Bunların ortak özellikleri adlarının "Mehmed" (Muhammed) olmasıydı. .Ses habitants se nomment les Meyruyards.
12 Temmuz 2004 tarihinde Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası bünyesinde kurulmuştur.Une loi du 14 janvier 2004 encourage et protège réciproquement les investissements.
Bu dersler ikili arasında büyük bir dostluk ve sanatsal ortaklığın doğmasına neden oldu.C'est le début d'une profonde amitié et d'une collaboration entre ces deux poètes.
Bir grup insanın, kendi arasında, ortaklaşa üretmesine ve tüketmesine dayanır.Les membres d'une bande coopèrent, notamment pour chasser et partager leur nourriture.
Argumentum ad populum, ya da Ortak Tutuma Başvurma Safsatası.Les Américains parlent de pro-vie ou de pro-choix.
Bu ortak özelliklerin keşfinden sonra bu bölümlendirmeye artık doğru olarak bakılamamaktadır.Revers de la médaille, il ne perçoit plus de dividende de ces entreprises.
Ancak bu ortaklık bir süre sonra bozuldu.Cette relation a été rompue un peu plus tard.
Babası, ortaklarından Ali Emali'yi de oğluyla birlikte çalışması için dükkâna yerleştirdi.Ma envoie donc son fils, Ma Aliang (en), pour négocier.
Ayrıca ortak mülkiyetten kişisel mülkiyete doğru bir değişme olduğu ileri sürülmektedir.La composition socio-professionnelle des actifs de la commune connut aussi un profond changement.
Bouzes, ilk olarak 528 yılında, kardeşi Coutzes ile birlikte Phoenice Libanensis'in ortak dux'u olarak anılır.Bouzès est mentionné pour la première fois en 528 comme dux de Phoenice Libanensis avec Coutzès.
1934’te İnguşça’nın yazımı içinde ortak hale getirildi.En 1934, on y a inhumé la compagne de l'écrivain Aspazija.
Bu kabilelerden birçoğu ortak bir dili ve kültürü paylaşıyorlardı.Les trois royaumes partagent une culture et une langue similaires.
Birleştikleri ortak görüşlerden ikisi deizm ve hoşgörüdür.Les deux rivaux se portent pourtant un respect et une admiration mutuelle.
RSA için bir ortak anahtar bir de özel anahtar gerekir.Un jeton SecurID de la RSA Security en forme de porte-clefs.
Hatta bazı projelere ortak bile olur.En effet, certains projets peuvent être comparés à des projets manifestes.
Lehçe Korsika'da konuşulan Korsikaca ile pek çok ortak özelliğe sahiptir.Il y a tellement de belles choses à montrer en Corse...
Lost Odyssey (2007) feelplus ile ortak yapım.Son album suivant, Fauxliage (2007) est une association avec Delerium.
Kasım 1984'te, üç zengin iş adamı ortaklığı satın alarak El Nisr Yayımcılık olarak yeniden biçimlendirdiler.En avril 1980, les trois collègues ont réuni suffisamment de fonds pour produire par eux-mêmes The Rocket.
Bodleian, 2004 yılında Google ile ortaklaşa bir sayısallaştırma projesi yürütmüştür.La Bodléienne est actuellement engagée dans un projet de numérisation massive avec Google,.
Çoğu hızlı tren sisteminin ortak bir dizi özelliği vardır.Un train de passager standard comprend de nombreuses voitures de classes différentes.
Tuhaf bir biçimde bu iki insan, ortak bir amaç için birleşirler.Ces individus sont souvent rassemblés pour atteindre un objectif commun.
Blue Dragon Plus (2008) Brownie Brown ve feelplus ile ortak yapım.Blue Dragon Plus (2009), codéveloppé avec Brownie Brown sur Nintendo DS.
İlk iki nesil Ford ile yapılan ortaklık sonucunda Mercury Villager temelliydi.C'est avec la fusion de membres des deux groupes que naquit Genesis.
Kendisi burada progamın yapımcılığını yapıp, hem de söz konusu yayının ortak editörtlüğünü üstlenir.Elles assurent l’intégralité de la production du livre et ont également une activité de diffusion.
Kimi zaman ortak yaşam olarak da anılır.Ils sont parfois considérés comme une famille à part entière.
2002 yılında OECD ile bir ortaklık anlaşması imzaladı.Elle signe en 2014 un accord d'association avec l'Union européenne.
Pek çok kez şarkı sözü yazarı Chris Mosdell ile ortak çalışmalar yaptı.Il a collaboré à de nombreuses reprises avec le scénariste Antonio Segura.
Daha sonraki zamanlarda birçok ortak iş yapmışlar.D'autant plus qu'ils ont quelques fois travaillé ensemble.
Ortak bir dilden dallanan dillerin bu ayrımı hangi zamanda gerçekleştirdiğini belirlemekte kullanılır.Cette phrase n’a de sens que si vous devinez quelle est la langue utilisée pour chacune de ses parties.
Ocak 2002'de, takımın ortak menajeri oldu.En 2002, il est le manager de cette même équipe.
Saklı prosedürler genellikle ortak işlemleri (örn.Les seigneurs concèdent quelquefois des tâches administratives communes (fiefs).
İş ortaklıkları.Les partenaires de FIRMS.
AB ortak tarım politikasında reform yapılmasına karşıdır.Il milite également en faveur d'une réforme du syndicalisme en Belgique.
İnsanlığın ortak kâbusu bu kez her yerde!Le roman populaire est partout.
1998'de NATO-Rusya Daimi Ortak Konseyi kuruldu.Le Comité national russe permanent y fut institué.
Aynı yıl eniştesi Hüseyin Özyavuz ile ortak işletmeciliğe başlayarak Cevher Dökümü kurdu.En février de la même année, elle se lance dans la parfumerie en s'associant avec la société Coty.
1996 seçimlerinde parti Balad ile ortak bir liste ile seçime girmiştir.Aux élections législatives de 1996, Balad se présenta sur une liste d’union avec le Hadash.
Flickr pek çok üçüncü tarafla ortaklıklar kurmuştur.En arrière-saison de nombreux groupes fréquentent le site.
JVC, 2. Dünya Savaşı sırasında yabancı ortakları ile ilişkilerini kopardı.JVC coupa ses liens avec RCA au début de la Seconde Guerre mondiale.
Şarkı James Bond'un söz yazarı Don Black'le ortaklaşa yazıldı.Ce cycle de chanson fut écrit par le parolier Don Black.
Bu ortaklıkla beraber British American Magazine adlı dergi ilk yayınları oldu.Il fait avec lui ses premières publications dans la revue britannique Deadline.
TGRT Haber, İhlas Holding iştiraklerinden İhlas Haber Ajansı ile kuvvetli yayın ortaklığı yapmaktadır.Le SNR est obtenu par le rapport des puissances signal sur bruit.
İkisi beklenmedik bir şekilde ortak olurlar.Tous deux devinrent inséparables.
Buna ortak bir deklarasyon diyebilir misiniz?Y a-t-il un nom pour désigner cela ?
İdeal veri yapılarının ortak özelliği değiştirilebilir ve esnek olmasıdır.Le sang collecté peut même s'organiser et développer sa propre membrane.
Bu kulüplerin ortak kullandığı bir stadyum bulunmaktadır: Tsirio.Maisons autour d'une église : voici Sencenac.
EPSA 24 Olağan Üye Kuruluş ve 8 Ortak Üye Kuruluş’a sahiptir.La FCPE est dotée d'un conseil d'administration de 24 membres et d'un bureau de 8 membres.
Ancak reasürans şirketleri yerine, teminata diğer sigorta şirketleri ortak olmaktadır.Contrairement aux agents généraux d'assurance, les courtiers sont indépendants des compagnies d'assurance.
General Mills, 2001 yılında Pillsbury'yi satın aldı ve ortak girişime olan ilgisini yerine getirdi.En 2001, General Mills fusionne avec Pillsbury.
1929 yılında, General Motors şirkete ortak olmuş, 1931'de hisselerin tamamını satın almıştır.En 1929, il rachète la moitié des parts de l'entreprise puis se l'approprie entièrement en 1937.
2005 yılında ortak girişim sona erdi ve TCL, Alcatel-Lucent'in yüzde 45 hissesini satın aldı.En 2005, la coentreprise est dissoute par le rachat des 45 % de parts détenues par Alcatel.
90'lı yılların başlangıcından beri, Ortak Tarım Politikası bir dizi düzenleme geçirmiştir.Depuis les années 90, l'entreprise a entrepris une politique d'internationalisation.
Film Fransa-Almanya-İsviçre ortak yapımıdır.C'est une coproduction franco-belgo-suisse.
CERND Fermilab ile ortak bir iş birliği yapma konusunda temasa geçti.Le CERN demanda au Fermilab de mettre en place une collaboration commune.
Nesneyi bir ortak kabuk gibi kullanmaktadırlar.Elles utilisent leur corolle comme une scie circulaire.
Toplumun ortak çıkarlarına karşı işlenen suçlar ölüm ile cezalandırılmalıdır.Les crimes contre l'humanité doivent être réprimés là où ils sont commis.
Ayrıca iki ülke ortak tatbikatlara katılmaktadır.Les deux pays mettent également partiellement en commun leur services de renseignements.
Protein yapıları, benzerliklerine veya ortak evrimsel kökene dayanarak sınıflandırılabilir.Les protéines peuvent être classées en fonction de la structure et de la similitude des séquences.
Ortak sayısı en fazla 50 olabilir.La note maximale est donc de 50.
Bu sütun hem Avrupa Birliği üye ülkeleri hem de Ortak Tarim Politikasının bütçelerinden desteklenmektedir.Cette répartition prend en compte la population de chaque commune ainsi que son potentiel fiscal.