El kol hareketleri yapıyor, ortalıkta koşturuyorlardı.Họ đang khoa chân múa tay, đang chạy vòng quanh
El kol hareketleri yapıyor, ortalıkta koşturuyorlardı.Ils gesticulaient, ils couraient partout.
El kol hareketleri yapıyor, ortalıkta koşturuyorlardı.삿대질하는 아이도 있고, 주변을 뛰어다니기도 했습니다.
El kol hareketleri yapıyor, ortalıkta koşturuyorlardı.Mereka menggerak-gerak tangan mereka dan berlarian.
El kol hareketleri yapıyor, ortalıkta koşturuyorlardı.Sie gestikulierten, rannten herum.
El kol hareketleri yapıyor, ortalıkta koşturuyorlardı.Ze waren gebaren aan het maken, ze waren aan het rondrennen.
El kol hareketleri yapıyor, ortalıkta koşturuyorlardı.Они жестикулировали, они бегали вокруг.
El kol hareketleri yapıyor, ortalıkta koşturuyorlardı.Те жестикулираха, бягаха наоколо.
El kol hareketleri yapıyor, ortalıkta koşturuyorlardı.הם החוו אחד לשני, הם רצו מסביב.
El kol hareketleri yapıyor, ortalıkta koşturuyorlardı.كانوا يلوحون، و يركضون في كل الإتجاهات.
El kol hareketleri yapıyor, ortalıkta koşturuyorlardı.彼らが何をしているのか分からなくなり、うまく統制できませんでした
Fakat bir Tanrı vergisi vardı. Ortalıkta dolaşıp insanlara Amerika'da neyin değişmesi gerektiğini söylemediАле в нього був дар. він не розповідав людям про те, що необхідно було змінити в Америці.
Gizli belgelerden oluşan dosyaları aldılar. El kol hareketleri yapıyor, ortalıkta koşturuyorlardı.Έχουν ντοσιέ με απόρρητα έγγραφα.
Ha bu arada, albaya bir mesaj iletin. Scar'ın hala ortalıkta dolaştığını söyleyin.Ilmoita everstille, että Scar on vielä liikkeellä.
Hastaları böyle ortalıkta gezdiremezsin.N-ai voie sã iei pacientul din salon ºi sã-l plimbi aiurea.
Hastaları böyle ortalıkta gezdiremezsin.Nie wolno ci tak spacerować z pacjentką.
Hastaları böyle ortalıkta gezdiremezsin.Sie sollen die Patienten doch nicht so herumführen!
Hastaları böyle ortalıkta gezdiremezsin.Vous ne devez pas promener une patiente comme ça !
Hastaları böyle ortalıkta gezdiremezsin.Δεν πρέπει να παίρνεις έναν ασθενή και να τον γυρίζεις έτσι
Hatırlarsanız bunlar... Bu benim Florida adayları daha ortalıktayken yaptığım bir şakaydı.Erinnern Sie sich noch daran ... das ist ein Spaß von mir, als die Floridawahlen waren.
Hayır, sadece o Noel ortalıkta görünmediğini ispatlar.No, significa que no apareció esa navidad.
Hayır, sadece o Noel ortalıkta görünmediğini ispatlar.No,vuol dire che non apparirà questo Natale.
Hayır, sadece o Noel ortalıkta görünmediğini ispatlar.Не, означава, че не се е появил на тази Коледа.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Aku terkejut tak ada kamera.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Det undrer mig at der ikke er nogen kameraer.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Dziwi mnie, że nie ma kamer.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.E surprinzător că lipsesc reporterii.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Ich bin überrascht, dass hier keine Kameras sind.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Ik ben verrast dat er geen camera's zijn.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Je suis surpris qu'il n'y ait pas de caméras.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.카메라가 없다는게 놀랍군!
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Konstigt att det inte är kameror här.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Konstigt att det inte är kameror här.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Meglep, hogy nincsenek kamerák.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Me sorprende que no haya cámaras.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Mi sorprende che non ci siano telecamere.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Olen äimänkäkenä, täällä ei ole kameroita.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Překvapuje mě, že tu nejsou kamery.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Tôi ngạc nhiên là không có cái máy quay phim nào.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Tớ ngạc nhiên là không có máy quay
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Εκπλήσσομαι που δεν υπάρχουν κάμερες.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.- Учуден съм, че няма камери.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.Я удивлен, что нет камер.
Hayret hiç kamera yok ortalıkta..אני מתפלא שאין שום מצלמות
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.أنا متفاجئ من عدم تواجد كاميرات
Hayret hiç kamera yok ortalıkta.- 今日が最終日だ - やっと家に帰れる!
Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz:A másik közhely, amit szintén sokan hallhattak már:
Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz:Další výrok, o kterém jsem si jista, že jste slyšeli:
Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz:De volgende opmerking hebben jullie zeker en vast ook al gehoord:
Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz:Ett annat talesätt som jag är säker på att ni har alla hört:
Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz:여러분들이 분명히 들어 보셨을 이야기가 또 있죠:
Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz:Noch eine Aussage, die Sie sicher schon gehört haben:
Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz:Nói cách khác tôi chắc rằng các bạn đều đã nghe rằng:
Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz:Otra afirmación que seguro que todos han oído:
Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz:Un'altra cosa che sono sicura avete tutti sentito dire in giro:
Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz:Une autre idée reçue que vous avez sûrement déjà entendue :
Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz:Κάτι άλλο που είμαι σίγουρη ότι όλοι έχετε ακούσει:
Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz:Една поговорка, която съм сигурна, че сте чували:
Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz:טענה אחרת שוודאי שמעתם:
Hepinizin ortalıkta duyduğundan emin olduğum başka bir söz:هناك قول آخر وأعتقد بأنكم سمعتموه جميعًا: