Ana içeriğe geç
Sözlük

otorite ile cümle

otorite kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
ISBN 1910068276. Katar Turizm Otoritesi Katar İçişleri Bakanlığı Ziyaretçiler için vizelerISBN 1910068276 Autoridade de Turismo do Qatar Ministério do Interior do Qatar Vistos para visitantes
Kalıcı ve sürekli olası anarşi tehditini savurmayı sadece güçlü bir otorite yapabilir.Apenas uma autoridade poderosa podia manter sob controle a ameaça permanente e sempre iminente da anarquia.
Fars'a ulaştığında, Bihbahan valisi otoritesini kabul etti.Quando ele alcançou Fars, o governador de Bihbahan reconheceu a autoridade dele.
Konstantius, otoritesine karşı yapılan bu isyanı kolay atlatmayacaktı.Constâncio não iria deixar por menos esta rebelião contra sua autoridade.
Claudius Galen tıp ve anatomi alanında en önemli otorite olmuştur.Galeno viria a ser considerado a maior autoridade em medicina e anatomia.
Otorite ÜzerineSobre a Autoridade.
Ancak bu bölünme yalnızca laftaydı ve esas otorite Gratianus'un elinde kaldı.A divisão, no entanto, era meramente nominal e a autoridade real ficou por completo nas mãos de Graciano.
Bunlar, toplumsal devrimin ilk işinin otoritenin ortadan kaldırılması olmasını istiyorlar.Pedem que o primeiro ato da revolução social seja a abolição da autoridade.
Açıklama yapan otoriterler, bazı ayırt edici özelliklerini belirttiler.Os autores que o descreveram indicaram alguns traços distintivos.
Ancak kraliçenin otoritesi zayıfladı.A demência da rainha agravava-se.
Yani, yazarlar çoğu zaman otorite figürlerini, aşağılayıcı ve olumsuz bir şekilde göstermektedir.Assim, os escritores muitas vezes retratam figuras de autoridade em uma luz desfavorável ou negativa.
Çok güçlü ve otoriter bir kişidir.É um homem muito competente e autoritário.
1146 yılında Trablus, Trablus'u ele geçirdi ve Kuzey Afrika'da sabit bir üs ile Sicilya otoritesini kurdu.Em 1146, Jorge capturou Trípoli e fundou um estado siciliano permanente no Norte da África.
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.Os seus pais não se incomodam com a sua orientação sexual.
Renminbi, Çin'in para otoritesi olan Çin Halk Bankası tarafından tedavüle sürülür.O renminbi é emitido pelo Banco Popular da China, a autoridade monetária da República Popular da China.
Ayrıca Moğol ittifakını güçlendirmek için uğraştı, babası I. Hetoum da 1247'de Moğol otoritesini tanımıştı.Ele também lutou para reforçar a aliança com os mongóis, a quem seu pai havia submetido o reino em 1247.
Otoritenin bir kralın veya bir imparatorun elinde olduğu yönetim türüdür.A carruagem é dirigida por um rei, ou imperador.
Chatham Adaları Konseyi ise kendi mevzuatında yetki verilen üniter bir otoriteye benzer.O Conselho das Ilhas Chatham é similar a uma autoridade unitária, porém, segue sua própria legislação.
ResearcherID, bilimsel otoriteleri tanımlamak için kullanılan bir tanımlayıcı sistem.ResearcherID é um sistema de identificação de autores científicos.
Müzik otoriteleri bile ne yorum yazabileceklerini bilmiyorlardı.Até porque nem mesmo os próprios músicos sabem e preveem.
Yine de birçok otoriteye göre o zamanların en iyi santrforu olarak gösterildi.Esta canção é considerada por muitos como a melhor canção do Cathedrals de todos os tempos.
Hükümdar olarak da otoriter görülmemiştir.Em seu reinado também nunca houve um regente.
Genellikle bir otorite tarafından verilen onay anlamında kullanılır.O poder é habitualmente legitimado através da autoridade.
Otoriterciliğe karşı çıktılar.Venceu o presidencialismo.
İmparator planlarını yeniden kurmaya başladıktan sonra, otoritesinin sarsılmış olduğunu gördü.Ao vê-la pessoalmente o imperador aparentou estar claramente decepcionado.
Kadınların yüksek güç ve otorite pozisyonlarına sahip olduğu durumlar vardı.Muitos escravos puderam, assim, alcançar posições de poder e influência.
Milgram ayrıca otoritenin gücü ile uyuşumun gücünü birleştirdi.Milgram combineerde ook de macht van gezag met dat van overeenstemming.
Bunu duyan Yahudi otoriteleri hemen harekete geçti.De Joodse en protestantse gemeenschappen aanvaardden onmiddellijk deze schikking.
28 Ağustos 2010 da, İran otoriteleri Sutude'nin ofisini bastılar.Op 28 augustus 2010 werd door de Iraanse autoriteiten een inval in het kantoor van Sotoudeh gedaan.
Sertifika, güvenilir bir sertifika otoritesi (CA) tarafından imzalanır.Een CRL wordt bijgehouden door een certificate authority (CA).
Liam ve Franklin aynı zamanda Rahip John'ın otoritesinin de karşısında dururlar.Mercier en Franklin dagen het gezag van broeder John uit.
Kadınların yüksek güç ve otorite pozisyonlarına sahip olduğu durumlar vardı.Vrouwen hadden echter wel veel macht en inspraak.
Konsüller ise kıskançlıkla kendi otoritelerini savundular.De keizers hebben zelf wel met hun vergoddelijking gespot.
Otoriteleri, kendi hanedanlarını kuracak kadar ileriydi.Ze zouden te veel gericht zijn op de eigen instelling.
Böylece otoriter yöneticiler istifa ettirildi ya da devrildi.Sommige ambtenaren werden gedwongen te verhuizen of ontslag te nemen.
Emri vermek için otorite figürleri kullanılabilir ama şart değildir.De jokersteen mag ingezet worden, maar het is niet verplicht.
Dünya para otoritesi: Bu öneride dünya üzerinde tek bir merkez bankası olması önerilmektedir.Het management van de bank had de aspiratie om op wereldschaal een universele bank te worden.
Nihat Önal babasının otoritesi altında ezilmiş, güçsüz ve etki altında kalmaya meyilli biridir.Hij trachtte invloed te herwinnen die onder zijn oude en zwak geworden vader verloren was gegaan.
Komuch giderek otoritesini kaybetmektedir.Aladdin raakt zijn gezag definitief kwijt.
Otoriteler, saldırıdan kimin sorumlu olduğunu bilmiyordu.De Duitsers konden niet achterhalen wie de aanslagplegers waren.
Otorite sahibi askerler miğfere bağlı maskeler kullanırdı.Gewone voetsoldaten dragen kegelvormige helmen zonder masker.
Polonya'da bankacılık işkolu Polonya Mali Denetim Otoritesi (PFSA) tarafından denetlenmektedir.In België moeten verdachte transacties gemeld worden aan de Cel voor Financiële Informatieverwerking (CFI).
Bu grup otoritelerce "ölüm grubu" olarak adlandırılmıştır.De groep wordt door deze sterke loting de "Groep des Doods" genoemd.
Bu otoriter yönetimde Bayar'ın da belirleyici bir etkisi oldu.Het handhaven van zijn eigen machtspositie speelde uiteraard ook een rol.
Daha sonra yerine kurulan MEDYA TV de Fransa otoritelerince kapatılmıştır.Na de oorlog werd het OFI opgeheven en vervangen door Agence France-Presse.
1031'de halîfenin otoritesi sarsıldı, ülke emirliklere bölündü.Po 1031 roku został oślepiony na polecenie tego ostatniego.
Ancak kraliçenin otoritesi zayıfladı.W jej wyniku został osłabiony autorytet króla.
Nina, otoriter annesi Erica (Barbara Hershey) ile yaşamaktadır.Nina mieszka wraz ze swoją despotyczną matką Ericą (Barbara Hershey), byłą tancerką zespołu.
1975 - Indira Gandhi, Hindistan'da otoriter bir yönetim kurdu.1975: Premier Indira Gandhi wprowadziła stan wyjątkowy w Indiach.
Sözlü iletişimdeki baskı mekanizmaları beş otorite tekniğini dışarıda bırakır.Grafit naniesiony jest na folię PET techniką drukarską.
Bazı otoriteler P. brevirostris adı ile ayrı bir tür olarak sınıflandırırlar.Niektórzy systematycy wydzielają tę formę, jako odrębny gatunek - P. brevirostris.
Ambrose'nin popüleritesi o kadar fazlaydı ki imparatorların otoritesi sarsıntı içindeydi.Uprawnienia emfiteuty były na tyle szerokie, że zbliżone do praw właściciela.
17 Ocak 1981'de sıkıyönetimi kaldırdıysa da otoriter yönetimini sürdürdü.W styczniu 1981 roku zniósł stan wyjątkowy, w dalszym ciągu jednak sprawował władzę za pomocą dekretów.
Şarkı ilk açıklandığı zamandan itibaren otoriteler tarafından berbat olarak nitelendirilmiştir.Piosenka traktuje o tym, że od dzisiejszego wieczora otrzymaliśmy odpowiedzialność.
Siyasi ve dinsel makamlara yerleşmiş bu ayrıcalıklı sınıf iktidarı ve otoriteyi tekeline almıştı.Bardzo szybko zdobył sobie na dworze opinię zdolnego polityka i dyplomaty.
Yunanistan İstatistik Otoritesi.Urząd Statystyczny Grecji,
Bu durum hızlı bir şekilde merkezi hükümetin otoritesini sarsmaya başladı.Wkrótce to właśnie ona zaczęła przejmować władzę w państwie.
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.Upasani znany jest ze swoich wypowiedzi dotyczących seksualności.
Anarşizm, her koşulda her türlü otoriteyi reddetmektir.Autorytet – automatycznie ulegamy wszelkim autorytetom.
Avrupa'nın en canlı ekonomisine sahip ülkenin otoriter siyasal sistemi felce uğramıştı.Jedyny w podbitej Europie tak rozbudowany system sądownictwa.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod