Fosil oluşumuna en uygun şartlar daha çok denizel ortamlarda bulunur.The Poisson point process can be defined on more abstract spaces.
Sameer, Lacey ile bir arkadaş ortamında tanıştı ve gruba Lacey'nin tavsiyesiyle katıldı.Jes, Lacey, and Sam's team do a cover with Lacey posing suggestively over Sam.
Hapishane fetişi: hapishane ortamındaymış gibi oynanan senaryodur.Prison fetish: situational play set in a prison environment.
Bu hareketli ortamlarda çalışılmasına imkân tanır.This allows it to work in a mobile environment.
E. coli bakterisi 15N içeren bir ortamda birkaç nesil boyunca büyütülür.E. coli was grown for several generations in a medium containing NH4Cl with 15N.
Savaşın sona ermesiyle, dengelerin sürekli değiştiği ortam geri geldi.On his return, towards the end of the war, everything has changed.
Bu gibi ortamlarda iktidarin kaynağı; gelenekler ya da yerleşik inançlardir.Predictions are then based on these regularities or habits of mind.
Wikimedia Commons'ta Claude Lévi-Strauss ile ilgili çoklu ortam kategorisi bulunur.On this question he opposes Claude Lévi-Strauss.
Dosyalar, harici sabit diskler, CD'ler ve DVD'ler gibi çeşitli kaydedilebilir ortama yedeklenebilir.Files can be backed up to various recordable media, such as external hard disks, CDs, and DVDs.
Semah'ın dönüldüğü ortam mutlaka özel ve dinsel anlamı olan bir ortam olmalıdır.Habermas holds reason to be relatively context specific and sensitive.
Elektronik ortamda yayınlanan kitaplara ise e-kitap yani elektronik kitap denir.Brochures available in electronic format are called e-brochures.
Aile ortamında mükemmel özel eğitim gördü.He received an excellent home education.
Bunların yekdiğeri için tahrik (tahriş) oluşturabildiği ortam dildir.A decoction of them (by mashing and boiling) is used to treat abscesses.
Ve sevişme ortamını bozdu.And uh, kills the mood a little bit.
Ses dalgasının ortamı havadır.For example, you could have a sound wave.
Burada bir ses dalgasının hava ortamında ilerlediğini görüyoruz.So this right here is a sound wave.
Ortam sağa sola hareket ederken dalga sağa doğru hareket ediyor.While here the medium is moving left and right while the wave moves to the right.
Kaçakçılık büyük oranda denizde yapılıyor ancak diğer küresel ortamlar da kullanılıyor.Trafficking moves largely at sea but in other parts of the global commons.
Piyasa bizim için çok şey yapabilir, ama piyasa okyanusta bozduğumuz doğal ortamı onaramaz.Now, the market can do a lot for us, but it can't fix the natural system in the ocean we've broken.
Ve bu özellikleri onların zifiri karanlık ortamda yönlerini bulmalarını sağlar.And this enables them to orient in complete darkness.
Midenizdeki asit gibi vücudunuzda asidik ortamlar bile var.And then you even have acidic environments like your stomach acid.
Ve düşmanca bir ortamda çalışmaya çalışıyor.And he's operating in a hostile environment.
Bunun dünya üzerinde olduğunu düşünmek acayip. Sanki yabancı bir ortamdaki uzaylılar gibi.It's amazing to think that this is actually on earth; it looks like aliens in an alien environment.
Sadece ortamı değiştirerek aynı şeyi yapıyordum.It's just you do it by changing an environment.
Onun ortamını değiştirirsin, ve nesneyi akışına bırakırsın.You change its environment, and the object will flow.
Ve bizler bitkileri ve onların doğal yaşam ortamlarını yok eden şeyler yapmayı seviyoruz.And people like us want to do things that destroy plants, and their habitats.
Biri şakaklarını ovuşturmaya başladığında ortam gerçekten çok dramatik oluyor.I mean, the most dramatic it gets is when somebody starts massaging their temples.
Ortamı kızıştırıp, bu modele devam ederler.That exacerbates and continues this model.
İşin aslı, böyle bir ortamda yıldız oluşumu beklemeyiz.In fact, we anticipated that star formation shouldn't proceed in that environment.
Ortama alışmak için arada duruyoruz.We're stopping on the way to help acclimatisation.
Bu alışılmadık yeniliklikçi fikrilere ve alışılmadık yaratıcılığa yol açan ortamlar nelerdir?What are the environments that lead to unusual levels of innovation, unusual levels of creativity?
Herkesin ne isterse yapabileceği bir ortam.left it open for anyone to do pretty much anything they wanted with it.
Ve hâlâ, bu sıradışı ortamlarlar çok iyi yerler, eğer biz yer değiştiren kumları durdurabilirsek.And still, those extreme environments are very good places if we want to stop the shifting sands.
Sadece uygulama alanınızı temiz ortamlarda aradınız.You stay away from design for development.
Mesela, Satranç oynuyorsanız bu durumda oyun elemanı (game agent) için ortam siz oluyorsunuzSo for example, if you play the game of Chess, then you are the environment to the game agent.
Laboratuvar ortamında ya da uzayın derinliklerinde 0 K'e çok yakın sıcaklıklarla ulaşılabilir.laboratory environments or maybe in deep space, it gets really, really close to this.
Aslında, burada eşit bir sıklıkta meydana gelen komutların olduğu yaşamsız bir ortam vardır.Here, that's the lifeless environment where each instruction occurs at an equal frequency.
Fakat gerçekten önemli diğer bir farklılık ise büyük eşitlik ortamlarını nasıl sağladıkları.But another really important difference is how they get their greater equality.
Dolayısıyla politikacılar parlemento ortamına girdiklerinde ona göre davranırlar.So once politicians reach the parliamentary environment they will behave accordingly.
Tayvan'da bir film stüdyosu Amerikan politikasını üç boyutlu sanal ortama taşıyacaktı.One Taiwanese production studio would interpret American politics in 3D.
Ortama alıştığımda sanki büyük bir oyun bahçesi gibi geldi,When I got comfortable in the space, it also felt like a big playground.
İnternet ortamında çok sayıda kaynak bulabilirsiniz.There is plenty of stuff on the web.
Şehir ortamı insanları tarla ortamından daha üretken yapıyor.Urban environments make people more productive than on the farm.
Onlara kaşış hissini yaşayabilecekleri bir ortam yarattım.And I wanted to give them an escape.
Bulunduğu ortamda hareket edebilme yetisine sahip.It is able to move around its environment.
Bunu labaratuvar ortamında gözlemledik.We've observed this in the laboratory.
Kesinlikle.Ve bu, bu ortamdaki her kişiye de tavsiye ettiğim birşey.SK: Absolutely. And this is something that I recommend everyone in this audience to do.
Akşam yemeği, dokuz kişinin alçak bir masa etrafında uzandığı samimi bir ortam.Dinner is an intimate affair, with nine people reclining around the low table.
Aslında, sorun bu ortamlarda anestezi yapmasını beklediğimiz makine modeli.And actually, it's the model that we expect to work for delivering anesthesia in these environments.
Cutthroat, dere ve gökkuşağı alabalıkları dahil olmak üzere vahşi balıklara yaşam ortamı sunuyor.It supports wild fish including cutthroat, brown and rainbow trout.
Ortam olarak yine altta su ve üstte hava seçelim.Let's try to figure that out and I'll do it with an actual example So let's say I have water.
Yıldızlar arası ortama göre yoğun gaz bulutları oluşmakta.We've learned that clouds of gas form that are relatively dense compared to interstellar space.
Ama suyu ışığın yavaş hareket ettiği bir ortam olarak algılayın lütfen.But for the sake of argument, let's just say that this is a medium where light will travel slower.
İkinci ortam artık su değil cam.So let's say we're doing that. So this isn't water, this is glass. Let me redraw it.
Her ortam ya da madde için farklı bir kırılma indisi tanımlanmıştır.And it's defined for any medium, for any material.
İkinci ortam burası.Right, this is material 2, material 2 right over there.
Farklı ortamların kırılma indisleri de farklıdır. -But here's a bunch of refraction indices for different materials.
Burası, harika bir çalışma ortamı.[Jonathan] This is like a really great working environment.
Bu ortam, 1976 yılının kişisel bilgisayar ortamına benziyor:And that space is like the personal computer in 1976,
Bunlar medya ortamının bize sağladığı fazlalıklardan.And they are also part of the abundant media landscape we're getting now.