak oturan kişi şu anda büyümüş bir Eugenio 1974'ten beri tanıdığım bir insan.وهذا الرجل الذي يجلس القرفصاء هو عضو Yuhenio ناضج الآن رجل عرفته منذ 1974
Ve bu bağdaş kurararak oturan kişi şu anda büyümüş bir Eugenio 1974'ten beri tanıdığım bir insan.今や大人のユーへニオです 1974年以来知っている男です そしてこちらが修行中の男の子の1人です
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.플레이어 1은 여기 있고, 2는 반대쪽에 앉습니다.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.Donc voici le joueur 1 et le joueur 2 assis l'une en face de l'autre.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.E quindi ecco il giocatore uno e il giocatore due seduti l'uno di fronte all'altro.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.Gracz nr 1 i nr 2 siedzą naprzeciwko siebie.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.Hier is speler één en speler twee. Ze zitten tegenover elkaar.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.Hier sitzen sich also Spieler Eins und Spieler Zwei einander gegenüber.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.Itt ül egymással szemben az egyes és a kettes számú játékos.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.Jucătorii stau față în față.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.Tady je hráč jedna a hráč dvě - sedí proti sobě.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.Temos aqui o jogador 1 e o jogador 2 em frente um do outro.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.Tu je hráč 1 a hráč 2, sedia oproti sebe.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular. Ve oyun çok basit.Los jugadores se sientan uno frente a otro y el juego es muy simple.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular. Ve oyun çok basit.Và người chơi thứ nhất và thứ hai ngồi đối diện với nhau. và trò chơi thì đơn giản.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.Και εδώ ο ένας παίκτης κάθεται απέναντι στον άλλον.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.Вот первый игрок и второй, сидят друг напротив друга.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.И така имаме двама играчи, седящи един срещу друг.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.Так ось вони сидять один навпроти одного.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.הנה שני השחקנים היושבים זה מול זה.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.ولدينا أحد اللاعبين وهنا الثاني جالسين قبالة بعضهما البعض.
Ve işte burda karşılıklı oturan birinci ve ikinci oyuncular.ゲームはとても単純です
Ve kitaplar üzerinde oturan bir öğretmen fotoğrafı bulabildiğim için şanslıydım.Et j'ai eu la chance de trouver une photographie d'une prof assise sur des livres.
Ve kitaplar üzerinde oturan bir öğretmen fotoğrafı bulabildiğim için şanslıydım.운좋게도 전 책더미 위에 앉은 선생님의 사진을 구할 수 있었구요.
Ve kitaplar üzerinde oturan bir öğretmen fotoğrafı bulabildiğim için şanslıydım.May quá, tôi tìm được một bức hình có cô giáo đang ngồi trên mấy quyển sách.
Ve kitaplar üzerinde oturan bir öğretmen fotoğrafı bulabildiğim için şanslıydım.Miałem szczęście, bo udało mi się znaleźć fotografię nauczyciela siedzącego na książkach.
Ve kitaplar üzerinde oturan bir öğretmen fotoğrafı bulabildiğim için şanslıydım.Şi am avut norocul să găsesc o fotografie a unui profesor şezând pe nişte cărţi.
Ve kitaplar üzerinde oturan bir öğretmen fotoğrafı bulabildiğim için şanslıydım.Sono stato fortunato a trovare una foto di un'insegnante seduta su dei libri.
Ve kitaplar üzerinde oturan bir öğretmen fotoğrafı bulabildiğim için şanslıydım.Und ich hatte das Glück, ein Foto einer Lehrerin auf einem Stapel Bücher zu finden.
Ve kitaplar üzerinde oturan bir öğretmen fotoğrafı bulabildiğim için şanslıydım.Y tuve la suerte de encontrar una fotografía de una profesora sentada en unos libros.
Ve kitaplar üzerinde oturan bir öğretmen fotoğrafı bulabildiğim için şanslıydım.И имах късмета да намеря снимка на учителка, седнала върху куп книги.
Ve kitaplar üzerinde oturan bir öğretmen fotoğrafı bulabildiğim için şanslıydım.И мне выпала удача найти фотографию учительницы, сидящей на каких-то книжках.
Ve kitaplar üzerinde oturan bir öğretmen fotoğrafı bulabildiğim için şanslıydım.ואני הייתי בר מזל למצוא תמונה של מורה שיושבת על כמה ספרים.
Ve kitaplar üzerinde oturan bir öğretmen fotoğrafı bulabildiğim için şanslıydım.كنت محظوظا بايجاد صورة فوتوغرافية لمعلمة تجلس على بعض الكتب.
Ve kitaplar üzerinde oturan bir öğretmen fotoğrafı bulabildiğim için şanslıydım.(笑)
Ve konferans salonumda oturan kişi, DARPA'nın yöneticisi ve askeriyeye mensup kıdemli bir cerrahtı.E comigo, na minha sala de conferências está um cirurgião antigo, do exército, e o tipo que dirige na DARPA.
Ve konferans salonumda oturan kişi, DARPA'nın yöneticisi ve askeriyeye mensup kıdemli bir cerrahtı.In meinem Konferenzraum sitzt ein ranghoher Chirurg des Militärs und eben dieser Mann, der die DARPA leitet.
Ve konferans salonumda oturan kişi, DARPA'nın yöneticisi ve askeriyeye mensup kıdemli bir cerrahtı.In mijn vergaderzaal zit een heel ervaren chirurg uit het leger en de man die DARPA leidt.
Ve konferans salonumda oturan kişi, DARPA'nın yöneticisi ve askeriyeye mensup kıdemli bir cerrahtı.J'ai alors dans mon bureau un chirurgien chevronné, militaire de surcroit et le gars qui dirige le DARPA.
Ve konferans salonumda oturan kişi, DARPA'nın yöneticisi ve askeriyeye mensup kıdemli bir cerrahtı.Siedzi u mnie wojskowy chirurg wysokiego szczebla i szef DARPA i snują opowieść, mniej więcej tej treści:
Ve konferans salonumda oturan kişi, DARPA'nın yöneticisi ve askeriyeye mensup kıdemli bir cerrahtı.Și stând în sala de conferință era un chirurg în vârstă din armată și directorul de la DARPA.
Ve konferans salonumda oturan kişi, DARPA'nın yöneticisi ve askeriyeye mensup kıdemli bir cerrahtı.И така в конферентната зала седят един старши хирург от армията и човекът, който управлява АНИПО.
Ve konferans salonumda oturan kişi,회의실에는 군에서 일하시는
Ve konferans salonumda oturan kişi,ויושבים בחדר הישיבות שלי מנתח בכיר מאוד
Ve konferans salonumda oturan kişi,كان جالساً في غرفة اجتماعاتي أحد كبار الجراحين
Ve konferans salonumda oturan kişi,年配の軍医と
Ve orada arka sırada oturan eleştirmenlerin neredeyse hepsi, bir fikirleri olması gerektiğinden, şöyle derler:A kritici, ktorí sedia v zadnom rade, musia mať nejaký názor, tak povedia:
Ve orada arka sırada oturan eleştirmenlerin neredeyse hepsi, bir fikirleri olması gerektiğinden, şöyle derler:A kritikové, kteří všichni seděli v zadní řadě, na to museli mít názor, tak říkali:
Ve orada arka sırada oturan eleştirmenlerin neredeyse hepsi, bir fikirleri olması gerektiğinden, şöyle derler:Alle kritikerne, der sidder nede på bageste række er nødt til at have en mening, og de siger:
Ve orada arka sırada oturan eleştirmenlerin neredeyse hepsi, bir fikirleri olması gerektiğinden, şöyle derler:De critici, die allemaal op de laatste rij zitten moeten een mening hebben.
Ve orada arka sırada oturan eleştirmenlerin neredeyse hepsi, bir fikirleri olması gerektiğinden, şöyle derler:"Hamlet está sempre a adiar o que tem a fazer."
Ve orada arka sırada oturan eleştirmenlerin neredeyse hepsi, bir fikirleri olması gerektiğinden, şöyle derler:늘 뒷전에서 말만 앞서는 비평가들은 이렇게 평합니다. "햄릿이 우물쭈물하고 있구나!"
Ve orada arka sırada oturan eleştirmenlerin neredeyse hepsi, bir fikirleri olması gerektiğinden, şöyle derler:Och alla kritiker, som sitter där på bakersta raden, måste bilda sig en uppfattning, så de säger:
Ve orada arka sırada oturan eleştirmenlerin neredeyse hepsi, bir fikirleri olması gerektiğinden, şöyle derler:Şi criticii, care stau toţi în ultimul rând, trebuie să aibă o opinie, aşa că spun:
Ve orada arka sırada oturan eleştirmenlerin neredeyse hepsi, bir fikirleri olması gerektiğinden, şöyle derler:Und alle Kritiker, alle, die da in der hinteren Reihe sitzen, müssen eine Meinung äußern, also sagen sie:
Ve orada arka sırada oturan eleştirmenlerin neredeyse hepsi, bir fikirleri olması gerektiğinden, şöyle derler:Và những nhà phê bình đang ngồi dưới hàng ghế đằng kia, đều đồng ý với nhau rằng:
Ve orada arka sırada oturan eleştirmenlerin neredeyse hepsi, bir fikirleri olması gerektiğinden, şöyle derler:Wszyscy krytycy muszą mieć jakieś zdanie, więc mówią:
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod