Cordoba Turizm Otoritesi.Banco di Córdoba.
Soru sormak, otoritenin sınırsız gücüne isyan etmek demektir.Задавать вопросы - означает восставать против неограниченной власти.
Madde 2-10, Birliğin yüksek otoritelerinin yapısını belirlemiştir.Пункты 2 — 10 определяли структуру высших органов власти СССР.
Mısır, tek bir firavunun otoritesi altında birleşmeden önce her krallığın kendi tanrısı vardı.До этого же времени Господь вручает власть над вселенной то одному, то другому монарху.
Katar Turizm Otoritesi.Управление по туризму Катара.
Bundan böyle ülkenin bütün iç ve dış işlerinde yüksek otorite kullanılacaktır.Мы должны и в дальнейшем осуществлять верховную власть во всех внутренних и внешних делах страны.
Hükümdar olarak da otoriter görülmemiştir.Правитель как таковой отсутствует.
Karizmatik otorite, önderin olağanüstü gibi gorünen niteliklerinden doğar.Харизматическая власть основана на исключительных качествах, приписываемых лидеру.
Kamuya açık toplantıların hepsi yasaklandı ve bütün silahların otoritelere teslim edilmesi emredildi.Все общественные собрания были запрещены, был выпущен приказ сдать оружие французским властям.
Bu grup otoritelerce "ölüm grubu" olarak adlandırılmıştır.Журналисты назвали эту группу «группой смерти».
Gröning'in çocukluğunda "disiplinli, itaatkar ve otoriter" biri olduğunu belirtiyor.Оскар Грёнинг признавался, что его детство состояло из «дисциплины, покорности и авторитета».
Deyiş Sezar ve diğer otoriteleri selamlamak için kullanılması ile önem taşır.Термин использовался во время приветствия Цезаря или других чиновников.
Reddedilen otoritedir.Отвергнутые граждане.
Nerva bu saldırıdan zarar görmemişti ancak tamir etmeye çalıştığı otoritesi zarar görmüştür.Нерва во время этих событий не пострадал, но его власть была, таким образом, поколеблена.
Belki de otoriter yöntemlere olan eğilimi yüzündendir.Вероятно, это произошло потому, что он вообще тяготел к авторитарным методам.
Çok güçlü ve otoriter bir kişidir.Она очень сильный и ответственный человек.
1970 yılından beri Suriye'de siyasi otorite bu ailenin elindedir.В 1970-х гг. к власти в Сирии пришло алавитское меньшинство.
Avrupa'nın en canlı ekonomisine sahip ülkenin otoriter siyasal sistemi felce uğramıştı.Наиболее населённой в мире страной с демократической системой стала Индия.
İktidarın kaynağı karizmatik otoritedir.Закон кармы имеет духовное происхождение.
Baba otoritesi sebepleri tartışılmadan kabul edilir.Решение принималось без согласия родителей.
Başlangıçta, Sovyet otoriteleri cehaletin ortadan kaldırılmasına büyük önem vermekteydiler.Сначала советская власть не уделяла внимания вопросам атеизации.
Ayrıca devlet otoritesi güçlendi.Усилилось также влияние короля.
Padişahın hiçbir otoritesi kalmadı.Правитель не видел иных способов удержать власть.
Ancak kraliçenin otoritesi zayıfladı.Власть герцога сильно ослабла.
Birçok otoriteye göre tüm zamanların en iyi Perulu futbolcusudur.Многие специалисты считают его лучшим футболистом Латвии всех времëн.
İmparatorluk mali otoritelerine fon sağlamak için müracaat etmesini yasakladı.Императорский декрет запрещал ханьцам селиться там.
Ama gene de kişisel yetkilerini otoriter bir anlayışla kullanıyordu.Но ещё большее значение имел его личный авторитет.
"Çok otoriterim.Я очень польщён.»
Kullanıcı sertifika otoritelerinin yalnızca meşru web sitelerini onaylayacağına güvenir.Будем полагать, что сервер аутентификации у них общий.
Ayrıca dini belge ve kitapların dini otoritelerce orijinal kabul edildiğini belirtir.Это означает, что принцы и принцессы также обладают иммунитетом на усмотрение короля.
Böylece otoriter yöneticiler istifa ettirildi ya da devrildi.Оставшиеся офицеры были запуганы или дезертировали.
Anti otoriteryenler genellikle kanun önünde mutlak eşitliğe ve geniş sivil özgürlüklere inanırlar.ويؤمن المعادون للسلطة غالبًا بـالمساواة الكاملة أمام القانون والحريات المدنية القوية.
Cumhurbaşkanı askeri konulardaki en üst otorite ve bir nükleer saldırı emri verebilecek tek kişidir.الرئيس هو السلطة العليا للشؤون العسكرية، وهو المسؤول الوحيد الذي يستطيع أن يأمر بتوجيه ضربة نووية.
Otorite karşıtlığı: Güvenilmeyen otoritelerin tavsiye ettiğinin tam tersini uygulamaktır.مكافحة الاستبداد: اتخاذ الإجراء المعاكس مقارنة بمشورة السلطات غير الموثوقة.
Siyasi açıklamayı savunanlar, tek parti rejiminin otoriter niteliğine vurgu yapıyorlardı.إن أنصار البيان السياسي كانوا قد أكدوا على الطبيعة الإستبدادية لنظام الحزب الواحد.
Moskova Hükümeti (Rusça: Правительство Москвы) Moskova devlet otoritesinin en yüksek yürütme organıdır.(نوفمبر 2017) حكومة موسكو (بالروسية:Правительство Москвы) هو أعلى هيئة تنفيذية لسلطة الدولة من موسكو.
Örneğin, bir öğrencinin tüm öğretmenlerin katı ve otoriter olduğuna dair bir şeması vardır.على سبيل المثال، قد يكون لدى طالب مخطط عقلي راسخ مسبقًا عن كون جميع المعلمين جازمين ومستبدين.
Orkestrada idari ve sanat otoritesi 1951 yılına kadar tek şefte toplanmış.حتى عام 1951 تم جمع إدارة الأوركسترا والهيمنة الفنية لقائد واحد.
Kongre Kütüphanesi (ISO 639-2/RA olarak anılacaktır) ISO 639-2 için kayıt otoritedir.مكتبة الكونغرس الأمريكي هي سلطة التسجيل للايزو 639-2 (يشار إلى 639-2/ra ايزو).
Müslüman Kardeşler, hükümetin El-Ezher üzerindeki yasal otoritesini sorguya çekti.كما شكك الإخوان المسلمين في السلطة القانونية للحكومة على الأزهر.
Otoriteler, saldırıdan kimin sorumlu olduğunu bilmiyordu.الآخرون قالوا بأنّهم ليسوا متأكدين من الذي كان مسؤول عن عمليات القتل.
Cordoba Turizm Otoritesi.انتخب Governor of Córdoba .
Bu da birçok uluslararası otoritenin yöntemin yeterliliğini sorgulamasına yol açtı.وقد أدى هذا لمعظم السلطات الدولية على فعالية السؤال.
En azından askerî konularda kralın otoritesinin mutlak olduğu muhtemeldir.وعلى الأقل في القضايا العسكرية، تصبح سلطة الملك إمبريوم من المرجح مطلقة.
Birçok otoriteye göre tüm zamanların en iyi Perulu futbolcusudur.ويعتبرها الكثيرون أنها أعظم لاعبة تنس في كل الأوقات.
Bu devirde, Osmanlı Devleti’nin merkezî otoritesi taşrada büyük ölçüde etkisizdi.في ذلك العصر كانت السلطة المركزية للدولة العثمانية بلا تأثير خارج المدن.
Ancak kraliçenin otoritesi zayıfladı.تم تقليص سلطة الملك مع ذلك بشدة.
788'de Frank Krallığı'nın Piskopos'larının otoritesi altında Frank Krallığı'nın bir parçası oldu.في عام 788 أصبحت جزءا من إمبراطورية الفرنجة تحت سلطة أمراءهم الأساقفة.
Ayrıca devlet otoritesi güçlendi.وأخذت تنمو حتى دولة المماليك.
Polonya'da bankacılık işkolu Polonya Mali Denetim Otoritesi (PFSA) tarafından denetlenmektedir.يتم إنتاج التراخيص في بولندا من قبل أعمال الطباعة الأمنية البولندية (Polska Wytwórnia Papierów Wartościowych).
Guyana Turizm Otoritesi.لجنة السياحة بغويانا.
Komedide ise genç ve yaşlı bir otorite arasındaki yüzleşme söz konusudur.و هذا يعكس التناقض الذي كان حاصلاً في أكادمية الفنون ما بين الجيل القديم و الجيل الأصغر سناً.
Sertifika otoriteleri genellikle imzalama işlemlerini sertifika sağlayıcıları aracılığıyla yaparlar.تخفيضات انبعاثات متحقق منها تعتمد عادة من خلال عملية إصدار الشهادات الطوعية.
Yunanistan İstatistik Otoritesi.هيئة الإحصاء اليونانية.
Yerel otoriteler olayların farkına varınca 1881 yılında kardeşler Missouri’ye dönmek zorunda kaldılar.وفي عام 1881 انتقل الأخوان من جديد إلى برلين.
Hükümetin ülkede tam olarak otorite kuramaması ulemanın halk üzerindeki etkisinin artmasına sebep olmuştur.سياسات الحكومة لم يمكن تنفيذها بشكل صارم بسبب قوة الوثنية بين السكان.
Anti otoriteryenler genellikle kanun önünde mutlak eşitliğe ve geniş sivil özgürlüklere inanırlar.Antiautoritários geralmente acreditam em plena igualdade perante a lei e fortes liberdades civis.
1975 - Indira Gandhi, Hindistan'da otoriter bir yönetim kurdu.1975 - Indira Gandhi estabelece uma regra autoritária na Índia.
Hükümet aşiretliği yasakladı ve merkezi otoriteye bağlılığını vurguladı.O governo proibiu o clanismo e destacou a lealdade às autoridades centrais.
Mishin, Korolyov'un siyasi otoritesinden yoksun ve diğer baş tasarımcılarla rekabet halindeydi.Mishin não tinha a influência política de Korolev e ainda enfrentava competição de outros desenhistas chefes.