Ana içeriğe geç
Sözlük

otorite ile cümle

otorite kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.Ini mendorong Berg untuk membuang gagasannya tentang seks orang dewasa dengan anak-anak.
Yine de Lazar bütün Sırpları otoritesi altında birleştirme konusunda başarılı olamamıştır.Namun, Thessalia hampir tidak pernah bersatu di bawah satu pemerintahan.
Fakat bu ayrılma kilise otoriteleri tarafından legal boşanma olarak sayılmamıştır.Perceraian sipil bukanlah suatu perceraian menurut pandangan Gereja.
En azından askerî konularda kralın otoritesinin mutlak olduğu muhtemeldir.Ít nhất trong lực lượng quân đội, quyền uy của nhà vua là tuyệt đối.
Ancak bu bölünme yalnızca laftaydı ve esas otorite Gratianus'un elinde kaldı.Việc phân chia, tuy nhiên, chỉ là danh nghĩa, và quyền lực thực sự vẫn nằm trong tay của Gratianus.
Merkezi otoritenin gücü generallerin eline geçti.Sức mạnh của chính quyền trung ương đã rơi vào tay của các tướng lĩnh.
28 Ağustos 2010 da, İran otoriteleri Sutude'nin ofisini bastılar.Ngày 28.8.2010, chính quyền Iran bố ráp lục soát văn phòng làm việc của Sotoudeh.
Otoriteler, saldırıdan kimin sorumlu olduğunu bilmiyordu.Người ta chưa rõ ai là thủ phạm đánh bom.
Aynı otorite sistemi uluslararası hukuk sınırları içinde genişletilmiştir.Nguyên tắc pháp lý cơ bản này đã được kết hợp lại trong luật hình sự quốc tế.
Padişahın hiçbir otoritesi kalmadı.Quốc vương không có quyền cấp giấy ân xá.
Chatham Adaları Konseyi ise kendi mevzuatında yetki verilen üniter bir otoriteye benzer.Riêng Hội đồng Đảo Chatham thì tương tự với chính quyền hợp nhất, nhưng được phép ra đạo luật riêng.
Limbo, Roma Katolik Kilisesi'nin veya bir başka dini otoritenin resmi bir doktrini değildir.Limbo không phải là một học thuyết chính thống của Giáo hội Công giáo hay các giáo phái của Kitô giáo.
Ancak kraliçenin otoritesi zayıfladı.Các quyền lực chính trị của vua cũng đã giảm.
Virtual International Authority File (VIAF), uluslararası sanal otorite dosyası.Hồ sơ cá nhân của Mason, R.H.P lưu tại Virtual International Authority File (VIAF)
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.Họ có thể hết sức kiềm chế ham muốn tình dục đồng tính của mình.
Antik ve modern kaynaklar tarafından ‘acımasız, hırslı, sert ve otoriter’ birisi olarak tasvir edilir.Các sử gia cổ đại và đương đại miêu tả bà là người "hiểm độc, tham vọng, tàn bạo, và độc đoán."
Merkezî otorite zayıftır, yerellik görülür.Cơ sở hạ tầng của tỉnh nghèo nàn, và chính quyền địa phương còn yếu.
Siyasi açıklamayı savunanlar, tek parti rejiminin otoriter niteliğine vurgu yapıyorlardı.Những người tấn công nói rằng họ hành động nhân danh tập thể lãnh đạo hợp pháp của đảng.
Bir yönetici, otoritesini yönettiği insanların rızasına borçludur.Cai trị nhân dân bằng nhân đức của những người có trách nhiệm thống trị.
Polonya'da bankacılık işkolu Polonya Mali Denetim Otoritesi (PFSA) tarafından denetlenmektedir.Còn ở Mỹ GDP được tính toán bởi Cục phân tích kinh tế (vt: BEA).
İktidarın kaynağı karizmatik otoritedir.Tôn giáo chính của đế chế là đạo Zoroastrian.
Virtual International Authority File (VIAF), uluslararası sanal otorite dosyası.バーチャル国際典拠ファイル(バーチャルこくさいてんきょファイル、英: Virtual International Authority File、VIAF)とは、国際的な典拠ファイルである。
788'de Frank Krallığı'nın Piskopos'larının otoritesi altında Frank Krallığı'nın bir parçası oldu.788年、伯爵位を持つ司教の宗主下で、フランク王国の一部となった。
Mishin, Korolyov'un siyasi otoritesinden yoksun ve diğer baş tasarımcılarla rekabet halindeydi.ミシンはコロリョフのような政治的権力を欠いており、他の設計局の主任たちとの競争と向き合わなくてはならなかった。
Filistin otoritesi her türlü şiddete karşıdır.”「パレスチナ国はあらゆる圧力に対して抵抗を続ける。
Hükümdar olarak da otoriter görülmemiştir.領主として統治することはなかった。
Açıklama yapan otoriterler, bazı ayırt edici özelliklerini belirttiler.記載者らはいくつかの特徴を明らかにした。
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.性的な連想をさせるもの(エロいもの)は苦手である。
Devlet, kişisel olmayan bir otoritedir.他方は個人主義的無政府主義である。
Altan Erkekli tarafından canlandırılanŞehmuz, Kocabaş ailesinin otoriter babası.『Alive』の主人公で、繭の父親。
Küçük olmasına karşın herkesin üstünde otoriteye sahiptir.^ たとえ小さく弱くても人はみな生きる使命がある。
Birbirlerini otoritelere şikayet edince ikisi de Taliban hapisanelerinde yattı, Taliban Tora'ya el koydu.上皇は二人を面前に引き据えて拷問した上、惟方を長門国、経宗を阿波国にそれぞれ流罪とした。
Kimi zamanda bir liderin meşruiyetini ve otoritesini desteklemek amacı güderler.指導者・援助者としてあなたの主があれば、それで十分である。
Ancak kraliçenin otoritesi zayıfladı.これによって国王の権威は失墜した。
Finlandiya Bankası, Finlandiya'nın para otoritesidir ve ülkenin para arzı ve döviz rezervlerinden sorumludur.さらにフィンランドの通貨政策を司る機関であり、通貨供給と外貨準備の責任を負っている。
Doğrulama işlemi sertifika otoritesi tarafından denetlenir.後者は機能検証によって検証されなければならない。
Otoriterciliğe karşı çıktılar.国家主義には反対した。
Cok otoriter kaynaklar ilk temsilinin 1611de olduğu üzerinde anlaşma bulunduğunu yazmaktadırlar.ゴスフォースは最初の記載が1166年で同時期に出来たと考えられる。
Bunun yerine dört birimsel otorite olşturuldu.一方で、守備では4失策に抑えた。
Onlar onu bir otorite olarak gördüler.彼らは彼を権威者とみなした。
Claudius Galen tıp ve anatomi alanında en önemli otorite olmuştur.盖伦成为医学和解剖学最重要的权威。
Finans konusunda tanınmış bir otoriteydi ve sürekli Bütçe Komisyonunda muhabir veya başkan olarak görev yaptı.他成了一个公认的金融权威,并多次担任预算委员会的报告人或主席。
Yerel otoriteler olayların farkına varınca 1881 yılında kardeşler Missouri’ye dönmek zorunda kaldılar.当局开始怀疑他们,1881年兄弟两不得不返回密苏里。
Anti otoriteryenler genellikle kanun önünde mutlak eşitliğe ve geniş sivil özgürlüklere inanırlar.反独裁主义者通常相信法律下全面的人人平等的和强大的公民自由。
Bart'ın en baskın kişilik özellikleri yaramazlığı, asiliği ve otoriteye karşı saygısızlığıdır.巴特最引人注目的特点就是他淘气、不服管教、不尊重权威的性格。
Yani, yazarlar çoğu zaman otorite figürlerini, aşağılayıcı ve olumsuz bir şekilde göstermektedir.由此,编剧们经常会把权威塑造成不讨好的或负面的形象。
Reddedilen otoritedir.來賓有權拒答。
Virtual International Authority File (VIAF), uluslararası sanal otorite dosyası.虚拟国际规范文档(英语:Virtual International Authority File,VIAF)是一个国际性的规范文档。
Bazen daha önemli bir anlam alarak mesela piskopos otoritesi alındaki bir bölge demek olabilir.但它有時會得到更廣泛的意義,指的在宗主教實施教權地區的實例。
Ancak parlamento dahilinde otoritesi tartışılmaya başlanır.议会在政府中的影响力逐渐的加大。
Yerel otoritelerin yardımıyla toplama kamplarını kurup yargı dışı mahkûmiyetlere, muhaliflerle başladılar.他们与地方当局一道设立法外集中营,关押异议人士。
788'de Frank Krallığı'nın Piskopos'larının otoritesi altında Frank Krallığı'nın bir parçası oldu.788年,它成为法兰克王国的一部分,774年,由一名主教管理。
Notlar: (1) Aynı zamanda üniter otoriteler olarak da bilinmektedir.【註:】 (1)毋捌:不曾。
Führerprinzip, Üçüncü Reich'ın hükümet yapılarında siyasi otoritenin temelini belirlemiştir.屠杀的决策是第三帝国的最高层做出的。
Aile içindeki otorite kadın ile erkek arasında paylaşılmıştır.司男女之无夫家者而会之。
Ne var kî, İslâmî meseleler hakkındaki görüşleri, dönemin dinî otoritelerince çoğunlukla eleştirilmiştir.此廟在大家樂興盛時期,許多信徒經常於半夜詢問明牌而盛極一時。
Moskova Hükümeti (Rusça: Правительство Москвы) Moskova devlet otoritesinin en yüksek yürütme organıdır.莫斯科政府(Правительство Москвы) 是莫斯科的国家权力的最高行政机构。
Sihir otoritelerinin genel kanısına göre de gelmiş geçmiş en güçlü büyücüdür.身為魔法師公主,是鎖部一族有史以來最強的魔法師。
Büyükleriyle (otorite ifade edenlerle) cinsel konuları konuşmaktan utanabilirler.能夠毫不避諱地說出大人會害羞的事情。
Chatham Adaları Konseyi ise kendi mevzuatında yetki verilen üniter bir otoriteye benzer.查塔姆群島領地則類似單一管理區,由擁有獨特法源依據的查塔姆群島議會直接管轄。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod