Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Pude ver el oso de peluche sentado en el piano detrás de ella en su habitación.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Puteam vedea ursuleţul de pluş stând în spate pe pianul din camera ei.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Saya dapat melihat beruang teddy kecil duduk di piano di belakangnya.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Tôi có thể nhìn thấy một con gấu bông ngồi trên chiếc piano phía sau trong phòng cô ta.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Vedevo l'orsacchiotto di peluche sul piano dietro di lei nella sua stanza.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Μπορούσα να δω πίσω της το μικρό αρκουδάκι που καθόταν πάνω στο πιάνο στο δωμάτιό της.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Можех да видя малкото плюшено мече, седящо на пианото зад нея в стаята й.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.Я мог видеть маленького медвежонка, сидящего на фортепиано за ней в её комнате.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.ראיתי את הדובי הקטן שיושב על הפסנתר מאחוריה בחדר.
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.كنت استطيع ان ارى دمية الدب الصغيرة تجلس على البيانو خلفها في غرفتها
Odasındaki piyanonun üzerinde oturan küçük ayıcığı görebiliyordum.とてもうち解けた光景だったのです
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Acolo ea a fost, aşezat în acelaşi fotoliu, aspect mai masiv ca niciodată.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Była tam siedzi w tym samym fotelu, patrząc, jak ogromne jak nigdy dotąd.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Daar was ze, zittend in dezelfde arm-stoel, op zoek naar zo massief als altijd.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Där var hon, sitter i samma fåtölj, ser så stora som någonsin.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Da war sie, sitzen in den gleichen Sessel und schaute so massiv wie nie.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Der var hun, siddende i den samme arm-stol, ser så massiv som nogensinde.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Eccola lì, seduto nella stessa poltrona, guardando più massiccio che mai.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Elle était là, assis dans le même fauteuil, regardant aussi massive que jamais.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Hiện cô được, ngồi trong cùng một cánh tay ghế, nhìn lớn hơn bao giờ hết.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.I přehodil pár šaty a šel kolem mě palců Tam byla, seděl ve stejném křesle, vypadal stejně masivní jako dřív.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.그녀는 언제나처럼 거대한 찾고, 팔 - 의자 같은에 앉아 있었는데.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Ott volt, ült ugyanabban a karosszékben, akik a masszív, mint valaha.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Sanalah dia, duduk di lengan-kursi yang sama, tampak sama besar seperti sebelumnya.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Siinä hän oli istua samassa nojatuolin, näytti yhtä massiivinen kuin koskaan.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Tam bola, sedel v rovnakom kresle, vyzeral rovnako masívne ako predtým.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Tam je bila, kjer je sedel v isti naslonjač, ki je videti večjo maso kot vedno.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Εκεί ήταν, κάθεται στην ίδια πολυθρόνα, εξετάζοντας τόσο ογκώδες όσο ποτέ.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Там ее, сидя в том же кресле, глядя, как массовые, как никогда.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Там її, сидячи в тому ж кріслі, дивлячись, як масові, як ніколи.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.Там тя седеше в същото кресло, изглежда все по-масивна.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.هناك كانت ، ويجلس في نفس ذراع الكرسي ، يبحث ضخمة كما كان دائما.
O her zamanki gibi büyük görünümlü, aynı kol sandalyeye oturan vardı.唯一の違いは、彼女が行っていたとして、彼女は、歯を暴くということでした
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum.Pozerala som sa na neho ako na tučného muža sediaceho na zlatej stoličke.
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum.Ich sah ihn als fetten Mann, sitzend in einem goldenen Sessel.
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum.I saw him as a fat man sitting on a golden chair.
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum. Kibirli.Jag såg honom som en fet man sittande på en gyllene stol och arrogant.
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum. Kibirli.Láttam ahogy egy hájas férfi ül egy arany székben, arrogánsan.
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum. Kibirli.L'ho visto come un uomo grasso, seduto su una sedia d'oro, arrogante.
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum. Kibirli.Vê-se como um gordo sentado numa cadeira de ouro... de fartura arrogante.
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum. Kibirli.Я видела этого толстяка, сидящего в золотом кресле, спесивого
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum. Kibirli.傲慢な人間だと感じました 権力と富を手にしているからです
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum.Saya memandangnya sebagai orang gendut duduk di kursi emas
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum.Widziałem go jako grubasa siedzącego na złotym tronie.
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum.Εγώ τον έβλεπα σαν έναν χοντρό που κάθεται σε χρυσή καρέκλα.
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum."Стори ми се един дебел човек, беше седнал върху златен стол.
Onu altın bir koltukta oturan şişman bir adam olarak görüyorum.אני רואה בו אדם שמן .היושב על כיסא מוזהב
Onun dediği gibi, o baktı ve Cat bir dalı üzerinde oturan, yine yoktu ağacı.Ahogy ezt mondta, nézett fel, és ott volt a macska megint ül egy ágon egy fa.
Onun dediği gibi, o baktı ve Cat bir dalı üzerinde oturan, yine yoktu ağacı.Ako povedala to, žmurkla, a tam bol zase mačka, sedí na vetve strom.
Onun dediği gibi, o baktı ve Cat bir dalı üzerinde oturan, yine yoktu ağacı.Als sie dies sagte, blickte sie auf, und es war die Katze wieder, sitzt auf einem Ast eines Baum.
Onun dediği gibi, o baktı ve Cat bir dalı üzerinde oturan, yine yoktu ağacı.Detto questo, alzò gli occhi, e c'era il Gatto, seduto su un ramo di un albero.
Onun dediği gibi, o baktı ve Cat bir dalı üzerinde oturan, yine yoktu ağacı.Gdy Ona to powiedziała, spojrzała, i nie było Cat znowu siedzi na gałęzi drzewa.
Onun dediği gibi, o baktı ve Cat bir dalı üzerinde oturan, yine yoktu ağacı.Jak řekla to, vzhlédla, a tam byl zase kočka, sedí na větvi strom.
Onun dediği gibi, o baktı ve Cat bir dalı üzerinde oturan, yine yoktu ağacı.Khi cô nói điều này, cô nhìn lên, và có Cát một lần nữa, ngồi trên một chi nhánh của một cây.
Onun dediği gibi, o baktı ve Cat bir dalı üzerinde oturan, yine yoktu ağacı.그녀가이 말했듯이, 그녀는 고개를, 그리고 그 고양이가 한 가지에 앉아 다시 발생했습니다
Onun dediği gibi, o baktı ve Cat bir dalı üzerinde oturan, yine yoktu ağacı.Ko je to rekel, je pogledala gor, in tam je bil Cat spet sedel na podružnice drevo.
Onun dediği gibi, o baktı ve Cat bir dalı üzerinde oturan, yine yoktu ağacı.När hon sade detta, såg hon upp, och det var katten igen, sitter på en gren av ett träd.
Onun dediği gibi, o baktı ve Cat bir dalı üzerinde oturan, yine yoktu ağacı.Quando ela disse isso, ela olhou para cima, e lá estava o gato novamente, sentado em um galho de uma árvore.
Onun dediği gibi, o baktı ve Cat bir dalı üzerinde oturan, yine yoktu ağacı.Saat dia mengatakan ini, dia mendongak, dan ada Cat lagi, duduk di sebuah cabang pohon.
Onun dediği gibi, o baktı ve Cat bir dalı üzerinde oturan, yine yoktu ağacı.Som hun sagde, hun så op, og der var den kat igen, sidder på en gren af en træ.