Ortak bir Avrupa kimliği mümkün mü?Is a common European identity possible?
Onun onunla hiçbir ortak yanı yok.He has nothing in common with her.
Ortak paydada buluşma ve desteğimizi gösterme zamanı.It's time to come together around common values and show our support.
Tom'la hiçbir ortak yanım yok bu yüzden ne hakkında konuşacağımı bilmiyorum.I have nothing in common with Tom so I don't know what to talk about.
Bir teşhirci bir sapık için ideal bir ortak olurdu.An exhibitionist would be the ideal partner for a voyeur.
Ben her zaman seni bizim diğer ortak çalışanlarımızdan daha zeki olarak düşündüm.I've always considered you more intelligent than all our other co-workers.
Bir ortaklık anlaşmasına ulaştık.We have reached a partnership agreement.
Tom üç ders kitabını ortak yazdı.Tom has co-authored three textbooks.
Hükümet cehaleti ortadan kaldırmak için ortak çabalar sarf etmiştir.The government has made joint efforts to eradicate illiteracy.
Bu burada ortak bir tutum.That's a common attitude here.
Siz ikinizin çok ortak özelliği var.You two have a lot in common.
Biz ortak bir arkadaş aracılığıyla Boston'da buluştuk.We met in Boston through a mutual friend.
Biz ortak bir arkadaş aracılığıyla Boston'da tanıştık.We met through a mutual friend in Boston.
Tom ve Mary'nin neredeyse ortak hiçbir şeyi yok.Tom and Mary have almost nothing in common.
Tom ve Mary'nin birkaç ortak arkadaşı var.Tom and Mary have several mutual friends.
Ortak hiçbir şeyimiz yoktu.We never had anything in common.
Bizim gerçekten ortak bir şeyimiz yok.We don't really have anything in common.
Bizim ortak çok şeyimiz var.We have many things in common.
Bizim gerçekten çok ortak yönümüz var.We really have a lot in common.
O en küçük ortak paydaya itiraz etmeye çalışıyor.He's trying to appeal to the least common denominator.
Tom ve Mary'nin gerçekten pek ortak noktası yoktur.Tom and Mary don't really have much in common.
Ortak çıkarları paylaşıyor musunuz?Do you share common interests?
Ortaklar endişe duyuyorlar.The partners are concerned.
Ortaklar endişelidir.The partners are concerned.
Ortaklar kaygılılar.The partners are concerned.
Ortak çok şeyimiz var.We have a lot of things in common.
Ortak arkadaşlarımız var.We have friends in common.
Özgürlük sevgisi, Amerikan damarlarımızda akan ortak bir kan.The love of liberty is a common blood that flows in our American veins.
Tom köpeğine her zaman ortak alanlarda bir tasma takar.Tom always keeps his dog on a leash in public areas.
Tom'la pek ortak noktam yok.I don't have much in common with Tom.
Ortak yaptım.I made partner.
Tom bugün Mary ile ortak bir basın toplantısı düzenledi.Tom held a joint press conference with Mary today.
Leyla iyi bir ortak seçmekte çok kötüydü.Layla was very bad at choosing a decent partner.
Sami'nin kurbanlarının ortak bir şeyi vardı: hepsi fahişeydiler.Sami's victims had one thing in common: they were all prostitutes.
Tom'la ortak hiçbir şeyim yok.I have nothing in common with Tom.
Benimle çok ortak yanınız var.You have a lot in common with me.
Seninle çok ortak yanım var.I have a lot in common with you.
Tom'la bir sürü ortak yanım var.I have a lot in common with Tom.
Tüm oyunlar tarafından paylaşılan ortak özellikler yoktur.There are no common properties shared by all games.
Bu iki türün ortak özelliği nedir?What do these two species have in common?
Tom ve Mary'nin ortak çok şeyleri var.Tom and Mary have many things in common.
Ortak değerlikli bağ nedir?What is a covalent bond?
Ortak bağ nedir?What is a covalent bond?
Tom ve Mary'nin ortak noktası nedir?What do Tom and Mary have in common?
Bireysel suçların sonucunun ortak cezalandırma olması gerekir.The consequence of individual crimes should be collective punishment.
Leyla'nın, anne ve babası ile hiçbir ortak yanı yoktu.Layla had nothing in common with her parents.
Sami'nin suç ortakları vardı.Sami had co-conspirators.
Biz iş ortaklarıyız.We're business partners.
Tom ve Mary'nin ortak bir yönü var.Tom and Mary have something in common.
Tom ve benim pek ortak noktamız yok.Tom and I don't have a lot in common.
Tom'un ve Mary'nin ortak hiçbir özelliği yok.Tom and Mary have absolutely nothing in common.
Tom'un Mary ile ortak bir yanı yoktu.Tom had nothing in common with Mary.
Tom ve senin çok ortak yönünüz var.Tom and you have a lot in common.
Tom nasıl bir ortak oldu?How did Tom get to be a partner?
Sami'nin suç ortakları da hapishanede ona katıldı.Sami's accomplices also joined him in prison.
Sami yeni bir ortak bulmak istedi.Sami wanted to find a new partner.
Sandığımdan daha çok ortak noktamız var.We have more in common than I expected.
Karımla ortak bir banka hesabım var.My wife and I have a joint bank account.
Karımın ve benim ortak bir banka hesabım var.My wife and I have a joint bank account.
Tom ve Mary ortaktır.Tom and Mary are partners.