Ancak kraliçenin otoritesi zayıfladı.Nicméně, královniny obavy se ukázaly jako oprávněné.
Ayrıca Üstünlük Yasası’yla da Papa’nın otoritesini ortadan kaldırmıştı.Na to odvětil: „Já pohrdám úřadem papeže a všemi jeho zákony.
Çoğu otoriteye göre II. Dünya Savaşı'nın en iyi tankı olarak kabul edilir.Jako takový bývá často nazýván nejlepším tankem 2. světové války.
Litürji anlamına da gelen Katolik Kilisesi’ndeki ibadetler, kilise otoritesi tarafından belirlenmiştir.Svátosti jsou podle katolického pojetí součástí liturgie, kterou slaví církev jako kněžské společenství.
Komuch giderek otoritesini kaybetmektedir.Archer postupně ztrácí víru.
Otoriteler tarafından modern nöroşirürjinin babası olarak kabul edilmektedir.Je označován za otce moderní kulturistiky.
Madde 2-10, Birliğin yüksek otoritelerinin yapısını belirlemiştir.Articlolele 2-10 determinau structura autorităților supreme ale uniunii.
Bunların yerine Stalin kendisinin Parti tarihi ve felsefesi üzerine önde gelen otorite olduğunu belirtti.În schimb, Stalin s-a prezentat drept principala autoritate în istoria și filosofia Partidului.
Lugosi'nin perdede güçlü bir varlığı ve otoritesi vardı.Lugosi a avut o prezență puternică și autoritară pe marele ecran.
Genetik mutasyonda bir otoritedir ve en büyük arzusu insanoğlu ile mutantların barış içinde yaşamasıdır.El este o autoritate în mutația genetică și un susținător al relațiilor pașnice între oameni și mutanți.
Vasallar, imparatorun mutlak otoritesini kabul etmiyorlardı.Juriștii bizantini au recunoscut autoritatea absolută a voinței împăratului.
"Çok otoriterim.Sunt foarte mândru.”
Otoriterciliğe karşı çıktılar.Ne interesa apărarea Ortodoxiei.
Merkezi otoritenin gücü generallerin eline geçti.De multe ori, puterea imperiului a venit în mâinile generalilor.
Tek başına kral olduğu dönemlerde de annesinin otoritesi altında gölgede kalmıştır.După ce a devenit rege unic, a condus regatul sub regența mamei sale.
İşte bu noktada para otoritesinin faize müdahale de bulunması bu mükemmel denkliği bozacaktır.În această eventualitate, autoritatea monetară va fi pierdut controlul efectiv asupra ratei dobânzii.
Siyasi ve dinsel makamlara yerleşmiş bu ayrıcalıklı sınıf iktidarı ve otoriteyi tekeline almıştı.În mod deosebit interesați de acest sport reprezentanți ai structurilor de putere și forțelor speciale.
Katar Turizm Otoritesi.Autoritatea Națională pentru Turism.
Çünkü buraya gelirse ve eğer otoritemin bir değeri varsa, onun buradan canlı ayrılmasına asla izin vermem."Ha idejön, ha az én befolyásom nyom valamit a latba, élve innen el nem engedem.”
ISBN 1910068276. Katar Turizm Otoritesi Katar İçişleri Bakanlığı Ziyaretçiler için vizelerISBN 1910068276 Katari Turisztikai Hatóság Katari Belügyminisztérium Látogatói vízumok
Otoriter yönetim süresince parti yasadışı olarak kalmıştır.A mészárlás alatt a párt még mindig illegális volt.
Otoriteler, saldırıdan kimin sorumlu olduğunu bilmiyordu.Bizonytalan, hogy ki felelős a támadásért.
Törensel amaçlı olarak, ayrı bir birimsel otorite olan Kingston upon Hull şehrini de içinde bulundurmaktadır.A ceremoniális megyéhez az egységes hatóság területén kívül hozzátartozik még Kingston upon Hull is.
Bu grup otoritelerce "ölüm grubu" olarak adlandırılmıştır.Ezt a csoportot illették a „halálcsoport” kifejezéssel.
İktidarın kaynağı farklı otoritelere dayalıdır. a.)Uralkodásának idejére más forrásonként más-más időszakot adnak: i. e.
Eğer kral yozlaşırsa, Tanrı'dan kaynaklanan otorite sona ermiş olur ve kralın meşruiyeti kalmaz.Ha sikerül visszaszereznie, vége az istenek uralmának, de vége az emberiségnek is.
Hükümdar olarak da otoriter görülmemiştir.Nem bizonyult túl jó uralkodónak.
Bazı muzik otoriteleri Nibelungen Yüzüğü eserini dört bölümlü bir senfoniye benzetirler.A Nibelung gyűrűje négy részből áll.
Ailede güç ve otorite babaya aittir.Örökölte apja erejét és bátorságát.
Asasını kaybettiği için otoritesini de kaybetmiştir.Így röpképességét is elveszítette.
Otoriterciliğe karşı çıktılar.Ellenszegülni a zsarnokságnak.
Sarı Elmas: Sarı Elmas Ana Dünya Büyük Elmas Otoritesinin liderlerinden biridir.Sárga Gyémánt – Az egyik legfőbb uralkodója az ékkövek hazájának.
14 yaşındayken babasını otoriteye ihbar etti ve ailesi tarafından linç edildi.Tizenhárom éves kisfiúként állítólag feljelentette édesapját a hatóságoknál, és ezért családja megölte őt.
Tek başına kral olduğu dönemlerde de annesinin otoritesi altında gölgede kalmıştır.A király azonban nemcsak a nagyanyjának a gyámsága alatt állt.
Claudius Galen tıp ve anatomi alanında en önemli otorite olmuştur.Galénosz korának legtekintélyesebb orvosa és anatómusa volt.
Yaklaşık 64 yıl boyunca Genel Otorite'nin üyesi olmuştur.A társulatnak negyvenhat éven át volt a tagja.
Bütün otoritelere göre tüm zamanların en iyi haltercisidir.Sokak szerint minden idők egyik legjobb kapusa.
Ancak kraliçenin otoritesi zayıfladı.A király hatalmát azonban az alkotmány jelentősen megnyirbálta.
M.Ö. 370 dolaylarında İran'da merkezi otorite iyice zayıflamıştı.318-ban a helyi tisztviselők jogkörét jelentősen csökkentették.
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.Hän kiusaantuu puhuttaessa seksuaalisuudesta.
1975 - Indira Gandhi, Hindistan'da otoriter bir yönetim kurdu.1975 – Indira Gandhi julisti hätätilan ja aloitti itsevaltaisen hallinnon kauden Intiassa.
Yaklaşık 64 yıl boyunca Genel Otorite'nin üyesi olmuştur.Hän palveli siis kirkon yleisauktoriteettina lähes 64 vuotta.
ISO 15924 Tescil Otoritesi (Unicode) kod listeleriISO 15924 -koodien rekisteröinnistä huolehtii ISO:n toimeksiannosta Unicode Consortium.
Mayıs ayında yeni bir otoriter anayasa ilan etti.Toukokuussa uudet vallanpitäjät hyväksyivät uuden perustuslain.
Otoriteler, saldırıdan kimin sorumlu olduğunu bilmiyordu.Poliisilla ei tuoreeltaan ollut tietoa siitä, keitä hyökkääjät olivat.
Yapımına kamu otoritesi karar verir.Omistuksen nojalla hän saa määräysvallan tuotannon tuloksiin.
1467 yılında Pontevedra, Vigo ve Redondela şehirlerinde Henry IV'ün otoritesini icar eden konuma geldi.Vuonna 1467 kuningas myönsi hänelle oikeuden hallita Pontevedran, Vigon ja Redondelan kaupunkeja.
Uzun süre bilim dünyasında otorite olarak kabul edilmiştir.Pitkäranta on ansioitunut tieteen kansantajuistajana.
İmparatorluk mali otoritelerine fon sağlamak için müracaat etmesini yasakladı.Hallitus koetti väkipakolla saada niskuroivia lakotoja palaamaan reservaattiinsa.
Merkezden uzak kalan bu bölgeler hem bu sayede korunuyor hem de otorite sağlanıyordu.Näissä laajoissa linnoituksissa koko yhteisö eli turvassa, ja se myös itse ylläpiti ja puolusti niitä.
Madde 2-10, Birliğin yüksek otoritelerinin yapısını belirlemiştir.Τα Άρθρα 2-10 καθόριζαν την δομή των ανωτάτων αρχών της Ένωσης.
Claudius Galen tıp ve anatomi alanında en önemli otorite olmuştur.Ο Γαληνός έγινε η σημαντικότερη αυθεντία στην ιατρική και την ανατομία.
Naziler onların otoritelerini genişletmeye hakkı olduğuna inanırlar.Οι Ναζί πίστευαν ότι δικαιούνταν να επεκταθούν εδαφικά.
1970 yılından beri Suriye'de siyasi otorite bu ailenin elindedir.Από την δεκαετία του 1970 η Συρία κυβερνιέται από την Αλαουιτική οικογένεια των Άσαντ.
Sonuçta, diğer komünist rejimlerden çok daha az otoriter bir rejim görüntüsü oluşuyordu.Το αποτέλεσμα ήταν ένα καθεστώς που ήταν κάπως πιο ανθρώπινο από τα άλλα κομμουνιστικά καθεστώτα.
Sonrasında her çeşit otoriteden kuşku duymaya başladı ve şüpheci bir tavır geliştirdi.Στη συνέχεια έγινε βουλευτής και σταδιακά ανέλαβε διάφορα υπουργικά αξιώματα.
Kutsal devlet ve kilisenin otoritesinin sorgulanması gündeme geldi.Διεσώθησαν μόνο η Αγία Τράπεζα και το ιερό της εκκλησίας.
Bu Arnavutluk'ta hükümetin otoritesini sarstı.Για το κράτος της Σερβίας πατήστε εδώ.
Birçok otoriteye göre tüm zamanların en iyi Perulu futbolcusudur.Μερικοί τον θεωρούν ως τον καλύτερο ποδοσφαιριστή όλων των εποχών.
Merkezî otorite zayıftır, yerellik görülür.Το κτίριο έχει τετράγωνη βάση, είναι μονόχρωμο και έχει μνημειακή μορφή.