Vatikan doktorları tarafından yapılan otopside papanın cesedinde hiçbir zehir izinin bulunmadığı rapor edildi.L'autopsie faite de son cadavre ne révéla aucune trace de poison dans ses organes.
Otopsiye rağmen bozuk sağlığının nedeni hiçbir zaman tam olarak saptanamamıştır.Malgré cette autopsie, la raison exacte de sa santé chancelante n'est pas connue.
Otopsisinde safra kesesi içinde canlı tifo bakterileri bulundu.Son autopsie révèle la présence de bactéries de la fièvre typhoïde vivantes dans sa vésicule biliaire.
Otopsi raporuna göre Schiller’in sol akciğer kanadı tamamen tahrip olmuştu.La autopsia reveló que el pulmón izquierdo estaba completamente destrozado.
Hayır, otopsiyi izleyemezsiniz.Su familia no autorizó la autopsia.
Otopsi sonucunda Bates'in bedeninde 150 ayrı yara izi bulundu.En la autopsia se encontraron hasta 41 heridas de arma blanca.
Otopsi sonuçları Aguayo Jr.'ın C1, C2 ve C3 omurgalarının kırıldığını gösterdi.I risultati dell'autopsia hanno mostrato che Aguayo ha rotto le vertebre C1, C2, e C3.
Gandolfini üzerinde yapılan otopside bir kalp krizi sonucu öldüğü doğrulandı.L'autopsia confermò che Gandolfini era morto a causa di un attacco di cuore.
Kendisine bir otopsi yapılır.Ho preso un'overdose.
Otopsi uzmanı kadın hayal kırıklığı içinde evine dönüyor.Пациент психиатрической больницы после выписки возвращается к себе домой.
Hayır, otopsiyi izleyemezsiniz.А так эпилога не видно.
James Doenges otopsilerde spiroketleri tanımladı.وصفَ جيمس دوينجز الملتويات في عيناتٍ تشريحية.
Otopsi, bir cesedin ölüm nedenini belirlemek için yapılan tıbbi inceleme işlemi.ينفذ تشريح الجثة من قِبل الطبيب الشرعي لتحديد سبب الوفاة.
Otopsi genellikle ailenin isteği üzerine yazılı izin vermesi nedeniyle yapılır.وعادة، يتم التشريح بعد موافقة الأقارب.
Yapılan otopsi sonucu kanında uyuşturucu maddeye rastlanmadı.Bij een autopsie werden geen drugs gevonden.
Hayır, otopsiyi izleyemezsiniz.Er werd geen autopsie verricht.
Yapılan otopsi yüksek dozda uyuşturucu ve alkol nedeni ile hayatını kaybettiği açıklandı.Hij was blijkens de autopsie overleden aan een dodelijke combinatie van alcohol en drugs.
Yapılan otopsiyle, cesedi ve ölüm sebebi tanımlanabildi.Aan de hand van het signalement en de aangetroffen voorwerpen kon zijn lichaam worden geïdentificeerd.
Otopsi sonucu aşırı kilolardan veya aşırı dozda uyuşturucudan öldüğü biliniyor.Hij blijkt te zijn gestorven door een overdosis drugs of medicijnen.
1940 Freedberg ve Baron otopsilerde spiroketleri gözlemledi.1940 Freedberg i Baron obserwują w sekcjach zwłok obecność krętków.
1586 Marcellus Donatus otopsi ile mide ülserini tanımladı.1586 Marcellus Donata z Mantuy wykonywał autopsje i opisał wrzody żołądka.
Otopsi raporunda ise vücudunda alkol ve eroin karışımı bulundu.W jego krwi znaleziono amfetaminę i alkohol.
Otopside, yan frontal lobun Leborgne'dakiyle aynı bölgesinde bir lezyon bulundu.Podczas autopsji odkryto nieprawidłowość w tej samej części bocznej płata czołowego co u Leborgne’a.
James Doenges otopsilerde spiroketleri tanımladı.James Doenges opisuje w sekcjach zwłok obecność krętków.
Otopsi, bir cesedin ölüm nedenini belirlemek için yapılan tıbbi inceleme işlemi.Likbesiktning avser den yttre examinationen av en död kropp.
İlk kez otopsi için civa bileşikleri enjekte edilerek anjiografi yapıldı.Poprvé integrován řadič pamětí přímo do CPU.
Thomas, Himmler'in otopsi kayıtlarının detaylı bir şekilde eksiksiz raporuna ulaştı.Thomas a avut acces la datele privind autopsia lui Himmler.
Kesin tanı otopsi sayesinde konulabilir.Diagnosticul poate fi confirmat prin biopsie excizională.
Yapılan otopsi sonucu kanında uyuşturucu maddeye rastlanmadı.Tutkituista saippuatangoista ei ole löytynyt ihmisen DNA:ta.
Kendisine bir otopsi yapılır.En obduktion er planlagt.
Kesin tanı otopsi sayesinde konulabilir.En definitiv diagnose kan kun ske gennem obduktion.
Cenazesi otopsi yapılmadan toprağa verildi.Ingen obduktion blev foretaget før begravelsen.
Yapılan otopsi; kafatası ve omurilik kırılması sonucu öldüğünü ortaya çıkardı.En obduktion viste, at hun var død som følge af kraniebrud og brækket ryg.
Otopsi raporunda ise vücudunda alkol ve eroin karışımı bulundu.Obduktion viste dog at han havde både alkohol og heroin i blodet.
Yapılan otopsi sonucunda kanında Kokain ve Tramadol bulunmuştur.Det ble funnet rester av heroin og kokain i blodet hans.
Buna otopsi denir.Dette kalles autorotasjon.
Ölüm nedeni hemen tespit edilemedi ve hayvanat bahçesi bir otopsinin yapılacağını açıkladı.Dødsårsaken var ikke øyeblikkelig kjent slik at en obduksjon ble planlagt.
Hayır, otopsiyi izleyemezsiniz.Hasil otopsi tidak dapat disimpulkan.
Otopsi, bir cesedin ölüm nedenini belirlemek için yapılan tıbbi inceleme işlemi.Sedangkan Otopsi adalah investigasi medis jenazah untuk memeriksa sebab kematian .
Kendisine bir otopsi yapılır.Berbeda dengan otopsi .
Burgdorf otopsi yapılmamasını emretmişti.Thật ra, Burgdorf đã cấm khám nghiệm tử thi.
Otopsi, bir cesedin ölüm nedenini belirlemek için yapılan tıbbi inceleme işlemi.Việc khám nghiệm tử thi dẫn đến việc phẫu tích xác nhằm tìm ra nguyên nhân cái chết.
15 Temmuz 2013'te otopsisi yapıldı.Công tác khám nghiệm tử thi hoàn tất vào ngày 15 tháng 7 năm 2013.
Otopside boğulma sonucu olduğu belirlendi.検死結果によると溺死であったという。
Otopsi raporuna göre cinsel organı ısırıldığı zaman Charlie yaşıyordu.遺体が解剖されると、胎児が胡篤の心臓をつかんでいた。
Endülüslü-Arap tıp adamı İbn-i Zühr (1091–1161) deneysel diseksiyon ve otopsinin ilk takipçilerindendir.安达卢斯裔阿拉伯医生伊本·苏尔(1091年-1161年)是最早进行试验性解剖和验尸的学者之一。
Yapılan otopsi sonucunda kanında Kokain ve Tramadol bulunmuştur.警方在她車內及她血液內發現可卡因。
Yapılan otopsi raporuna göre Rasputin kurşunlardan değil ciğerine dolan sudan, yani boğularak ölmüştür.法醫官的驗屍报告发现,拉斯普京既不是被毒死,也不是因多处枪伤而死,也不是被啞鈴打死,而是溺死的。
1586 Marcellus Donatus otopsi ile mide ülserini tanımladı.1586 曼切華的馬塞盧斯·多納圖斯(Marcellus Donatus)在執行驗屍時描述了胃潰瘍的型態。
Nekropsi (patoloji), hayvanlara yapılan otopsiye verilen ad.解剖学因宗教禁忌,仅限于献祭动物的解剖。
Inwoo'nun otopsisi sırasında ise başka bir not bulunur.WOWOW播出時的追加錄音部分。
Otopsi, bir cesedin ölüm nedenini belirlemek için yapılan tıbbi inceleme işlemi.사고의 원인과 관련된 증거를 더 찾기 위해 시신의 부검을 위한 검시관이 파견되었다.
Buzlu bir nehire atılan Rasputin, köprüden 140 metre uzakta ölü olarak bulunduğunda otopsi yapılır.리틀 보이는 옆바람 때문에 본래 조준했던 아이오이 다리에서 240 미터 벗어난 히로시마 외과 병원에 투하됐다.
Yapılan otopsi; kafatası ve omurilik kırılması sonucu öldüğünü ortaya çıkardı.부검 결과, 사망 원인은 극심한 구타와 두개골 골절, 질식사로 밝혀졌다.
Hayır, otopsiyi izleyemezsiniz.אין בדיקה גנטית שיכולה לאבחן אוטיזם.
Gandolfini üzerinde yapılan otopside bir kalp krizi sonucu öldüğü doğrulandı.Аутопсията на Гандолфини потвърждава, че е починал от инфаркт.
Biyologları Blair, ceset üzerinde yaptığı otopside normal insan iç organları bulur.Техният биолог, Блеър, извършва аутопсия на трупа, намирайки нормален набор от човешки вътрешни органи.
Cenazesi otopsi yapılmadan toprağa verildi.Pokopan je isti dan, bez obdukcije.
Otopsi, bir cesedin ölüm nedenini belirlemek için yapılan tıbbi inceleme işlemi.Liječnik pregledava tijelo da utvrdi smrt.
Yapılan otopside pilotların alkollü olmadıkları belirlendi.Službeno američko stajalište je da su piloti ostali bez kisika.