Solumda oturan beyefendi çok meşhur, belki fazlasıyla meşhur birisi,Pria di kiri saya sangat terkenal, mungkin terlalu terkenal,
Solumda oturan beyefendi çok meşhur, belki fazlasıyla meşhur birisi,Quý ông ngồi bên trái tôi đây là con người vô cùng nổi tiếng, có lẽ nổi tiếng quá mức,
Solumda oturan beyefendi çok meşhur, belki fazlasıyla meşhur birisi,Джентльмен слева от меня очень знаменит, возможно, слишком знаменит.
Solumda oturan beyefendi çok meşhur, belki fazlasıyla meşhur birisi,Този господин вляво от мен е много известният, вероятно прекомерно известен,
Solumda oturan beyefendi çok meşhur, belki fazlasıyla meşhur birisi,האדון שלשמאלי הוא מאוד מפורסם, אולי מפורסם מידי,
Solumda oturan beyefendi çok meşhur, belki fazlasıyla meşhur birisi,السيد الجالس على يساري هو الشهير جداً، ربما الشهير زيادةً عن اللزوم
Solumda oturan beyefendi çok meşhur, belki fazlasıyla meşhur birisi,フランク・ゲーリーです
Sonra bir çok el ateş edildiğini duydum, yukarı baktım ve ilk sırada oturan üç kişinin,그리고 촬영을 많이 들 었 나 올려 그리고 정면의 맞은편에 앉아 있던이 세
Sonra bir çok el ateş edildiğini duydum, yukarı baktım ve ilk sırada oturan üç kişinin,[tous en chœur] Nous sommes l'homme original.
Sonra büyük, beyaz bir taht ve tahtta oturanı gördüm. Yerle gök önünden kaçtılar, yok olup gittiler.또 내가 크고 흰 보좌와 그 위에 앉으신 자를 보니 땅과 하늘이 그 앞에서 피하여 간데 없더라
Sonra büyük, beyaz bir taht ve tahtta oturanı gördüm. Yerle gök önünden kaçtılar, yok olup gittiler.земля і небо, і місця не знайдено їм.
Sonra büyük, beyaz bir taht ve tahtta oturanı gördüm. Yerle gök önünden kaçtılar, yok olup gittiler.וארא כסא לבן וגדול ואת הישב עליו אשר מפניו נסו ארץ ושמים ולא נמצא להם מקום׃
Sonra büyük, beyaz bir taht ve tahtta oturanı gördüm. Yerle gök önünden kaçtılar, yok olup gittiler.ثم رأيت عرشا عظيما ابيض والجالس عليه الذي من وجهه هربت الارض والسماء ولم يوجد لهما موضع.
Sonra büyük, beyaz bir taht ve tahtta oturanı gördüm. Yerle gök önünden kaçtılar, yok olup gittiler.我 又 看 見 一 個 白 色 的 大 寶 座 、 與 坐 在 上 面 的 . 從 他 面 前 天 地 都 逃 避 、 再 無 可 見 之 處 了
Sonra büyük, beyaz bir taht ve tahtta oturanı gördüm. Yerle gök önünden kaçtılar, yok olup gittiler.我 又 看見 一 個 白色 的 大 寶座 、 與 坐在 上面 的 . 從他 面前 天地 都 逃避 、 再 無 可 見之處了
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!A obezřev učedlníky vůkol sedící, řekl: Aj, matka má a bratří moji.
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!A obzrúc sa dookola po tých, ktorí sedeli vôkol neho, rečie: Hľa, moja matka a moji bratia!
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!Apoi, aruncîndu-Şi privirile peste cei ce şedeau împrejurul Lui: ,,Iată,`` a zis El, ,,mama Mea şi fraţii Mei!
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!A spojrzawszy wokoło po tych, którzy koło niego siedzieli, rzekł: Oto matka moja, i bracia moi!
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!Azután elnézvén köröskörül a körülötte ülõkön, monda: Ímé az én anyám és az én testvéreim.
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!E olhando em redor para os que estavam sentados � roda de si, disse: Eis aqui minha mãe e meus irmãos!
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!Girando lo sguardo su quelli che gli stavano seduti attorno, disse: «Ecco mia madre e i miei fratelli
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!Hij keek de kring rond en zei: "Kijk, dat zijn mijn moeder en mijn broers.
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!Ja katsellen ympärilleen niihin, jotka istuivat hänen ympärillään, hän sanoi: "Katso, minun äitini ja veljeni!
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!둘러 앉은 자들을 둘러 보시며 가라사대 내 모친과 내 동생들을 보라
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!Ngài đưa mắt liếc những kẻ ngồi chung quanh mình mà phán rằng: Kìa là mẹ ta và anh em ta!
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!Ngài đưa_mắt liếc những kẻ ngồi chung_quanh mình mà phán rằng : Kìa là mẹ ta và anh_em ta !
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!Og han så omkring på dem, som sade rundt om ham, og sagde: "Se, her er min Moder og mine Brødre!
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!Og han så på dem som satt omkring ham, og sa: Se, det er min mor og mine brødre!
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!Puis, jetant les regards sur ceux qui étaient assis tout autour de lui: Voici, dit-il, ma mère et mes frères.
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!Y mirando a los que estaban sentados alrededor de él, dijo: --He aquí mi madre y mis hermanos
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!Και περιβλεψας κυκλω προς τους καθημενους περι αυτον, λεγει Ιδου η μητηρ μου και οι αδελφοι μου
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!И като изгледа седящите около Него каза: Ето майка Ми и братята Ми!
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!И обозрев сидящих вокруг Себя, говорит: вот матерь Моя и братья Мои;
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!І, позирнувши кругом по тих, що сидїли коло Него, рече: Оце мати моя, і брати мої!
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!ויבט סביב אל הישבים סביביו ויאמר הנה אמי ואחי׃
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!ثم نظر حوله الى الجالسين وقال ها امي واخوتي.
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!就 四 面 觀 看 那 周 圍 坐 著 的 人 、 說 、 看 哪 、 我 的 母 親 、 我 的 弟 兄
Sonra çevresinde oturanlara bakıp şöyle dedi: ‹‹İşte annem, işte kardeşlerim!就 四面觀 看 那 周圍坐 著 的 人 、 說 、 看 哪 、 我 的 母親 、 我 的 弟兄
Sorun, insanların alkolü düşünürken akıllarına, kapının önünde elinde birasıyla oturan adam geliyor.Das Problem ist Leute denken bei Alkoholismus an einen Kerl der an der Bar sitzt mit einer Flasche Apfelwein.
Şu an görmekte olduğumuz, MÖ 100 yıllarından kalmış bir heykel, oturan boksör heykeline bakıyoruz.Díváme se na sedícího boxera, řeckou, helénskou sochu asi z roku 100 př. n. l.
Şu an karşında oturan herife yüzümü göster.Montre mon visage à ce mec assis en face de toi.
Şu an karşında oturan herife yüzümü göster.Mutasd meg az arcom annak a fickónak, aki most szemben ül veled.
Şu an karşında oturan herife yüzümü göster.Δείξε το πρόσωπο μου στον άντρα που κάθεται απέναντι σου.
Şu an karşında oturan herife yüzümü göster.اري وجهي للرجل الجالس قبالتك
Şurada arkada oturan bayandan bir istek.Devi solo -- lo ha chiesto una signora dal fondo.
Şurada arkada oturan bayandan bir istek.Du måste... Det är en begäran från kvinnan på sista raden.
Şurada arkada oturan bayandan bir istek.Du musst - die Frau dort hinten hat darum gebeten.
Şurada arkada oturan bayandan bir istek.Dus op verzoek van de dame achterin.
Şurada arkada oturan bayandan bir istek.저 여자분이 이렇게 해달하고 하셔서요
Şurada arkada oturan bayandan bir istek.Sinun täytyy -- tämä on pyyntö rouvalta takaosassa.
Şurada arkada oturan bayandan bir istek.Sólo tienes que... esta es una petición de la dama de atrás.
Şurada arkada oturan bayandan bir istek.To na prośbę pani z tyłu.
Şurada arkada oturan bayandan bir istek.Va trebui să -- e o cerere a unei doamne din spate.
Şurada arkada oturan bayandan bir istek.Vous devez juste -- ceci est une demande de la dame au fond.
Şurada arkada oturan bayandan bir istek.Вы должны это делать- Это просьба женщины в черном.
Şurada arkada oturan bayandan bir istek.Просто трябва да... това е молба от дамата отзад.
Şurada arkada oturan bayandan bir istek.זאת בקשה מגברת שיושבת מאחור.
Şurada arkada oturan bayandan bir istek.هذا الطلب من السيدة الجالسة في الخلف.
Şurada arkada oturan bayandan bir istek.(笑)