Ana içeriğe geç
Sözlük

ortaklaşa ile cümle

ortaklaşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Devam eden ortaklaşa karar alma durumu var.그래서 여기 계속 의사 결정이 모이고 있는 것입니다.
Devam eden ortaklaşa karar alma durumu var.Tehát egy kollektív döntéshozás működik.
Devam eden ortaklaşa karar alma durumu var.Отже те, що відбувається, є колективним прийняттям рішень.
Devam eden ortaklaşa karar alma durumu var.Така че се случва едно колективно вземане на решението.
Devam eden ortaklaşa karar alma durumu var.Так что, тут своего рода, происходит коллективное принятие решения.
Devam eden ortaklaşa karar alma durumu var.אז יש בעצם החלטה קולקטיבית שגורמת לזה להתרחש
Devam eden ortaklaşa karar alma durumu var.إذاً فهناك آليات قرارات جماعية حول ما يجري.
Devam eden ortaklaşa karar alma durumu var.このページは実質的に 集団としてのWebが作りました
Dış İlişkiler Konseyi ile ortaklaşa organize edilen bir kültürel diyalog ve diplomasi olacak.외교부와 같이 파트너십으로 조직한 문화적 담화와 외교가 될 것입니다.
Dış İlişkiler Konseyi ile ortaklaşa organize edilen bir kültürel diyalog ve diplomasi olacak.Najważniejszy byłby dialog kulturalny i dyplomacja, podejmowane we współpracy z Council on Foreign Relations.
Dış İlişkiler Konseyi ile ortaklaşa organize edilen bir kültürel diyalog ve diplomasi olacak.תהיה של דיאלוג תרבותי ודיפלומטי מאורגן השיתוף עם המועצה ליחסי חוץ.
Dış İlişkiler Konseyi ile ortaklaşa organize edilen bir kültürel diyalog ve diplomasi olacak.سيكون حوارا ثقافيا ودبلوماسيا منظما بشراكة مع مجلس العلاقات الخارجية.
Dış İlişkiler Konseyi ile ortaklaşa organize edilen bir kültürel diyalog ve diplomasi olacak.文化対話と外交に関する プログラムが計画されています 形式と内容がここでは一緒になっています
Dünyanın ortaklaşa projelere harcayacak bir yılda bir trilyon saatten fazla zamanı var.A világnak több mint egybillió szabad órája van évente közös projektekre.
Dünyanın ortaklaşa projelere harcayacak bir yılda bir trilyon saatten fazla zamanı var.De wereld heeft meer dan een biljoen uren vrije tijd per jaar om aan gezamenlijke projecten te werken.
Dünyanın ortaklaşa projelere harcayacak bir yılda bir trilyon saatten fazla zamanı var.Dunia punya lebih dr satu trilliun jam waktu luang per tahun yg biasanya terpakai buat projek keroyokan
Dünyanın ortaklaşa projelere harcayacak bir yılda bir trilyon saatten fazla zamanı var.세상에는 공동 프로젝트에 투여할만한 여유 시간이
Dünyanın ortaklaşa projelere harcayacak bir yılda bir trilyon saatten fazla zamanı var.Le monde a plus de 1000 milliards d'heures par an de temps libre à consacrer à des projets coopératifs.
Dünyanın ortaklaşa projelere harcayacak bir yılda bir trilyon saatten fazla zamanı var.Ludzkość dysponuje ponad bilionem godzin rocznie czasu wolnego, który może poświęcić na wspólne projekty.
Dünyanın ortaklaşa projelere harcayacak bir yılda bir trilyon saatten fazla zamanı var.Lumea are peste un trilion de ore pe an de timp liber pentru a participa la proiecte partajate.
Dünyanın ortaklaşa projelere harcayacak bir yılda bir trilyon saatten fazla zamanı var.O mundo tem mais de um bilião de horas por ano de tempo livre para se comprometer com projectos partilhados.
Dünyanın ortaklaşa projelere harcayacak bir yılda bir trilyon saatten fazla zamanı var.Svet má viac ako bilión hodín ročne voľného času, ktorého je možno využiť k spoločným projektom.
Dünyanın ortaklaşa projelere harcayacak bir yılda bir trilyon saatten fazla zamanı var.Thế giới có hơn 1 nghìn tỷ giờ rảnh rỗi mỗi năm để thực hiện các dự án hợp tác.
Dünyanın ortaklaşa projelere harcayacak bir yılda bir trilyon saatten fazla zamanı var.לעולם יש יותר מטריליון שעות חופשיות בכל שנה
Dünyanın ortaklaşa projelere harcayacak bir yılda bir trilyon saatten fazla zamanı var.إن العالم لديه أكثر من تريليون ساعة سنويًا من وقت الفراغ
Dünyanın ortaklaşa projelere harcayacak bir yılda bir trilyon saatten fazla zamanı var.共有プロジェクトに貢献できる 自由な時間が年に 1兆時間あるのです
Evet. Richard'ın burada bizimle ortaklaşa çalışabileceği bir yol bulduk.Și ne-am dat seama cum să-l includem pe Richard.
Evet. Richard'ın burada bizimle ortaklaşa çalışabileceği bir yol bulduk.Sí, y hemos encontrado la manera de incorporar a Richard en esto.
Evet. Richard'ın burada bizimle ortaklaşa çalışabileceği bir yol bulduk.Wymyśliliśmy, jak włączyć Richarda do numeru.
Geçen sene İtalyanlar ve Fransızlar ortaklaşaAnul trecut, francezii şi italienii au făcut publică colaborarea lor.
Geçen sene İtalyanlar ve Fransızlar ortaklaşa작년에, 프랑스와 이탈리아가
Geçen sene İtalyanlar ve Fransızlar ortaklaşa Pinot Noir'ın genom dizilimini çıkardıklarını duyurdular.L'anno scorso, Francesi e Italiani annunciarono che, lavorando assieme, avevano sequenziato il Pinot Nero.
Geçen sene İtalyanlar ve Fransızlar ortaklaşa Pinot Noir'ın genom dizilimini çıkardıklarını duyurdular.Letztes Jahr haben Franzosen und Italiener sich zusammengetan und Spätburgunder sequenziert.
Geçen sene İtalyanlar ve Fransızlar ortaklaşa Pinot Noir'ın genom dizilimini çıkardıklarını duyurdular.Năm ngoái những người Pháp và Ý tuyên bố rằng họ đã cùng nhau xâu chuỗi được bộ gen của nho Pinot Noir.
Geçen sene İtalyanlar ve Fransızlar ortaklaşa Pinot Noir'ın genom dizilimini çıkardıklarını duyurdular.No ano passado, os franceses e os italianos anunciaram que se juntaram e sequenciaram a Pinot Noir.
Geçen sene İtalyanlar ve Fransızlar ortaklaşa Pinot Noir'ın genom dizilimini çıkardıklarını duyurdular.W zeszłym roku Francuzi i Włosi ogłosili, że razem udało im się zsekwencjonować genom Pinot Noir.
Geçen sene İtalyanlar ve Fransızlar ortaklaşa Pinot Noir'ın genom dizilimini çıkardıklarını duyurdular.Миналата година французите и италианците обявиха, че те работят съвместно и са разкодирали Пино Нуар.
Geçen sene İtalyanlar ve Fransızlar ortaklaşa Pinot Noir'ın genom dizilimini çıkardıklarını duyurdular.Так в прошлом году французские и итальянские коллеги объявили о том, что они секвенировали геном Пино Нуар.
Geçen sene İtalyanlar ve Fransızlar ortaklaşaבשנה שעברה הצרפתים והאיטלקים הכריזו
Geçen sene İtalyanlar ve Fransızlar ortaklaşaالعام الماضي اعلن الفرنسيون والايطاليون
Geçen sene İtalyanlar ve Fransızlar ortaklaşaピノ・ノワールの配列解読に 成功したと発表しました
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.Alle aber, die gläubig waren geworden, waren beieinander und hielten alle Dinge gemein.
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.A všetci veriaci boli spolu a mali všetko spoločné.
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.A wszyscy, którzy uwierzyli byli pospołu, i wszystkie rzeczy mieli spólne.
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.De gelovigen deelden ook alles met elkaar.
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.Ja kaikki, jotka uskoivat, olivat yhdessä ja pitivät kaikkea yhteisenä,
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.믿는 사람이 다 함께 있어 모든 물건을 서로 통용하고
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.Men alla de som trodde höllo sig tillsammans och hade allting gemensamt;
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.Mindnyájan pedig, a kik hivének, együtt valának, és mindenük köz vala;
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.Og alle de troende holdt sig sammen og hadde alt felles,
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.Og alle de troende holdt sig sammen og havde alle Ting fælles.
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.Orang-orang percaya itu semuanya terus bersatu dan apa yang mereka punyai, mereka pakai bersama-sama
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.Phàm những người tin Chúa đều hiệp lại với nhau , lấy mọi vật làm của chung .
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.Phàm những người tin Chúa đều hiệp lại với nhau, lấy mọi vật làm của chung.
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.Todos os que criam estavam unidos e tinham tudo em comum.
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.Toţi cei ce credeau, erau împreună la un loc, şi aveau toate de obşte.
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.Tous ceux qui croyaient étaient dans le même lieu, et ils avaient tout en commun.
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.Tutti coloro che erano diventati credenti stavano insieme e tenevano ogni cosa in comune
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.Všickni pak věřící byli pospolu, a měli všecky věci obecné.
İmanlıların tümü bir arada bulunuyor, her şeyi ortaklaşa kullanıyorlardı.Vsi pa, ki so bili sprejeli vero, so bili skupaj in vse so imeli skupno;
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod