Onların ortak bir yönü var.They have one thing in common.
Çok fazla ortak noktamız var.We have so much in common.
Çok fazla ortak yanımız var.We have so much in common.
Ortak hiçbir noktamız yoktu.We had nothing in common.
Bizim ortak başka bir şeyimiz var.We have something else in common.
Ortak çok şeyimiz olduğundan eminim.I'm sure we have a lot in common.
İkinizin ortak çok şeyi olmalı.You two should have a lot in common.
Kocam ve benim ortak bir banka hesabımız var.My husband and I have a joint bank account.
Onların bizimle ortak yönü yok.They have nothing in common with us.
Ortak bir arkadaşımız var.We have a mutual friend.
Ortak olmalıyız.We should be partners.
Biz rakibiz, ortak değil.We're competitors, not partners.
Her ikisi de "hayat ortak bir girişimdir" dediler ve evlenmeye karar verdiler."Life is a joint venture", both said, and decided to marry.
Sanırım bir sürü ortak noktamız var.I think we have a lot in common.
Avrupa'nın ortak bir dili var mı?Does Europe have a common language?
Amerikan İngilizcesi Avrupa'nın ortak dili oldu mu?Has American English become the common language of Europe?
Ortak birçok şeyimiz var.We have a lot in common.
Bizim ortak çıkarlarımız var.We have common interests.
Tom ve benim düşündüğümden daha çok ortak yönümüz var.Tom and I have a lot more in common than I thought.
Onunla çok ortak noktam yok.I have nothing much in common with him.
Ortak hiçbir şeyimiz yok.We've got nothing in common.
Siz ikinizin ortak bir şeyi yok.You two have nothing in common.
Ortak çok arkadaşlarımız var.We have a lot of friends in common.
Çok az ortak yanımız var.We have very little in common.
Bir sürü ortak noktamız var.We've got a lot in common.
Ayrı hesapların mı yoksa ortak hesabın mı var?Do you have separate accounts or a joint account?
Senin ve Tom'un ortak çok şeyiniz var.You and Tom have a lot in common.
Tom ve benim ortak çok şeyimiz var.Tom and I have a lot in common.
İran ve Rusya ortak bir banka kuracak.Iran and Russia will establish a joint bank.
Tom ve erkek kardeşinin çok az ortak yanı var.Tom and his brother have very little in common.
Dokulu sebze proteini, ortak bir et yerine kullanılır.Textured vegetable protein is a common meat substitute.
Scrooge ve Marley kimbilir kaç senedir ortaktılar.Scrooge and Marley were partners for I don't know how many years.
Onların ortak amacı projeyi başarılı yapmaktı.Their common aim was to make the project successful.
Ortak yönlerimiz var, Tom ve ben.We have things in common, Tom and I.
Bizim asla çok ortak noktamız olmadı, sen ve ben.We never had much in common, you and me.
Zaten çok ortak noktamız olduğuna memnun oldum.I'm glad we already have so much in common.
O, ortak bir bilgi.That's common knowledge.
Tom ikinizin çok ortak şeyi olduğunu söylüyor.Tom says the two of you have a lot in common.
Yabancılaşma yirminci yüzyıl edebiyatının ortak bir teması.Alienation is a common theme of twentieth-century literature.
İlk bakışta görülebilenden daha çok ortak yönümüz var.We have more in common than can be seen at first sight.
Bizim halkların ilk bakışta görülebilenden daha çok ortak yönleri var.Our peoples have more in common than can be seen at first sight.
Bir ortak buldun mu?Did you find a partner?
Ortak olmak istiyordum.I wanted to participate.
Bunu ortak bilgi olduğunu düşünüyorum.I think that's common knowledge.
Üniversitedeki son yılımda, ortak bir arkadaş aracılığıyla Tom'la tanıştım.In my senior year of college, I met Tom through a mutual friend.
Onlarla ortaklaşa araba kullanıyorum.I carpool with them.
Onunla ortaklaşa araba kullanıyorum.I carpool with him.
Düşündüğümden daha fazla ortak yönlerimiz var.We have more in common than I thought.
Dan, ortaklarına yalan söyledi.Dan lied to his associates.
Dan ve Linda'nın ortak bir bağı vardı.Dan and Linda had a common bond.
FBI soruşturmada aktif bir ortaktı.The FBI was an active partner in the investigation.
Tom ve Mary'nin ortak bir şeyi olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom and Mary have anything in common.
Bence Tom ve Meryem'in pek ortak noktaları yok.I don't think Tom and Mary have much in common.
Bay Goat Butt bir ortak olacağını bana hiç söylemedi.Mr. Goat Butt never told me there would be a partner.
Arkadaşlar arasındaki her şey ortaktır.Between friends all is common.
Ortak çalışmaya dayalı bir çabaydı.It was a collaborative effort.
Bu Tom'la ortak yanımız.Tom and I have that in common.
Tom ve Mary işe ortak araba kullanarak gidiyor.Tom and Mary carpool to work.
Tom iyi bir ortaktır.Tom is a good partner.
Onlarla ortak bir şeyim yoktu.I had nothing in common with them.