Yaklaşık 64 yıl boyunca Genel Otorite'nin üyesi olmuştur.Ήταν μέλος του ινδικού κοινοβουλίου για πάνω από τέσσερις δεκαετίες.
Tacikistan'ın gelişmesi için Sovyet otoriteleri bölgeye göçü teşvik etti.Σε απάντηση στη βία αναπτύχθηκε η Αποστολή Παρατηρητών των Ηνωμένων Εθνών στο Τατζικιστάν.
Örneğin, bir öğrencinin tüm öğretmenlerin katı ve otoriter olduğuna dair bir şeması vardır.Σε κάθε τμήμα προϊστάμενος ήταν ένας ή περισσότεροι δάσκαλοι, που είχαν πείρα και ικανότητα για τη διδασκαλία.
Rusya'daki Moğol otoritesine açıkça meydan okuyan ilk Moskova prensiydi.Han var den første fyrste af Moskva som åbent udfordrede tatarenes autoritet i Rusland.
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.Kvinder er i overtal, når der tales om piskesmæld.
Otoriteler, saldırıdan kimin sorumlu olduğunu bilmiyordu.Sikkerhedsrådet udtalte sig ikke om hvem som var ansvarlig for disse handlinger.
Üçüncü Makedonya savaşı'nın ardından, Trakya Roma otoritesini tanımak zorunda kaldı.Efter den Tredje makedonerkrig anerkendte Thrakien stort set romersk autoritet.
Dört sene içerisinde hanedanlığın otoritesi, isyanların karşısında çöktü.I løbet af fire år var dynastiets autoritet kollapset på grund af oprør.
Cumhurbaşkanı askeri konulardaki en üst otorite ve bir nükleer saldırı emri verebilecek tek kişidir.Præsidenten er den eneste, der kan iværksætte et atomangreb.
Bu grup otoritelerce "ölüm grubu" olarak adlandırılmıştır.Gruppe B er kendt som "dødens gruppe".
Bölgenin yetkisini İsrail'den geçici Filistin otoritesine bırakan ilkelere karar verildi.Det etablerede et ambition om at overføre autoritet fra Israel til en midlertidig palæstinsk autoritet.
Başlangıçta, Sovyet otoriteleri cehaletin ortadan kaldırılmasına büyük önem vermekteydiler.Sovjetunionen lagde – i det mindste i begyndelsen – stor vægt på hensynet til de ulige nationelle mindretal.
Örneğin, çocuk baba imagosuyla özdeşleşerek otorite çatışmasını içe yansıtır.Fra et barns synsvinkel virker forældrenes skænderi som en veritabel krig.
Birçok otoriteye göre tüm zamanların en iyi Perulu futbolcusudur.Af mange er han anset som alletiders bedste fodboldspiller.
Padişahın hiçbir otoritesi kalmadı.Fyrsterne har lige fuldmagt.
Ancak Geçici Hükümet tam otoriteye sahip konumda değildir.Reelt udøver kongehuset dog ingen indflydelse på beslutningsprocessen.
Fransız otoritesi altındaki bütün devletler Napolyon'un reformlarını uyguladı.Alle statene som var under fransk autoritet innførte Napoleons reformer.
Arendt'in eserleri iktidar, politikanın özneleri, otorite ve totaliterlik ile ilgilidir.Arendts arbeider omhandler emner som makt, politikk, autoritet og totalitarisme.
Cumhuriyet döneminde senatonun otoritesi çok yüksekti fakat yasama gücü yoktu.I republikken hadde senatet stor autoritet, men var ingen lovgivende makt.
Virtual International Authority File (VIAF), uluslararası sanal otorite dosyası.Virtual International Authority File (VIAF) er et internasjonalt register over personnavn.
Rusya'daki Moğol otoritesine açıkça meydan okuyan ilk Moskova prensiydi.Han var den første fyrsten av Moskva som åpent utfordret tatarenes autoritet i Russland.
Üçüncü Makedonya savaşı'nın ardından, Trakya Roma otoritesini tanımak zorunda kaldı.Etter den Tredje makedonerkrig anerkjente Trakia stort sett romersk autoritet.
Trakyadaki Roma otoritesi, Moesia'da konuşlu lejyonlar tarafından sağlanıyordu.Romersk autoritet over Trakia hvilte hovedsakelig på de legioner som var stasjonert i Moesia.
Padişahın hiçbir otoritesi kalmadı.Guvernøren har ingen utøvende makt.
Ancak kraliçenin otoritesi zayıfladı.Siden har kongens makt minsket.
Yaklaşık 64 yıl boyunca Genel Otorite'nin üyesi olmuştur.Gjennom 14 år var han medlem av formannskapet.
Imperium yetkisine sahip bir prokonsül olarak artık bu eyaletlerde mutlak bir otoriteye sahipti.Med et prokonsulært imperium, var han enehersker i disse regionene.
Göktürkler Cücenleri yendi ve bozkırda büyük bir otorite boşluğudoğdu.Bønnen hjelper og hæren beseires i et veldig slag.
Otoriteler, saldırıdan kimin sorumlu olduğunu bilmiyordu.Sikkerhetsrådet uttalte seg ikke om hvem som var ansvarlig for disse handlingene.
Reddedilen otoritedir.Samtlige avviste forespørselen.
Dmitri, Moğol otoritesinin çökmesinin avantajından yararlanarak Tatarlara açıkça meydan okudu.Dmitrij benyttet seg av dette opphøret av mongolsk autoritet til åpeny å utfordre tatarene.
Redcar & Cleveland Kuzey Yorkshire, İngiltere' de bir birimsel otorite ve Törensel Kontluk' tur.Redcar and Cleveland er en enhetlig myndighet i North Yorkshire i England.
Bu illerin amacı bölgesel otoriteyi güçlendirmektir.Formålet er å styrke regionen gjennom forpliktende samarbeid.
Kongre Kütüphanesi (ISO 639-2/RA olarak anılacaktır) ISO 639-2 için kayıt otoritedir.SIL er oppnevnt som registreringsmyndighet (Registration Authority, ISO 639-3/RA) for dette prosjektet.
Bu durum hızlı bir şekilde merkezi hükümetin otoritesini sarsmaya başladı.Organisasjonen tiltrakk seg snart myndighetenes oppmerksomhet.
Ayrıca devlet otoritesi güçlendi.Også staten ble reformert.
Sertifika, güvenilir bir sertifika otoritesi (CA) tarafından imzalanır.En utsteder av digitale sertifikater kalles en sertifikat-autoritet eller "CA" (Certificate Authority).
Finalde ise İtalya'ya penaltılarla kaybetti ama otoritelerden büyük alkış aldı.Ecuador møtte Peru i bronsefinalen, og tapte på straffespark.
Claudius Galen tıp ve anatomi alanında en önemli otorite olmuştur.Claudius Galen menjadi otoritas paling penting pada kedokteran dan anatomi.
1975 - Indira Gandhi, Hindistan'da otoriter bir yönetim kurdu.1975 - Indira Gandhi mendirikan pemerintahan otoriter di India.
28 Ağustos 2010 da, İran otoriteleri Sutude'nin ofisini bastılar.Pada 28 Agustus 2010, otoritas Iran memergoki kantor Sotoudeh.
ISBN 1910068276. Katar Turizm Otoritesi Katar İçişleri Bakanlığı Ziyaretçiler için vizelerISBN 1910068276. Otoritas Turisme Qatar Kementerian Dalam Negeri Qatar Visa pengunjung
Dört sene içerisinde hanedanlığın otoritesi, isyanların karşısında çöktü.Dalam waktu empat tahun, otoritas dinasti telah runtuh dalam menghadapi pemberontakan.
Böylece hükümet ve parti üzerinde otorite kurma olanağı elde etti.Aku meminta kepadamu untuk percaya dengan apa yang pemerintah dan partai lakukan.
Litürji anlamına da gelen Katolik Kilisesi’ndeki ibadetler, kilise otoritesi tarafından belirlenmiştir.Peribadatan Katolik yang formal, yang disebut liturgi, diatur oleh otoritas Gereja.
Apokaukos, Konstantinos'un otoriter yönetimini ve halktan istediği fahiş vergileri protesto etmiştir.Apokafkos memprotes pemerintahan otoriter Konstantinos dan tuntutan pajak yang berlebihan dari penduduk.
Sık sık çıkan iç savaşlar merkezi otoriteyi oldukça zayıflattı.Berbagai perang saudara yang kerap kali terjadi menggoyahkan kekuasaan sentral.
Genetik mutasyonda bir otoritedir ve en büyük arzusu insanoğlu ile mutantların barış içinde yaşamasıdır.Xavier adalah otoritas mutasi genetik dan advokat hubungan damai antara manusia dan jenis mutan.
Filistin otoritesi her türlü şiddete karşıdır.”"Pertempuran di Palestina adalah dengan kekuatan penuh ...
Ama, otorite olmadan toplumun olamayacağına da inanırlar.Mereka berpendapat bahwa mustahil sosialisme tanpa demokrasi.
Birçok otorite tarafından gelmiş geçmiş en iyi F1 pilotu olarak kabul edilir.Ia dianggap sebagai pembalap F1 terbaik sepanjang masa.
Otoriterciliğe karşı çıktılar.Cenderung suka mempertanyakan otoritas.
Tüm bunlar sonucunda İtalya Avrupa'da sanat alanında elde ettiği otoriteyi yitirmiştir.Setelah kekalahan mereka, Etruskan kehilangan banyak pengaruh politik mereka di Italia.
İktidarın kaynağı farklı otoritelere dayalıdır. a.)Adapun kualifikasi kompetensi lulusan antara lain : a.
Moğolistan Sivil Havacılık Otoritesi.Otoritas Penerbangan Sipil Republik Moldova.
Neredeyse bütün spor otoritelerince gelmiş geçmiş en iyi sırıkçı olarak kabul edilmektedir.Hampir seluruh pendidikan diselesaikan dengan predikat terbaik.
Martina, iki ortak imparator üzerinde kendi otoritesini kurmaya teşebbüs ediyordu.Emma berperan dalam pemerintahan terkoordinasi ini dengan menjadi ikatan bersama antara kedua raja tersebut.
İmparator bundan sonra otoritesini yeniden kurmaya çabaladı.Bey yang tersisa berusaha mengembalikan kekuasaan mereka.
Devlet, kişisel olmayan bir otoritedir.Roh adalah daya yang tak berkepribadian.
12. yüzyılın sapkınlık üzerine yazı yazan en önemli otoritelerinden biridir.Ini adalah salah satu otoritas utama untuk para bidah dan penulis sesat abad ke-12.