Ana içeriğe geç
Sözlük

ortaklaşa ile cümle

ortaklaşa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bu proje üzerinde ortaklaşa çalıştılar.Au lucrat împreună la acest proiect.
Şarkı James Bond'un söz yazarı Don Black'le ortaklaşa yazıldı.A dalt Don Black-el, a James Bond című film zeneszerzőjével közösen írta az énekes.
Feodalizm, ruhbanlıkla ortaklaşa işleyen aristokrasi ve Ulus devlet ile karakterize olmuştur.Ez csak az arisztokráciával vegyes államformákban lehetséges Arisztotelész szerint.
Bolivya ile Peru 1873 yılında Şili'ye karşı ortaklaşa gizli bir antlaşma yapıyorlardı.1873-ban Peru kölcsönös segítségnyújtási szerződést kötött Bolíviával.
İkinci tekli Avustralyalı pop ikonu Kylie Minogue ile ortaklaşa yapılan "Kids" teklisiydi.Az album második kislemeze, a Kids az ausztrál pop-ikonnal, Kylie Minogue-val közösen készült.
Ortaklaşa performans sergiledikleri müzik geleneği zaten Helmholtz evinde kurulmuştur.A közös zenélés hagyománya a Helmholtz-házig nyúlt vissza.
Bu bakanlıklar 60-60 kişilik heyetler tarafından ortaklaşa yönetildi.Ezen tárcák közös irányításáról 60-60 fős delegációk gondoskodtak.
Okul, Litvanya ile ortaklaşa bir Comenius Projesi yürütmüştür.Koulu on mukana Comenius-projektissa.
Birçok projede ortaklaşa çalışmalarda bulunurlar.Monet osallistuvat kehitysyhteistyöhön erilaisissa projekteissa.
The CW, programlarını UPN ve The WB ile ortaklaşa yayınlamaktadır.Uusi yhteisyritys alkoi näyttää The WB:n ja UPN:n ohjelmia.
Bu tür ortaklaşa şairlik Waka (cevap şiiri) olarak da anılıyordu.Αυτή η μορφή της ομαδικής ποίησης ήταν γνωστή και σαν ουάκα (ποίηση ερωταπόκρισης).
Kibutz, ilke olarak çocukların yetiştirilmesini ve eğitilmesini ortaklaşa yapar.Kasper Købke lægger stor vægt på i forbindelse med workshops at oplære og inspirere børn.
İlk İngilizce kitaplar Airbus ile ortaklaşa Paris Air Show 2017'de yayınlandı.2017: De første bøkene på engelsk, utviklet i samarbeid med Airbus, dukker opp på Flystevnet i Paris.
İmparator Caligula, 41 yılında Senatoryal sınıfın ve muhafızların ortaklaşa bir komplosu sonucu öldürüldü.I 41 ble Caligula myrdet av konspiratører fra senatorenes klasse og fra livvakten.
The CW, programlarını UPN ve The WB ile ortaklaşa yayınlamaktadır.Denne joint venture skal sende programmer fra både The WB og UPN.
2002 Dünya Kupası'nı ise Güney Kore ve Japonya'nın ortaklaşa düzenlemesine karar verildi.Et unntak ble gjort til VM i 2002, da Sør-Korea og Japan arrangerte sammen.
Çeşitli ulusal kütüphanelerin ortaklaşa oluşturduğu ve OCLC tarafından yönetilen bir projedir.Det er et fellesprosjekt mellom flere nasjonalbiblioteker og driftes av Online Computer Library Center (OCLC).
Burada unutulmaması gereken konu şu: Golf sahalarını ortaklaşa kullanıyoruz.I tillegg ble partene enig om at det ikke var nødvendig å nevne «tilleggskrigsbonusen» i certepartiet.
Yasa, ortaklaşa Dışişleri Bakanlığı (DFA) ve Göçmenlik Bürosu (BI) tarafından uygulanır.Luật này được cùng thực thi bởi Bộ Ngoại giao (ĐFA) và Cục Nhập cảnh (BI).
Ortaklaşa performans sergiledikleri müzik geleneği zaten Helmholtz evinde kurulmuştur.Truyền thống tấu nhạc với nhau vốn bắt nguồn từ gia đình của Helmholtz.
Editörlüğü Denis Diderot ve Jean le Rond d'Alembert (1759 yılına kadar) tarafından ortaklaşa yapılmıştır.Cuốn sách này được Denis Diderot và cho đến năm 1759, có Jean le Rond d'Alembert cùng biên tập.
Çeşitli ulusal kütüphanelerin ortaklaşa oluşturduğu ve OCLC tarafından yönetilen bir projedir.Đây là một dự án liên hợp giữa một số thư viện quốc gia và do Online Computer Library Center (OCLC) điều hành.
Olgu imge olabilmek için imgelenenle ortaklaşa bir şey taşımalıdır.ぬ~べ~が浮遊霊を強制成仏させたことで事なきを得る。
İki şirketin ortaklaşa geliştirdiği FADEC'in testi 1985 yılında başladı.合作项目FADEC始于1985年。
İmparator Caligula, 41 yılında Senatoryal sınıfın ve muhafızların ortaklaşa bir komplosu sonucu öldürüldü.בשנת 41, קליגולה נרצח על ידי קונספירטורים ממעמד הסנאטורים ומהמשמר.
Ancak bu devletin devlet başkanlığı bu iki ülke arasında ortaklaşa yapılmaktadır.От друга страна, председателят на Съвета може също да бъде представен в една от другите две държави.
20. yüzyıl'dan itibaren her iki anlayışın ortaklaşa yansıtıldığı eserler üretilmiştir.През началото на XX век двете читалища се обединяват.
Tek kovalent bağ, iki atom tarafından bölünmüş yani ortaklaşa kullanılan bir elektron çiftinden ibarettir.Прости, ако между двата атома е образувана само една обща електронна двойка.
Bugün işçi denetiminde bulunan birçok fabrika ortaklaşa işletiliyor ve bütün işçiler aynı maaşı alıyor.Mnoge preuzete/ozdravljene tvornice djeluju kao zadruge i svi radnici primaju istu plaću.
The CW, programlarını UPN ve The WB ile ortaklaşa yayınlamaktadır.Stanica je nasledovníkom kanálov The WB a UPN.
Bu Avrupa şampiyonası ilk kez iki ülkenin ortaklaşa düzenlediği bir turnuva olmuştur.Prvýkrát tak turnaj majstrovstiev sveta spoluhostili dve krajiny.
Ulusal final, yapım şirketi Raab TV tarafından ortaklaşa üretilecek.Oddaja Premagaj slavnega (Schlag den Star) je tudi producirala Raab TV.
Daha sonra tüm filmlerinin senaryolarını ya kendi yazdı ya da ortaklaşa yazdı.Vėliau tekstus rašė jos tėvo kolegos arba ji pati.
İmparator Caligula, 41 yılında Senatoryal sınıfın ve muhafızların ortaklaşa bir komplosu sonucu öldürüldü.41 m. Kaligulą nužudė sąmokslininkai senatoriai ir pretorionai.
Japon fizikçi Takaaki Kajita ile ortaklaşa 2015 Nobel Fizik Ödülü'ne layık görülmüştür.2015. aastal anti talle ja Takaaki Kajitale Nobeli füüsikaauhind.
Ağımızla ortaklaşa olarak, 32 üye ülkemizde çevreyi izliyoruz.A Jelzésekben olvasható történetek többféle megközelítést képviselnek.
Ağımızla ortaklaşa olarak, 32 üye ülkemizde çevreyi izliyoruz.EEA seuraa ympäristön tilaa kaikissa 32 jäsenmaassa yhteistyössä verkostonsa kanssa.
Ağımızla ortaklaşa olarak, 32 üye ülkemizde çevreyi izliyoruz.Gemeinsam mit unserem Netzwerk beobachten wir die Umwelt in unseren 32 Mitgliedstaaten.
Ağımızla ortaklaşa olarak, 32 üye ülkemizde çevreyi izliyoruz.L’Agenzia monitora l’ambiente nei 32 paesi membri in collaborazione con la sua rete.
Ağımızla ortaklaşa olarak, 32 üye ülkemizde çevreyi izliyoruz.Společně s naší sítí sledujeme životní prostředí ve 32 členských zemích.
Ağımızla ortaklaşa olarak, 32 üye ülkemizde çevreyi izliyoruz.Vigiamos o ambiente nos nossos 32 países membros em parceria com a nossa rede.
Ağımızla ortaklaşa olarak, 32 üye ülkemizde çevreyi izliyoruz.Vi overvåger miljøet i vores 32 medlemsstater i samarbejde med vores netværk.
Ağımızla ortaklaşa olarak, 32 üye ülkemizde çevreyi izliyoruz.Vi övervakar miljön i våra 32 medlemsländer i samarbete med vårt nätverk.
Ağımızla ortaklaşa olarak, 32 üye ülkemizde çevreyi izliyoruz.V partnerstvu z našo mrežo spremljamo okolje v 32 državah članicah.
Ağımızla ortaklaşa olarak, 32 üye ülkemizde çevreyi izliyoruz.Παρακολουθούμε το περιβάλλον και στα 32 κράτη μέλη μας σε συνεργασία με το δίκτυό μας.
Ağımızla ortaklaşa olarak, 32 üye ülkemizde çevreyi izliyoruz.В сътрудничество с нашата мрежа ние наблюдаваме околната среда в рамките на 32-те държави членки.
Beklemedikleri şey ise Avrupa'yı ortaklaşa hafif bir nefret söylemi üzerine birleştiriyor olmaları.Quello che non si aspettavano è di unire l'Europa nell'ostilità condivisa di francesi e tedeschi.
BF: Evet. Richard'ın burada bizimle ortaklaşa çalışabileceği bir yol bulduk.BF : 그래. 우리는 리처드를 공연에 참여시킬 수 있는 방안을 찾아왔습니다.
BF: Evet. Richard'ın burada bizimle ortaklaşa çalışabileceği bir yol bulduk.בארי: כן. ולמעשה מצאנו דרך לשתף את ריצ'ארד בזה.
BF: Evet. Richard'ın burada bizimle ortaklaşa çalışabileceği bir yol bulduk.باري فريدمان : أخيراً وجدنا سبب لكي نعاقب ريتشارد عليه
BF: Evet. Richard'ın burada bizimle ortaklaşa çalışabileceği bir yol bulduk.彼はこれでもっと危険と思うに違いない
Bir araya gelip ortaklaşa çalıştığımızda olağanüstü başarılar elde edebiliriz.A když se dáme dohromady a táhneme za jeden provaz, můžeme dokázat neobyčejné věci.
Bir araya gelip ortaklaşa çalıştığımızda olağanüstü başarılar elde edebiliriz.Als we samenkomen en werken als één team, kunnen we buitengewone dingen bereiken.
Bir araya gelip ortaklaşa çalıştığımızda olağanüstü başarılar elde edebiliriz.Cuando nos unimos y trabajamos al unísono, podemos lograr cosas extraordinarias.
Bir araya gelip ortaklaşa çalıştığımızda olağanüstü başarılar elde edebiliriz.Dan saat kita bersatu dan bekerja bersama kita dapat memperoleh hasil yang luar biasa.
Bir araya gelip ortaklaşa çalıştığımızda olağanüstü başarılar elde edebiliriz.E quando stiamo tutti assieme e lavoriamo all'unisono, possiamo fare cose straordinarie.
Bir araya gelip ortaklaşa çalıştığımızda olağanüstü başarılar elde edebiliriz.És ha összefogunk, és egyként dolgozunk, elképesztő dolgokat érhetünk el.
Bir araya gelip ortaklaşa çalıştığımızda olağanüstü başarılar elde edebiliriz.In ko stopimo skupaj in delamo kot eden, lahko dosežemo neverjetne stvari.
Bir araya gelip ortaklaşa çalıştığımızda olağanüstü başarılar elde edebiliriz.Jeśli zbierzemy się razem i będziemy wspólnie pracować, możemy dokonać niezwykłych rzeczy.
Bir araya gelip ortaklaşa çalıştığımızda olağanüstü başarılar elde edebiliriz.Keď sa dáme dokopy a pracujeme ako jeden, môžeme dosiahnuť výnimočné veci.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod