Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Toto je nádor v jadre medicíny založenej na dôkazoch.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Αυτό είναι ένας καρκίνος στην καρδιά της τεκμηριωμένης ιατρικής.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Това е ракът в сърцето на медицината, базирана на доказателства.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.Це отруює при основі медицину, засновану на доказах.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.זהו סרטן בלב הרפואה מבוססת-הראיות.
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.يعد ذلك بمثابة مرض السرطان الذي يصيب صميم الطب القائم على الأدلة
Bu, kanıta dayalı tıbbın kabinde oturan bir kanser.私がコインを100回投げてそれから
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Allora colui che era seduto sulla nuvola gettò la sua falce sulla terra e la terra fu mietuta
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.A ten, ktorý to sedel na oblaku, hodil svoj srp na zem, a požatá bola zem.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Atunci Celce şedea pe nor, Şi -a aruncat secerea pe pămînt. Şi pămîntul a fost secerat.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Bocsátá azért, a ki a felhõn ül vala az õ sarlóját a földre; és learattaték a föld.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Ðấng ngồi trên mây bèn quăng lưỡi liềm mình xuống đất, và dưới đất đều bị gặt.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Ðấng ngồi trên mây bèn quăng lưỡi_liềm mình xuống đất , và dưới đất đều bị gặt .
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Den som satt på skyn högg då till med sin lie på jorden, och jorden blev avbärgad.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.En Hij die op de wolk zat, zwaaide met Zijn sikkel over de aarde en de oogst van de aarde werd binnengebracht.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Então aquele que estava assentado sobre a nuvem meteu a sua foice � terra, e a terra foi ceifada.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Et celui qui était assis sur la nuée jeta sa faucille sur la terre. Et la terre fut moissonnée.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.In sedeči na oblaku vrže srp svoj na zemljo, in požeta je bila zemlja.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.I spustil ten, kterýž seděl na oblaku, srp svůj na zem, a požata jest země.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.I zapuścił ten, który siedział na obłoku, sierp swój na ziemię i pożęta jest ziemia.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Ja pilvellä istuva heitti sirppinsä maan päälle, ja maa tuli leikatuksi.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.구름 위에 앉으신 이가 낫을 땅에 휘두르매 곡식이 거두어지니라
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Lalu Dia yang duduk di atas awan itu mengayunkan sabit-Nya ke bumi, maka bumi pun dituai
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Og han, som sad på Skyen, lod sin Segl gå over Jorden, og Jorden blev høstet.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Og han som satt på skyen, lot sin sigd gå over jorden, og jorden blev høstet.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Und der auf der Wolke saß, schlug mit seiner Sichel an die Erde, und die Erde ward geerntet.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Y el que estaba sentado sobre la nube lanzó su hoz sobre la tierra, y la tierra fue segada
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.Και ο καθημενος επι της νεφελης εβαλε το δρεπανον αυτου επι την γην, και εθερισθη η γη.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.И поверг сидящий на облаке серп свой на землю, и земля была пожата.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.І скинув сидячий на хмарі серп свій на землю, і земля була пожата.
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.וישלח הישב בענן את מגלו בארץ והארץ נקצרה׃
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.فالقى الجالس على السحابة منجله على الارض فحصدت الارض
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.那 坐 在 雲 上 的 、 就 把 鐮 刀 扔 在 地 上 . 地 上 的 莊 稼 就 被 收 割 了
Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.那 坐在 雲 上 的 、 就 把 鐮刀 扔在 地上 . 地上 的 莊稼 就 被 收割 了
Bu oğlan, şurada oturan adam olmak için büyüdü.Anak ini, tumbuh menjadi lelaki di sana
Bu oğlan, şurada oturan adam olmak için büyüdü.Cet enfant a grandi pour être un homme là-bas.
Bu oğlan, şurada oturan adam olmak için büyüdü.Copilul asta, a crescut si s-a transformat in barbatul care este acum.
Bu oğlan, şurada oturan adam olmak için büyüdü.Detta bran, växte upp för att bli en man
Bu oğlan, şurada oturan adam olmak için büyüdü.Deze kind groeide op tot een man die daar zit...
Bu oğlan, şurada oturan adam olmak için büyüdü.Dieses Kind dort, wuchs zu einem Mann.
Bu oğlan, şurada oturan adam olmak için büyüdü.Đứa bé này, sau này lớn lên trở thành người đàn ông ở kia.
Bu oğlan, şurada oturan adam olmak için büyüdü.Questa creatura, è cresciuta per essere l'uomo lì
Bu oğlan, şurada oturan adam olmak için büyüdü.To dziecko, wyrosło na stojącego tam mężczyznę.
Bu oğlan, şurada oturan adam olmak için büyüdü.Αυτό το παιδί, μεγάλωσε και έγινε αυτός ο άντρας εκεί πέρα.
Bu oğlan, şurada oturan adam olmak için büyüdü.Этот ребенок вырос, чтобы стать человеком, сидящим там.
Bu oğlan, şurada oturan adam olmak için büyüdü.نما هذا الطفل ليكون رجل هنا
Bu oğlan, şurada oturan adam olmak için büyüdü.あれお兄ちゃんなの?!
Buradaki esas varsayım, her şeyi B treninde oturan yeşil adama göre kurmak. -그리고 핵심적이었던 가정(설정)은 기차 B에 타고 있던 초록색 사람의 관점에서 상대적으로 한 것이었습니다.
Buradaki esas varsayım, her şeyi B treninde oturan yeşil adama göre kurmak. -Det vigtige her er at løse det her.
Buradaki esas varsayım, her şeyi B treninde oturan yeşil adama göre kurmak. -E l'assunzione chiave è fare tutto relativo al tizio verde seduto all'interno del treno B.
Buradaki esas varsayım, her şeyi B treninde oturan yeşil adama göre kurmak. -E o pressuposto é fazer tudo relativo ao cara verde sentado dentro do trem B.
Buradaki esas varsayım, her şeyi B treninde oturan yeşil adama göre kurmak. -И ключово предположение е, да се направи всичко спрямо зеления човек, който седи вътре във влак В.
Buradaki esas varsayım, her şeyi B treninde oturan yeşil adama göre kurmak. -緑色列車の人の視点でみます。 他の方法でも解けます。
Burada oturan türden insanlar.Typ ľudí sediacich v tejto miestnosti.
Burada oturan herkes utancın o ılık yıkamasını biliyor.Alla här vet hur skam känns.
Burada oturan herkes utancın o ılık yıkamasını biliyor.Alle, der sidder her, kender den varme følelse af at skam skyller over én.
Burada oturan herkes utancın o ılık yıkamasını biliyor.Iedereen hier weet hoe de warme gloed van schaamte voelt.
Burada oturan herkes utancın o ılık yıkamasını biliyor.Jeder, der hier sitzt, kennt das warme Überspülen der Scham.
Burada oturan herkes utancın o ılık yıkamasını biliyor.Kaikki tunnistavt lämpimän häpeä-aallon.
Burada oturan herkes utancın o ılık yıkamasını biliyor.Každý z nás vie, aký je to pocit, keď vás zaplaví hanba.