Ana içeriğe geç
Sözlük

oturan ile cümle

oturan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Kulağı şişmiş, zedelenmiş. .Bu dönemin heykellerinde oturan figürler çok azdır, genelde figürler ayakta durur.Его ухо распухло, деформировалось. Ж: Нечасто можно увидеть сидящую статую.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.A pilně patříce na něj všickni, kteříž seděli v radě, viděli tvář jeho, jako tvář anděla.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.A všetci, ktorí sedeli vo vysokej rade, upreli na neho oči a videli jeho tvár ako čo by tvár anjela.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Bấy giờ, phàm những người ngồi tại tòa công luận đều ngó chăm Ê-tiên, thấy mặt người như mặt thiên sứ vậy.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Då nu alla som sutto i Rådet fäste sina ögon på honom, syntes dem hans ansikte vara såsom en ängels ansikte.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Então todos os que estavam assentados no sinédrio, fitando os olhos nele, viram o seu rosto como de um anjo.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.In ostro ga pogledajo vsi, ki sede v velikem zboru, in vidijo obličje njegovo kakor obličje angela.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.공회 중에 앉은 사람들이 다 스데반을 주목하여 보니 그 얼굴이 천사의 얼굴과 같더라
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Og alle de, som sade i Rådet, stirrede på ham, og de så hans Ansigt som en Engels Ansigt.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Og da alle de som satt i rådet, stirret på ham, så de hans ansikt som en engels ansikt.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.szemeiket reá vetvén a tanácsban ûlõk mindnyájan, [olyannak] láták az õ orczáját, mint egy angyalnak orczáját.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Toţi cei ce şedeau în Sobor, s'au uitat ţintă la Ştefan, şi faţa lui li s'a arătat ca o faţă de înger.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Und sie sahen auf ihn alle, die im Rat saßen, und sahen sein Angesicht wie eines Engels Angesicht.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Και ατενισαντες εις αυτον παντες οι καθημενοι εν τω συνεδριω, ειδον το προσωπον αυτου ως προσωπον αγγελου.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.И все, сидящие в синедрионе, смотря на него, видели лице его, как лице Ангела.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.І дивлячись пильно на него всї, що сидїли в радї, видїли лице його якби лице ангела.
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.Тогава първосвещеникът рече: Така ли е това?
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.ויסתכלו בו כל הישבים בסנהדרין ויראו את פניו כפני מלאך אלהים׃
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.‎فشخص اليه جميع الجالسين في المجمع ورأوا وجهه كانه وجه ملاك
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.在 公 會 裡 坐 著 的 人 、 都 定 睛 看 他 、 見 他 的 面 貌 、 好 像 天 使 的 面 貌
Kurul'da oturanların hepsi, İstefanos'a baktıklarında yüzünün bir melek yüzüne benzediğini gördüler.在 公會裡 坐 著 的 人 、 都 定睛 看他 、 見 他 的 面貌 、 好像 天使 的 面貌
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.A prišiel a vzal knihu z pravice toho, ktorý to sedel na tróne.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.Chiên Con bước tới, lấy sách ở tay hữu đấng ngự trên ngôi.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.Chiên_Con bước tới , lấy sách ở tay hữu đấng ngự trên ngôi .
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.E l'Agnello giunse e prese il libro dalla destra di Colui che era seduto sul trono
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.El a venit, şi a luat cartea din mîna dreaptă a Celuice şedea pe scaunul de domnie.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.Él fue y tomó el libro de la mano derecha del que estaba sentado en el trono
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.És eljöve és elvevé a könyvet a királyiszékben ülõnek jobbkezébõl.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.E veio e tomou o livro da destra do que estava assentado sobre o trono.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.Het Lam kwam naar voren en nam de boekrol aan uit de rechterhand van Hem, Die op de troon zit.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.Il vint, et il prit le livre de la main droite de celui qui était assis sur le trône.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.In pride in vzame knjigo iz desnice sedečega na prestolu.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.I přišel a vzal knihy z pravice toho, kterýž seděl na trůnu.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.Ja se tuli ja otti kirjan valtaistuimella-istuvan oikeasta kädestä.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.Kemudian Anak Domba itu maju dan mengambil gulungan buku itu dari tangan kanan orang yang duduk di atas takhta
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.어린 양이 나아와서 보좌에 앉으신 이의 오른손에서 책을 취하시니라
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.Och det trädde fram och tog bokrullen ur högra handen på honom som satt på tronen.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.Og det kom og tog Bogen af hans højre Hånd, som sad på Tronen.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.Og det kom og tok den av hans høire hånd som satt på tronen.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.Ten przyszedł i wziął one księgi z prawej ręki siedzącego na stolicy.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.Und es kam und nahm das Buch aus der Hand des, der auf dem Stuhl saß.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.Και ηλθε και ελαβε το βιβλιον εκ της δεξιας του καθημενου επι του θρονου.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.И Он пришел и взял книгу из десницы Сидящего на престоле.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.І прийшов, і взяв книгу з правицї Сидячого на престолї.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.когато отвори втория печат, чух второто живо същество да казва: Дойди [и виж]!
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.ויבא ויקח את הספר מימין הישב על הכסא׃
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.فأتى واخذ السفر من يمين الجالس على العرش.
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.這 羔 羊 前 來 、 從 坐 寶 座 的 右 手 裡 拿 了 書 卷
Kuzu gelip tahtta oturanın sağ elinden tomarı aldı.這 羔羊 前來 、 從坐寶 座 的 右手 裡 拿 了 書卷
Lakin bu o masada oturan herkese problemin çözümünde, yaratıcı olup, cihazı yenileyebilmelerinin önünü açtı.그러나 그건 모든 이들을 테이블로 불러내어 창의적으로 만들어, 문제를 해결하도록 만들었고 결국 장비를 바꿀 수 있었지요.
Lakin bu o masada oturan herkese problemin çözümünde, yaratıcı olup, cihazı yenileyebilmelerinin önünü açtı.וויכוחים, אבל זה איפשר לכולם להיות יצירתיים, לפתור את הבעיה ולשנות את המכשיר.
Lakin bu o masada oturan herkese problemin çözümünde, yaratıcı olup, cihazı yenileyebilmelerinin önünü açtı.والجدال، لكن ذلك سمح للجميع حول الطاولة ليكونوا مبدعين، ليحلوا المشكلة، وليغيروا الجهاز.
Lakin bu o masada oturan herkese problemin çözümünde, yaratıcı olup, cihazı yenileyebilmelerinin önünü açtı.創造力を掻き立て 問題を解決し 機械を改良させたのです ジョーは 言ってみれば告発者のような
Madem ısrar ediyorsunuz, sizi dağın eteğinde oturan becerikli bir mühendise yönlendirebilirim.Ale jeśli nalegasz, mogę cię uznać za konstruktora, który mieszka u podnóża góry.
Madem ısrar ediyorsunuz, sizi dağın eteğinde oturan becerikli bir mühendise yönlendirebilirim.Ma se insisti, posso raccomandarti a un bravo ingegnere che vive alle pendici della montagna.
Madem ısrar ediyorsunuz, sizi dağın eteğinde oturan becerikli bir mühendise yönlendirebilirim.Mas, se insistem, posso indicar-lhes um engenheiro competente que vive no sopé da montanha.
Madem ısrar ediyorsunuz, sizi dağın eteğinde oturan becerikli bir mühendise yönlendirebilirim.Men hvis det er, kan jeg anbefale en dygtig ingeniør, - - som bor ved foden af bjerget.
Madem ısrar ediyorsunuz, sizi dağın eteğinde oturan becerikli bir mühendise yönlendirebilirim.Men om du vill kan jag hänvisa dig till en skicklig ingenjör- -som bor vid foten av berget.
Madem ısrar ediyorsunuz, sizi dağın eteğinde oturan becerikli bir mühendise yönlendirebilirim.Mutta voin ohjata teidät taitavan insinöörin luo- -joka asuu vuoren juurella.
Madem ısrar ediyorsunuz, sizi dağın eteğinde oturan becerikli bir mühendise yönlendirebilirim.Pero si insistes, te pondré en contacto con un buen ingeniero que vive al pie de la montaña.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod